Teşvik Paketi: İşçilere Yoğun Sömürü – Necdet Seçer

İşçilerin Sesi - 16 Mayıs 2012 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Hükümetin Teşvik Paketi:

Patronlara daha çok kar, İşçilere Yoğun Sömürü

Türkiye ekonomisi iki yıl üst üste yüzde sekizi aşan oranda büyümesine karşın, ciddi zaaflar ve kırılganlıklar taşıyor. Bunlardan en önemlisi, ekonomik büyüme ve ihracattaki artışla doğru orantılı olarak artan cari açıktır. Diğeri ise büyümenin esas olarak tüketici talebinden kaynaklanması, dolayısıyla ekonomideki tasarruf yetersizliğidir. Hükümet, ekonomideki bu zaafları gidermek düşüncesiyle, bazı yatırımı teşvik kararları açıkladı. Bunları, genel teşvikler, bölgesel teşvikler, büyük yatırımlara dönük teşvikler ve stratejik yatırımların teşvik edilmesi olarak sıralayabiliriz. Burada amaç, üretim maliyetlerini düşürüp kârları arttırmak suretiyle, yerli ve yabancı sermayeyi ülkede yatırım yapmaya teşvik etmektir. Yüksek enerji fiyatları veri kabul edildiğinde, hükümetin, üretim maliyetlerini düşürmek için elindeki biricik koz, işçilik maliyetlerini düşürmek ve patronlardan alınan vergileri kaldırmaktır. Teşvik tedbirleri de bunu içeriyor.

Birinci olarak, patronların bu yatırımlardan elde ettikleri kazançları vergilendirilmeyecek. İkinci olarak, işçilerin sosyal güvenlik primlerinin işveren paylarını devlet üstlenecek. Bunlara ek olarak, işçilik maliyetlerini düşürmeye yönelik, halen masada olan tedbirler var. Bunları, bölgesel asgari ücret, kıdem tazminatının kaldırılması(fona devredilmesi) ve İş Kanununun 2.maddesinde yapılacak değişiklikle, artık herkesin taşeron işçisi olmasının önünün açılması olarak sıralayabiliriz. Sonuç olarak, teşvik tedbirleri esas olarak işçilerin daha yoğun sömürülmesini getiriyor. Bunların bir kısmı, düşük ücret, güvencesiz çalışma, kazanılmış hakların ellerinden alınması gibi, doğrudan işçi sınıfını vuruyor. Diğerleri de, devletin gelirlerini azaltması ya da giderlerini arttırmaları dolayısıyla, dolaylı olarak emekçi sınıfları vuracak. Bu tedbirler sonucu ortaya çıkacak bütçe ya da sosyal güvenlik açıkları, ya petrol, elektrik, doğalgaz gibi temel girdilere zam yapılarak ya da eğitim, sağlık gibi sosyal yardımlar kısılarak kapatılmaya çalışılacak. Böylece işçi ve emekçiler daha da yoksullaşacak.

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ TEŞVİK EDİLİYOR

Hükümet, ekonomideki tasarruf açığını kapatmak için bireysel emeklilik sistemini devreye sokup, bir tür zorunlu tasarruf tedbirlerini hayata geçiriyor. Sosyal Güvenlik Yasasında dört yıl önce yapılan değişiklikle, hem emeklilik koşulları zorlaştırıldı hem de emekli maaşları sadaka düzeyine indirildi. Çalışanlar, bu durumu telefi etmeleri için Bireysel Emeklilik Sistemine ayrıca prim ödemeye zorlanıyor. Bu durum şimdiye kadar vergi indirimleri sağlanmak suretiyle teşvik ediliyordu. Şimdi ise, çalışanların bireysel emeklilik primlerinin dörtte birinin devlet tarafından karşılanması öngörülüyor. Buna karşılık, bugüne kadar uygulanan vergi indirimi kaldırılıyor. Yani devlet bir eliyle verdiğini diğer eliyle geri alıyor. Bireysel emeklilik sisteminde biriken fonların yatırıma dönüştürülmesi, böylece ekonomideki tasarruf açığının kapatılması düşünülüyor. Ancak bu sistem iki temel zaafı içinde barındırdığından, beklentilerin karşılanması zor görünüyor. Birinci olarak, aldığı ücretle temel gereksinimlerini karşılamakta zorlanan, ayın sonunu zor getiren, kredi kartlarına dayanan geniş ücretli emekçi kesimin bir de bireysel emeklilik sistemine prim ödemesi hayaldir. Bu sisteme prim ödeyebilecek kişiler ya yüksek ücretli emekçiler ya da diğer gelir sahipleridir. Bunların sayısı da son derece sınırlıdır. İkinci olarak, çeşitli ülke ekonomileri, Bireysel Emeklilik Şirketlerinin mezarları ile doludur. Yani, birçok ülkede çok sayıda Bireysel Emeklilik Şirketi iflas etmiş, bunun sonucu halkın tasarrufları batmıştır. Bu durum, sisteme girme eğilimindeki yurttaşları caydırıcı bir rol oynuyor.

