AKP’nin Grev Düşmanlığı ve Hava-İş

Seyfi Adalı - 18 Mayıs 2012 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

AKP’nin Grev Düşmanlığı ve Hava-İş

Toplu İş İlişkileri Yasası Kanun Tasarısının 64. Maddesine son dakika eklenen bir maddeyle sivil havacılık işkolunda grev anında  işverene faaliyetlerini kısmi (yüzde 40)  sürdürme hakkı tanımıştı. Bu madde tam olarak şöyle diyordu:

“Hava ulaşımı alanında faaliyet gösteren işyerleri veya işletmelerde grev esnasında işveren faaliyetin yüzde kırkını sürdürebilir. Bu durumda, çalışacak işçilerin sayısı, niteliği ve çalışma yerleri, işyerinde veya işletmede çalışan işçi sayısına göre işveren tarafından belirlenir.”

Ancak bu düzenleme itirazlar üzerine Meclis komisyonlarında tasarıdan çıkarıldı.

Yasa tasarısı Meclis gündemine geleceği sırada, bu kez AKP İstanbul Milletvekili Metin Külünk ve başkaca AKP’li vekiller “tüm havacılık hizmetlerinde Grev Yasağı”  getirilmesi için değişiklik önerdiler.

AKP milletvekillerinin yasa teklifi, sendika tanımını alt üst ediyor. İşvereni kolluyor. Grev hakkı olmayan bir sendikayla toplusözleşme yapmak ne kolay olurdu. (Tabii grev hakkını kullanmayan sendikalarla da toplusözleşme yapmak kolay, olacağını akılda tutmalıyız.)

AKP hükümetinin, sendikalara, grev hakkına, işçilere yönelik saldırısı yeni değil. Öyle ki, 12 Eylül ile sözde hesaplaştığını söyleyen AKP, darbenin grev yasaklarını sürdürüyor. Yetmezmiş gibi, sivil havacılık işçilerine grev yasağı getiriyor. Kamu emekçilerine toplusözleşme hakkı verirken, grev hakkı vermiyor. AKP, 12 Eylül’ün darbeci ve yasakçı siyasetini sürdürüyor.

Grev yasakları karşısında sendikalar ne yapıyor?

İlk akla gelen, birlikte bir hareket geliştirmedikleridir. Her sendika kendisiyle ilgili saldırılara kendi gücüyle  sınırlı yanıt veriyor. Ortaklaştırarak birlikte mücadeleyi gündemlerine almıyorlar.

23 Mayıs’ta KESK ve Kamu Sen ayrı ayrı grev kararı aldılar.

1 Mayıs mitingleri 3 ayrı yerde kutlandı. Sendikalar işçileri böldü.

Özcesi, sendika bürokrasisi yönetim erkini elinde bulundurmaya devam etmek  için, birleşik mücadeleyi engelliyor.

Hal böyle olunca, sermaye ve AKP işçilere saldırı gücünü kendisinde görüyor.

Grev yasağının kapsamı geniş.

Kamu emekçilerinin grev hakkı yok. Hükümet bu ay meclisten geçen yasada, kamu emekçilerine toplusözleşme hakkını kısmen tanıdı, ama grev hakkını vermedi.

Yeni yasada bankacılık, petrokimya işkolunda grev yasağı devam ediyor.

Sivil havacılık işçilerinin grev hakkı var, yeni yasayla grev hakkı işçilerin elinden alınmak isteniyor.

Sendika yasasında grev hakkının yer alması önemli; ancak yasada grev yer almasa da grev yapılabilir. Kamu emekçilerinin grevleri bunun ifadesidir. Grev yasağı grev yaparak aşılabilir.

Doktorların sendikaları yok. Ama bir gün, iki gün iş bırakıyor, grev yapıyorlar. Belirleyici olan örgütlülük seviyesi ve sendika yönetimlerinin kararlılığıdır.

Hava-İş yönetimi ve Grev Hakkı

Hava-İş yönetimi grev hakkını 21 yıldır kullanmıyor. Grev hakkı işlevsiz kalmış. Sivil havacılık işçileri mücadele deneyimiyle kendi güçlerinin farkına varma şansını elde edememiştir.

Sivil havacılık işçileri Hava-İş üyesi olsa da, örgütlü bir işçi topluluğu olarak hareket etmesi için sendika sorumluluğunu yerine getirmedi. İşçilerin örgütlü olması, temsilcilerini seçebilmesi, karar sürecine katılabilmesi demektir. Bunlar Hava-İş’in işleyişinde yok. İşçilerle sendikacılar arasında “biz”, “onlar” ayrımı var.

Hava-İş yönetimi eğer gerçekten grev hakkına inanıyorsa, “Sayın milletvekilimiz, Yüce Meclisimiz” diyerek AKP’li meclis çoğunluğundan merhamet dilemekle kendisini sınırlayamaz. Şu sorulara da cevap vermeli:

Hava-İş yönetimi işçiyi Meclisin kapısına yığacak mı?

Grev yasağı tehdidine karşı grev silahını kullanacağını ilan edecek mi?

Sendikal Güç Birliği Platformuyla birlikte “grev hakkı için” mücadeleyi örgütleyecek mi?

Hava-İş yönetimi bunları yapabilir mi?

Yapmak ister belki. Ama yapamaz. Çünkü 23 yıldır sendikanın başında bulunan genel başkan ve onun yönetim anlayışı iktidara, koltuğa endeksli olduğu için, sendika içinde örgütlü bir işçi topluluğunun oluşmasına izin vermemiştir. Sendika yönetimi çıkar ilişkileri üzerine kurulmuştur.

Hava-İş yönetimi işçinin gözünde itibarını yitirdiği için, mektup yazıp, dava açmaktan başka bir şeye gücü yetmiyor. Bu nedenle de Hava-İş yönetiminin işçilere söyleyecek sözü “bizleri yalnız bırakmayın” demenin ötesine geçemiyor. Hükümetin grev yasağını dayatabilmesinin ve THY yönetiminin sözleşmeyi imzalamayıp uzatmasına fırsat veren etkenlerin arasında, sendikanın başına çöreklenen bürokratik zihniyet vardır.

Sivil Havacılık işçileri Gökkuşağı Hareketinin Hava-İş yönetimine yönelik eleştirilerindeki haklılık ve tutarlılık her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Grev / grev yasağı / Hava-İş /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.