KESK=Mücadele

Ömer Yıldız - 27 Haziran 2012 - Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Bir sefer de şaşırt! Diye bir söz vardır ya. Kesk’in mücadelesinde, önceki geçmişimizde bir sefer de şaşırmadık. Demokrasiden, eşitlikten, adaletten başka talebimiz olmadı. Hiçbir zaman da bu talepler kabul görmedi. Devrimci öğretmen hareketi ve 12 Eylül sonrasında Kesk öncesi ve sonrasında taleplerimiz yine bunlardı. Her seferinde Mustafa Suphi, her seferinde Deniz’e layık görülenler uygulandı. Çoğunluğun bastırılmış haliyle doğru kabul ettiği yanlışlara itiraz hep bize düştü. Hep itiraz ettik; ezildik, sürüldük, asıldık, işkence gördük yine de itiraz ettik.

Bolivya dağlarında ölenler dedik. Vietnam’da haksızlık var dedik. Filistin’de acı var dedik. Fransa’da banliyö gençlerinin çığlığını duyduk. Irak’ta tecavüze uğrayan kadınların sesini. Benzerleri ülkemizde de yaşanıyor dedik. Tüm dünyada olan biteni görürken kendi ülkemizde sessiz mi kalsaydık? Darbe yapılmadı mı deseydik? İnsan hakları ihlalleri yok mu deseydik? Memlekette zenginler fakirleri sömürüyor demese miydik? Her gün kadınlar öldürülüyor, insanlar cinnet geçiriyor, geçim sıkıntısı var demese miydik? Türkiye’de halklar var. Yaşasın halkların kardeşliği demese miydik?

Tüm dünyada olup bitene hayır derken kendi ülkemde insanların anadillerini öğrenememesine sessiz kalamazdık. İnsanların nereden gelirse gelsin şiddet görmesine sessiz kalamazdık. Her gün gencecik bedenlerin toprağa düşmesine dayanamadık. Öldürülenlerin hep fakir çocukları olması zorumuza gitti.

Biz bu sendikayı hep birlikte kurduk. Türk, Kürt, Çerkez tüm etnik unsurlar birlikte oluşturduk birlikteliği ve mücadeleyi. Kurarken düşünmedik kimliği, çünkü öyle bir derdimiz yoktu. Ne bir kimliği aşağılamak ne de yüceltmek. Tıpkı ülke kurulurken olduğu gibi.

Ezilen çoğunlukla bir kimliktense bana ne diyemezdik. Dünyadan ve ülkemizden biliyorduk ki bu işler belli bir sırayla yapılıyor. Her sırası gelen arkasına bakıyor bir gelen var mı diye? Elinden tutan, haksızlığa dur diyen. Büyük bir çoğunluk sessiz kalıyordu ve kalıyor. Sıranın kendisine geleceğini bile bile sanki çaresizlik içerisinde bir gün daha kazanabilir miyim diyor. Kesk bu açıdan farklı. Sıra gelsin gelmesin, bedeli ne olursa olsun yanlışa itiraz etti. Yapacak başka bir şeyi yoktu. Çünkü doğru tekti ve doğruyu savunmak gerekiyordu.

Son dalga ile hizaya çekilmek isteniyor. Genel başkanından başlayıp içeri aldılar. Sonraki iktidarlar yattığımız mahpusları “müze” yapar belki. Yanlışa dur demek, doğruyu savunmak erdemdir. Biz bunu yapıyoruz. Mahpuslar bizim için yapıldı. Darağaçları bize kuruldu. Yakıldık. Ne değişti? Bugün onlarca Keskliyi hapse atınca kalanlar korkar mı sandınız? Bir kere daha yanıldınız. Biz sizden gelecek kötülüklere, zulüme hazırız. Doğru için bedel ödemeye hazırız. Şaşırtmadınız. Geçmiş iktidarlar ne ise siz de osunuz. Gelip geçici unsurlar. Biz KESKiz, halkız. Binlerce yıldır biz varız ve zalimler olmuştur. Zalimler kaybolmuş, halklar kalmıştır. Yaşasın halkların kardeşliği!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: KESK /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.