Sevinç Altan’ın Yeni Sergisi: Bölge… Berrin Karakaş

Sol Defter- Haber - 25 Mayıs 2012 - Edebiyat/Sanat

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Bölge…

BERRİN KARAKAŞ

Radikal Hayat / 24/05/2012

NATO zirvelerinde silah pazarlıkları sürsün diye ölmeye devam ediyordu çocuklar ‘Bölge’de…

‘Yılbaşında kapı kapı şarap, ulusal bayramlarda kapı kapı bayrak’ Mustafa Sarıgül’ün 19 Mayıs’ta her eve bir bayrak projesiyle kızarmış Nişantaşı’nda, Teşvikiye Cami’nin arka kapısının tam karşısında Galeri 44A’da bir başka ‘Bölge’, Sevinç Altan’ın resim sergisindeyim. Her daim ışıltılı ve güneşli ‘Nişantaşı bölgesi’nde bir ‘karanlık’. Öyle ki sergiye girerken kulağıma çarpan bir ses şöyle diyor: “Bakalım bu siyahlığın içinden resimleri görebilecek miyiz?”

Tam da işte görelim diye var bu siyahlık. Ki bölgeye, bakmaya değil görmeye gidenler, döndüklerinde bir daha aynı olmazlar. Yükseklerden, Heronların göremeyeceğini gördüklerinde, böyle resimler yaparlar karanlık bir tuvalde, bir hedef tahtasıdır bölge. Başbakan’ın Roboski’nin suçundan sıyrılırken söylediği gibi ‘Ahmet midir Mehmet midir’ değildir, adı vardır her ölünün.

Ceylan’dır mesela. 1992’de Lice’de, koyun otlatırken havan mermisiyle vurulmuştur. 12 yaşındadır. Orda, bölgede gerçekler, sanattan dahi şüpheye düşürebilirler ressamı, yazarı, Platon’a havale edebilirler. Neyse ki Kral Tanrı’nın yüz çevirdiği yazı ve kardeşi resim unutturdukça hatırlatıyor da.

Altan’ın ‘Bölge’sine böyle baktım ben. ‘Platon’un Eczanesi’nden yeni çıkmıştım. Bir gece önce Goya’nın ‘Kara Resimler’inden ‘Yarı Batık Köpek’e bakmıştım uzun uzun. Bir gece sonra Altan’ın sergisinde kıpkırmızı bir batık kaplan vardı ‘Sınır’da, Şırnak’ta manzara olmuşluğundan kalan sırtlanlar, çakallar vardı ‘Boşaltılmış’ serisinde. Fosforlu bir ceylan bana bakıyordu karanlığın içinden…

Goya ‘Kara Resimler’i yaparken içinden İspanya İç Savaşı da geçiyordu. Altan da bir iç savaştan bahsediyordu. G. Agamben’in ‘İstisna Hali’ kitabından “Modern totalitarizm, istisna hali aracılığıyla, yalnızca siyasi hasımlarını değil, şu ya da bu nedenden ötürü siyasi sistemle bütünleştirilemeyecekleri belli olan yurttaş kesimlerinin bedenen ortadan kaldırılmasına izin veren yasal bir iç savaş olarak da tanımlanabilir” alıntısıyla.

KCK tutuklamalarından, müsebbibi hâlâ ‘sır’ Roboski’ye yaşananlar hukuksuzluktan değil, sistemin hukukunun bu olmasındandı.

Agamben, ‘İstisna Hali’ni Amerika’nın Irak işgali sonrası yazmış, toplum düzeni bahanesiyle nasıl da her türlü şiddetin mübah olduğunu anlatmıştı. Hukuksuzluğun hukuka nasıl dönüştüğünü, nasıl normalleştiğini. Altan’la bu ‘istisna hali’ni konuşurken, Chicago’da toplanmış NATO Zirvesi’nde halin devamını konuşuyordu silahlarla beslenenler. Dışarda Amerika’nın Afganistan işgali son bulsun diyenleri gözaltına alıyorlardı ‘güvenlik’ savaşçıları. Abdullah Gül Obama’yla silah pazarlığına oturmuş, insansız hava aracı Predatör’ün silahlı en gelişmiş modelini elde etmeye iknaya çalışıyordu. “Eğer bunlar tehlikeli silahlarsa, F-35, F-16’lar daha tehlikeli” diyordu. Bu pazarlık hiç bitmesin diye işte, çocuklar ölmeye devam ediyordu ‘bölge’de. Bu yüzden işte ölümlerin karşılığı da pazarlıktı. Başbakan F16’ların vurduğu 34 can için “Tazminatsa tazminat” diyebiliyordu.

‘Bölge’yi gezdikten sonra ettiğimiz sohbette Rojin Akın’la birlikte resimlerin oluşmasında da payı büyük bir rapor hazırladıklarından söz etti Altan. 1989’dan 2012’ye devletin güvenlik güçleri tarafından öldürülmüş çocuklar üzerineydi rapor. Katilleri ‘Bölge’deki resimlerde kara bulutların altında gezinen 517 çocuğa dairdi. 17’si, Başbakan’ın “Halkın, sivillerin oturduğu bir yer değil terör bölgesindeydiler” dediği Roboski’deydiler. Raporda yer alan geri kalan 500 çocuk hangi bölgedendiler peki? Van, Muş, Şırnak, Diyarbakır… Size her yer terör bölgesi.

Altan’ın ‘Bölge’sinde, tüm bunlar var işte. Her karede elinde tabancayla dolaşan bir karanlık figür var. Resme bakana bakmayan o karanlık figürler Altan’ın söylediğiyle 90’lara götürürken bizi, gözlerimizin içine içine bakan ceylan “O gün olanlar bugün hâlâ oluyorlar’ diyordu. Ve yine Agamben’den bu defa ‘Auschwitz’ten Arta Kalanlar’ kitabından bahsederek “Diyarbakır Cezaevi’nden boşaltılan köylere geride kalanların, esas tanıkların tanıklık edemeyecek halde olduklarını söyleyip ’ Hannah Arendt’ten ekliyordu: “Orada olmaması gereken bir şey oldu.” Konuşması gerekenler susarken böyle konuşuyordu işte ‘Bölge’de resimler.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Resim / Sevinç Altan /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.