Pahalılık, Enflasyon, Açlık Sınırı, Asgari Ücret…

Seyfi Adalı - 4 Ağustos 2012 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Temmuz Ayı Açlık Sınırı 920 TL, Asgari Ücret (Zamlı) 673 TL

TÜRK-İŞ tarafından her ay açıklanan açlık ve yoksulluk hesaplamasının kendisi bile, işçi sınıfının içine düşürüldüğü ekonomik sefaleti gözler önüne sermektedir.

Bu araştırmaları yapan kuruluş Türkiye’nin en büyük işçi konfederasyonu. Türk-İş her ay açlık ve yoksulluk rakamlarını açıklıyor.  Rakamlar, asgari ücretle karşılaştırıldığında çok açık görülen yoksullaşmaya karşı konfederasyonun bir mücadele yürütmemesi ise “yaman bir çelişki”. Bir konfederasyon düşünün kü, bilimsel verilerle işçilerin yoksullaşmasını ölçmek ve kamuoyuna açıklamakla yetiniyor!

Rakamların çıplak gerçekliğinin yaratacağı öfkeden beklentisi olanlar yanılırlar. Öfkenin bir kitle hareketliliğine yol açabilmesi için işçilerin güvenecekleri başka işçilere, onların güveneceği işçi birliklerine, sendikalara ve siyasi partilere ihtiyaç vardır. Ancak o vakit bu çıplak rakamlar birer kortucu ve boyun eğmemize yol açan etkisi kırılır, işsiz kalırsak bunu da bulamayacağız fikirinin oluşmasını engellemeye yarayabilir.

2012 yılı Aralık ayında yeniden belirlenecek olan asgari ücretin enflasyon civarında hesaplanacağı düşünülürse, asgari ücret artışının pahalılığa yetişmesi mümkün değildir. Bu yılki ücret belirlenmesinde gösterilecek tepkinin büyüklüğü, ancak rakamlar üzerinde artırıcı bir baskı yapabilir.

Öte yandan Türk-İş’in rakamları da göstermektedir ki, enflasyona endeksli bir açıklama eksik olur. Enflasyon düşerken pahalılık artabiliyor. Yani gelirimiz artmadığı halde, fiyatlar artabilir. Fiyat endekslerinin hareketleri gelecekteki fiyat artışlarına işaret eder.

Gazeteci Güngör Uras’ın (http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=6633)  “Ayşe Teyze”sine anlatımıyla 2006’daki bir yazısında dikkat çektiği gibi, “Enflasyon, parasal artışın, mal ve hizmet arzındaki büyümeden daha hızlı artmasıdır. (Kaba anlatımla: 2 ekmek üretiliyor. Buna karşılık piyasada 2 birim para var. Her bir ekmek 1 birim paraya satılır. 2 ekmek üretilirken, piyasada 3 para birimi varsa, her bir ekmek 1.5 para birimiyle alıcı bulur. İşte bu kabaca enflasyondur. Tersi bir durum ortaya çıkarsa, piyasada 2 birim para var iken, ekmek üretimi 2’den 4’e çıkmış olsa, bu defa ekmek üretenler ya her bir ekmeğini 1/2 para birimine satmaya razı olur. Ya da satamaz.)”

Pahalılık fakirlik demek

“Pahalılık, kişinin gelirinin, fiyat artışlarının gerisinde kalmasıdır. Pahalılık görecelidir. Gelirini fiyat artışlarından daha çok artıran için (enflasyon da olsa, fiyatlar da yükselse) pahalılık yoktur. (Kaba anlatımla: Kişinin geliri 100 YTL. Ayakkabı 100 YTL. Bir yıl sonra ayakkabı 150 YTL oluyor. Kişinin geliri 100 YTL’de kalıyorsa o kişi için ayakkabı pahalanmıştır. Ama kişinin geliri 200 YTL olmuşsa, ayakkabının 150 YTL’ye satılmasıyla ayakkabı fiyatının yükselmesine rağmen, pahalılık söz konusu değildir.)

Fiyatlar mutlaka enflasyonla artmaz. Enflasyonsuz bir ortamda belli girdilerde kıtlık olur. Girdi fiyatı yükselir. Üretim teknolojisi değişir, model değişir, bir malın fiyatı artar. Kuraklık olur, ürün yetişmez. Fiyatlar artar. “

Türk-İş araştırması da göstermektedir ki, enflasyon eksi gösterse de asgari ücretli işçi ailesi için bir yılda yaşam maliyeti bir önceki yıla göre 151 TL artmıştır.

Türk-İş’in Temmuz 2012 Açlık ve Yoksulluk Araştırması

Açıklama özetle şöyle: Çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay düzenli olarak yapılan “açlık ve yoksulluk sınırı” araştırmasının 2012 Temmuz ayı sonuçlarına göre;

  • Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 919,48 lira,
  • Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarı (yoksulluk sınırı) ise 2.995,04 lira,

olarak hesaplanmıştır.

(…) Hesaplanan “yoksulluk sınırı” tutarı ücret düzeyi olmayıp, haneye girmesi gereken gelir toplamını ifade etmektedir. Ülkemizde çalışan sayısının ülke nüfusuna göre düşük olması, özellikle kadınların işgücüne katılımının yetersizliği, hanede başka gelir getirici faaliyetlerin yokluğu gibi nedenlerle, genellikle tek çalışan tarafından elde edilen ücret geliri yapılması gereken zorunlu harcamaları karşılayamamaktadır.  Hanede yaşanan yoksulluğun -kısmen bile olsa- giderilebilmesi için tek gelir kaynağı ücret üzerindeki baskı daha da artmaktadır.

Ramazan ayında mutfak harcamasında artış olmamasına karşın elde edilen gelirin ailenin zorunlu ihtiyaçları karşısında yetersiz olması “hayat pahalılığı” etkisinin sürmesine neden olmaktadır.

Geçtiğimiz aya göre Temmuz’da aylık gıda harcaması yaklaşık 5 lira gerilerken son bir yılda mutfağa gelen ek yük 46 lira olmuştur. Ailenin yaşama maliyeti ise bir önceki yıla göre 151 lira artmıştır. Önceki yılın aynı döneminde açlık sınırı 873 lira ve yoksulluk sınırı 2.844 lira olarak hesaplanmıştı.

Temmuz 2012 itibariyle mutfak enflasyonu aylık 0,59 oranında gerilerken, son oniki ayda değişim oranı yüzde 5,31 olmuştur.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: açlık sınırı / enflasyon / Pahalılık / yoksulluk sınırı /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.