“GÜNEYDOĞU’YU ÇİN YAPACAĞIZ”

Sanayi Bakanına ait olan yukarıdaki söz, teşvik kararlarının ardında yatan hedefi tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Bugün ülkeyi ucuz Çin malları sarmıştır. Bu durumla rekabet edemeyen birçok firma ve sanayi kuruluşu ya batmış ya da kapanarak sermayesini, yatırımın daha kârlı olduğu ucuz emek cennetlerine taşımıştır. Tanınmış bir markaya ait olmasına karşın ucuza satılan bir giyim eşyasının etiketine baktığımızda, bunun Mısır, Bangladeş, Hindistan vb. gibi ülkelerde üretildiğini görürüz. İşte son teşviklerle, bu ülkelerde yatırım yapan yerli ve yabancı sermaye ülkeye davet ediliyor.

Burada özellikle Kürtlerin yaşadığı bölge öne çıkıyor. Bölge, halkının yoksulluğu, işsizliğin yoğunluğu ve genç nüfusun fazlalığı yüzünden, patronlar ve hükümet tarafından ucuz işçi cenneti olarak görülüyor. Burada yaşayan emekçilerin düşük ücretler karşılığında uzun sürelerle çalışmaya razı olacağı umuluyor. Bölgeye özel önem verilmesinin ardında siyasi nedenler de var. Çok düşük ücretler verilerek de olsa, geniş Kürt halk kitlelerinin iş ve aşa kavuşmalarının, onları siyasi ve ekonomik açıdan sisteme bağlayacağı, Kürt siyasi hareketinden ve mücadelesinden uzaklaştıracağı, kültürel ve siyasi taleplerinden vazgeçmelerini sağlayacağı düşünülüyor. Burada, hükümetin “bir taşla iki kuş vurma” hedefi açıkça görülüyor. Hem bölge ucuz emek cenneti haline getirilerek, sermaye sınıfının kârları artacak hem de Kürtlerin mücadelesi etkisizleştirilerek, Kürt sorunu “çözülmüş” olacak. Bu varsayım gerçek olgulara dayanmıyor. Birinci olarak, kendi kimlik talepleri için devlete başkaldıran bir halkın yoğun sermaye sömürüsüne uysalca boyun eğeceği kuşkuludur. İkinci olarak, ulusal taleplere sahip çıkılmasında ekonomik durum belirleyici değildir. Bugün, ulusal talepleriyle İspanya hükümetini sıkıştıran Bask halkının ülkenin görece en zengin kesimini oluşturduğu unutulmamalıdır.

Bölgesel teşviklerin yanı sıra, büyük çaplı yatırımlar ya da stratejik yatırımlar için de yol açılıyor. Böylece, geçmişte döviz ödenerek ithal edilen ve cari açığın dev boyutlara ulaşmasına yol açan temel tüketim malları, ara malları ve yatırım mallarının artık ülkede üretilmesi sonucunda, açığın ciddi ölçüde azaltılması planlanıyor. Ancak ülkenin, üretimin temel girdisi olan enerji bakımından tamamen dışa bağımlı olması ve sürekli yükselme eğilimi taşıyan enerji fiyatlarına mahkûm yapısı, hükümetin hesaplarını bozuyor. Ayrıca bölgenin siyasi açıdan sorunlarla dolu olması ve halen sürmekte olan sıcak çatışmaların daha da boyutlanma olasılığı, sermayeyi korkutuyor. Siyasi iktidarın bu çatışmalı ortama müdahil olma yönündeki gayretkeşliğini de, olumsuz bir faktör olarak not etmek gerekiyor. Sonuç olarak, hükümetin büyük tantanalarla açıkladığı yatırım teşvik tedbirlerinin, sermayedarlar tarafından karşılık bulması mümkün görünmüyor.

İşçilerin Sesi Gazetesi (Yeni Seri) Sayı 2’den alınmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Yeni Teşvik Paketi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.