Mısır: Mürsi Cumhurbaşkanı Ama Güç ve Yetki Orduda

Necdet Seçer - 16 Temmuz 2012 - Dünya

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Clinton Mısır ziyaretinde Genelkurmay Başkanı Mareşal Hüseyin Tantavi ile de bir araya geldi.

Müslüman Kardeşler Örgütünün adayı Muhammed Mursi, Mısır’ın ilk sivil Cumhurbaşkanı oldu. Seçmenlerin sadece yarısının oy kullandığı ikinci tur seçimlerde, Mursi, seçimlere katılanların yüzde 52 sinin oyunu alırken, devrik lider Hüsnü Mübarek’in son başbakanı Ahmet Şefik, yüzde 48 de kaldı. Bu sonuçlar, eski rejim taraftarlarının siyasi olarak toparlandığını gösterdi. Ancak daha önemlisi, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen öncesinde Yüksek Anayasa Konseyinin, daha önce yapılan ve siyasi İslamcıların ezici bir üstünlük kazandığı Parlamento seçimlerini iptal etmesiydi. Bunun sonucu olarak, parlamento lağvedildi ve yasama yetkisi, geçici olarak, Yüksek Askeri Konseye, yani orduya bırakıldı. Yüksek Askeri Konsey bu yetkiye dayanarak yaptığı değişikliklerle, ordunun özerk yapısını kalıcı hale getirdi. Bu değişikliklere göre, sivil siyasi otorite, ordu içindeki terfi, tayin ve görevden almalara karışamayacak, iç siyasi karışıklıklar konusunda orduya müdahale emri veremeyecek ve yine ordunun onayı olmadan savaş kararı alamayacak. Kısacası, orduyu ilgilendiren tüm konularda sivil siyasi otorite değil, Yüksek Askeri Konsey yetkili ya da son söz sahibi olacak. Buna bir de cumhurbaşkanının yetkilerinin ve yeni parlamento seçimlerinin ne zaman yapılacağının belirsiz olduğunu eklediğimizde, Muhammed Mursi’nin, en azından kısa vadede, “askeri vesayet” altında görev yapacağını öngörebiliriz.

ORDU NEDEN “KILICINI ATTI”?

Mısır’da yeni siyasi sistem kurulurken, ordunun kendisini rejim içinde en etkili siyasi güç olarak konumlandırması, sadece askerlerin siyasi ihtiraslarından kaynaklanmamaktadır. Birinci olarak, ordu, Mısır’daki en büyük ekonomik güçtür; sahibi olduğu sınaî ve ticari kuruluşlarla ülke ekonomisinin yüzde kırkını kontrol etmektedir. Dolayısıyla burada, ülkenin en güçlü kapitalist fraksiyonunun ülke yönetimine ağırlığını koyma ve bu yolla gelecekte de ekonomik çıkarlarını garanti alma çabasını görüyoruz. İkinci neden ideolojiktir. Mısır Ordusu bir yandan ülkenin en büyük kapitalist sınıfı olması dolayısıyla diğer yandan siyasi ve askeri ilişkileri vasıtasıyla, uluslar arası kapitalist sistemle bütünleşmiştir ve ülke içinde onların çıkarlarının temsilcisidir. O nedenle, önemli bir siyasi güce sahip olan siyasi İslamcıların batı karşıtı yanlarını törpülemek, ülkede kayda değer bir azınlık oluşturan Hıristiyanların geleceğini güvence altına almak, kadınların kazanımlarını korumak ve laik bir sistemin işlerliğini sağlama görevini üstlenmiştir. Bu durum, ordunun, yeni rejimde siyasi iktidarların üstünde yer almasını sağlayan yetkilerle donatılmasını gerektirmektedir.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turunda ortaya çıkan siyasi tablo, parlamento seçimlerinden bu yana, siyasi güç dengelerinin değiştiğini göstermiştir. Parlamento seçimlerinde siyasi İslamcılar (Müslüman Kardeşler ve Selefiler) yüzde 65 civarında oy almışken bu oran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda yüzde 42’ye gerilemiştir. Buna karşılık eski rejim taraftarlarının oyu yüzde 36’ya yükseldiği gibi, “milliyetçi solcu” aday yüzde 22 civarında oy toplamıştır. Mübarek rejiminin devrilmesinin hemen ardından yapılan parlamento seçimlerinde, öteden beri en örgütlü muhalefet olan Müslüman Kardeşler ezici bir üstünlük elde etmişken, geçen sürede gerek devrik rejim taraftarları gerekse de muhalifler toparlanmış ve siyasi yaşamdaki güçlerini ortaya koymuşlardır. İşte bu olgu, sivil ve askeri bürokratik sınıfı, seçimleri iptal ederek parlamentoyu lağvetme konusunda cesaretlendirmiştir.

MÜSLÜMAN KARDEŞLER BURJUVAZİNİN TEMSİLCİSİDİR

Halk kitleleri Mübarek rejimine karşı ayaklanıp Tahrir meydanını doldurduğunda ve güvenlik güçlerinin saldırısı sonucu yüzlerce kayıp verdiğinde, Müslüman Kardeşler Örgütü olaylara seyirci kaldı. Muhalefet hareketine mesafeli tutum takındı. Ne zaman Mübarek rejimi yıkıldı, o zaman ortaya çıkan siyasi boşluğu doldurmak ve örgütlü gücüne dayanarak siyasi parsayı toplamak üzere sahneye çıktı. O günden bu yana, yönetimi elinde bulunduran Yüksek Askeri Konsey ile çoğunlukla uzlaşarak, zaman zaman da sürtüşerek, iktidarı ele geçirmeye çalıştı. Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının gecikmeli olarak açıklanmasının, bu sürede Yüksek Askeri Konsey ile Müslüman Kardeşler arasında müzakereler yapılmasından kaynaklandığı söyleniyor. Muhammed Mursi’nin seçim sonuçlarını değerlendirirken yaptığı konuşmasında kullandığı uzlaşmacı dil, bu söylentiyi doğrular niteliktedir. Bundan sonra Mısır’da, siyasal açıdan, ikili bir süreç yaşanacağını öngörebiliriz. Bir yandan, egemen sınıf fraksiyonları olan, Yüksek Askeri Konsey ile Müslüman Kardeşler arasında süren iktidar mücadelesi, diğer yandan başta işçi sınıfı olmak üzere emekçiler ve yoksullar ile egemen sınıflar arasındaki siyasi mücadele. Müslüman Kardeşler Örgütünün burjuva sınıf karakteri Mısır halkı nezdinde teşhir olmuştur. Halk, artık bu örgütü, demokrasi yanlısı muhalif bir parti olarak görmemektedir. O nedenle, egemenler arası iktidar mücadelesinde taraf olmayacak, kendi bağımsız çizgisi temelinde, ekmek ve demokrasi mücadelesini sürdürecektir.

İşçilerin Sesi Gazetesi, Yeni Seri Sayı 4’ten alınmıştır.

www.iscilerinsesi.org -iscilerinsesi@gmail.com

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Mısır /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.