Yargılanan 12 Eylül Değil, İki Yaşlı Generaldir – Necdet Seçer

İşçilerin Sesi - 15 Mayıs 2012 - Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

YARGILANAN 12 EYLÜL DEĞİL, İKİ YAŞLI EMEKLİ GENERALDİR

12 Eylül askeri cuntasından hayatta kalan iki emekli generalin yargılanmaya başlaması ve 28 Şubat “Post modern Darbe” sürecinde öne çıkan kimi eski subayların tutuklanması, darbeler üzerine tartışmaların yoğunlaşmasını beraberinde getirdi. AKP iktidarı, demokrasi kahramanlığına soyunur ve başta ana muhalefet partisi olmak üzere, kendisi dışındaki herkesi darbeci ya da darbe işbirlikçisi olarak suçlarken, aslında gerçekleri tersyüz ediyor.

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi, rejimin ekonomik ve siyasi açıdan tıkandığı noktada, egemen sınıfların ortak iradesinin sonucu olarak gerçekleştirildi. Darbenin ardından, işçi sınıfı mücadelesi, sosyalist ve demokratik muhalefet ezilmekle yetinilmedi; anayasa, yasalar, kurumlar yeniden düzenlendi. Liberal ekonominin ve sürekli kılınacak otoriter bir siyasi rejimin temelleri atıldı. 12 Eylül, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, siyasi rejime yapılan en köklü müdahale ve düzenlemeydi. 12 Eylülcüler, siyasi rejimi, artık bir daha askeri darbeye gerek kalmayacak şekilde yeniden düzenlediklerini, övünerek ifade etmişlerdir. Süleyman Demirel’in 12 Eylül Darbesi ile iktidardan uzaklaştırılmasına karşın, mağdur sıfatıyla, 12 Eylülcülerin yargılanmasına müdahil olmamasının ardında bu gerçek yatmaktadır. Çünkü egemen sınıfların bir temsilcisi olarak Demirel gayet iyi bilmektedir ki, 12 Eylülcüler, kendisinin yapmak isteyip de gerçekleştiremediklerini hayata geçirmişlerdir.

AKP hükümeti dâhil, daha sonra gelen bütün siyasi iktidarlar, 12 Eylül Yönetiminin siyasi rejime kazandırdığı hukuksal çerçeveyi ve kurumları kullanarak ülkeyi yönetmişlerdir ve yönetmektedirler. Anayasasından yüzde on seçim barajına, YÖK’ten örgütlenme ve grev yasaklarına kadar, 12 Eylül’ün tüm izleri toplumsal ve siyasi yaşamda canlıdır. Bu hukuksal ve siyasi çerçeveye sahip çıkanlar 12 Eylül’ü yargılayamazlar. Yargıladıkları, sadece, ölüm döşeğindeki iki yaşlı emekli generaldir.

AKP DARBELERİN ÜRÜNÜDÜR

12 Eylül Yönetimi, bir ideolojik çerçeve olarak, Türk-İslam sentezinin toplumda egemen olmasına çalışmıştır. Egemen sınıfların daha önce de başvurduğu bir silah olarak, dinsel gericiliği, sosyalizmden etkilenen toplumsal muhalefeti etkisizleştirmek için kullanmıştır. Bugün nasıl AKP hükümeti, “dindar nesiller yetiştirme” hedefiyle, okullara seçmeli Kuran dersi koyuyorsa, 12 Eylülcüler de, tam da aynı mantıkla, din derslerini okullarda zorunlu hale getirmişlerdir. Kısacası, 12 Eylül Yönetimi, ülkede siyasi İslam’ın yeşerip gelişmesi için uygun bir kültürel ortam yaratmış, kitleleri muhafazakârlaştırarak AKP benzeri partiler için kitle tabanı oluşmasının önünü açmıştır.

28 Şubat “Post modern Darbesi” ise, uygulayıcılarının da ifade ettiği gibi, siyasi yaşama yönelik bir ”balans ayarıdır”. Bu darbenin hedefi, bir ölçüde de olsa, batı emperyalizmi ve büyük sermaye karşıtı eğilimler taşıyan siyası İslamcı partinin yönetimden uzaklaştırılmasıdır. İşte 28 Şubat darbesinin ardından siyasi İslamcı parti bir bölünme yaşamış, bugünkü AKP’yi oluşturan kadrolar, kendilerinin ifadesiyle “milli görüş gömleğini çıkararak” emperyalistlere ve büyük sermayeye yanaşmışlardır. Bizatihi AKP’nin oluşumu, 28 Şubat’ın bir sonucu ve “zaferidir.” Kısacası, darbelerin oluşturduğu zeminden beslenen, darbelerin baskısıyla kendine biçim veren ve darbelerin yarattığı antidemokratik, otoriter zemin üzerinde siyaset yaparak, despotik bir yönetim oluşturan AKP iktidarı, darbeleri yargılayamaz. Yaptığı, bir yandan birkaç darbecinin “kulağını çekerek” demokrasi havarisi kesilirken, diğer yandan askeri bürokrasiye, kendi iktidarına karşı böylesi bir girişimde bulunmamaları için gözdağı vermektir.

Darbeleri, ondan beslenenler değil, ancak onun gerçek mağdurları yargılayabilir. Bu da işçi sınıfı ve demokratik, sosyalist muhalefettir. Onların da, darbe öncesiyle karşılaştırıldığında, çok zayıf ve örgütsüz oldukları dikkate alındığında, 12 Eylül ve 28 Şubat yargılamalarının bir tiyatro gösterisi olmaktan öteye gidemeyeceği ortaya çıkıyor.

İşçilerin Sesi Gazetesi (Yeni Seri) Sayı 2’den alınmıştır. Mayıs 2012

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 12 Eylül Davası /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.