Taş İş Der Yeni Yönetimi İşçilerle Buluştu

N. Cemal - 6 Eylül 2012 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

TAŞİŞDER YÖNETİMİ İŞÇİLERLE BULUŞTU

N.Cemal

Taşeron İşçileri Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nin (Taş İş Der) 16.08.2012 tarihinde seçilen yeni yönetimi işçilerle buluştu. “Şeffaf ve Demokratik Yönetim” ilkesiyle seçildiklerini açıklayan yeni dernek yönetiminden eş başkan Kamil Kadiroğlu, “yönetim sizsiniz, bizler sadece sizlerin sözcünüz olarak seçildik” dedi. Ardından da tek tek yönetime seçilen arkadaşlarını tanıttı.

“Açıklık ve işçi demokrasisini temel ilke edindik” diyen dernek yönetiminin toplantısının taşeron işçileriyle birlikte ve açık havada yapılması ilginç görüntüler oluşturdu. Çapa Temel Bilimler binasının karşısında bulunan çardakta gerçekleştirilen toplantıyı hasta yakınlarının da dışarıdan izlediğine, taşeron işçilerinin sorunlarına dikkatle kulak verdiklerine tanık olduk. Tek tanıklığımız elbette ki bu değildi, hastane özel güvenlik amirlerinin yanı sıra çok sayıda sivil polis de toplantıyı yakından izledi.

Dernek eş başkanlarından Kamil Kadiroğlu ve Emine Ermiş’in yanı sıra, Erdem Aslan ve Kadir Ağsu’da birer konuşma yaptılar. Eş başkan Emine Ermiş, “İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda neler yapabileceğimize dair çalışmalar yapıyoruz. Bu konuda hocalarımızla da görüşmelerimiz oldu ve devam edecek” diyerek bilgi verdi. “Ücret ve yol paralarımızın kesintisi bu ay da devam ediyor” diyen Emine Ermiş, “geçen ay ve bu ay yemekhaneden atılan yeni işçi arkadaşlarımız oldu ve kendileriyle temasa geçtik, şimdi de bu toplantımızdalar” diyerek, “asla sessiz kalmayacağız ve yapacaklarımıza hep birlikte karar vereceğiz” vurgusunda bulundu. “Bundan böyle bütün yönetim kurulu toplantılarımız taşeron işçisi arkadaşlarımıza açıktır” diyen Ermiş, bu yönde bir çağrı da yaptı.

Erdem Aslan ise, “Çamaşırhanede çalışan işçi arkadaşlarımızın durumu ortada. Yemekhanedeki arkadaşlarımız ise 12’şer saatten haftada 6 gün ve 72 saat çalışıyorlar. Bu ise yaklaşık olarak haftada 27, ayda 104 saat fazla çalışma demektir” dedi. “Suçumuz taşeron işçisi olmak mı? Taşeron işçileri bu sistemin günah keçileri mi?” diye soran Erdem Aslan, “Susma haykır, taşerona baş kaldır” dedi.

Taşeron işçileri, İstanbul Tabip Odası Başkanı Taner Gören’e, bugüne kadar kendilerine verdikleri destekten dolayı alkışlarla teşekkür ettiler.  “Taner hoca”ları ise yaptığı kısa konuşmasında, “Sizleri böyle görmek çok güzel. Hastane bahçesinde toplanıp sorunlarınızı tartışıyor, konuşuyor ve çözüm yolları arıyorsunuz. Bu çok iyi, bütün bunlar vermiş olduğunuz mücadelelerin bir sonucudur” dedi.

İşçilerin soruları arasında en çok olağanüstü genel kurul süreci yer almakla, bu sorulara ve yayılmak istenen spekülasyonlara somut ve belgeye dayalı cevaplar verilmekle birlikte bir noktanın altı önemle çizildi; “Eski dernek başkanının iktidar hırsına dayalı dedikodularıyla ve spekülasyonlarıyla harcanacak vakit yok, mücadele bizi bekliyor. Sendikamızla ve derneğimizle kol kola mücadeleyi yükselteceğiz!”

Yemek paydosunun sona ermesi nedeniyle toplantıya son verilirken, malum fısıltı gazetesinin yaydığı, “polisin size müdahale edeceğini duyduk” söylentileri de yerle bir edilmiş oldu.

Ekte Kadir Ağsu tarafından yapılan konuşmanın metnini sunuyoruz:

İstanbul Üniversitesi’nin Asi Ruhu, Değerli İşçi Arkadaşlarım

Hepinizin bildiği gibi TaşİşDer olarak yeni Yönetim Kurulumuzu seçtik. Yeni dernek yönetimi olarak sizlerle ilk buluşmamızı da yine çalışma ve mücadele alanımız olan Çapa’da gerçekleştiriyoruz. Birçok asılsız dedikoduya ve mücadeleci çizgimizi yıpratmaya yönelik spekülasyona rağmen, önceden olduğu gibi bugünde mücadele alanındayız ve işçi arkadaşlarımızla yan yanayız.  Kölelik düzenine ve taşeron sistemine karşı başlattığımız mücadele ve başkaldırımızda düne oranla daha deneyimli ve bilinçliyiz. 163 gün boyunca mücadelemizin sembolü olan Direniş Çadırımız, 4 günlük iş bırakma eylemimiz – Grevimiz, toplam 180 güne dayanan mücadele sürecimiz, 50’şer kişilik küçük guruplarla başlayıp 500, 700 ve 1000 kişiye uzanan kitlesel yürüyüşlerimiz, Çapa’dan başlayarak Çerrahpaşa’ya, Haseki’ye uzanan ve tüm Türkiye’ye yayılan sesiniz, sesimizdi. Bu ses bütün taşeron işçilerine umut verdi.

Hatırlayalım, yönetimle yaptığımız 5 Mayıs toplantısında ilk kez maaş kesintilerinden ve işçi çıkartmaktan söz etmişlerdi. Eski dernek başkanımız, taşeron sistemini hedef alan amaç ve mücadelemizi bilmiyormuşçasına, yönetimi ve taşeron sistemini meşrulaştıran bir soru sorarak, “İŞTEN ÇIKARILAN İŞÇİLER VE İZİNLER İÇİN BİR KOMİSYON OLUŞTURALIM, BU KOMİSYONDA TAŞERON İŞÇİLERİDE OLSUN” demişti. Bir sonraki hafta, Cem TV’de katılmış olduğu programda taşeron sistemini kabul eden ve meşrulaştıran tavır ve duruşunu daha da belirginleştirmişti. Taşeron sistemini tanıyıp kabul ederek meşrulaştıran bu tutum ve davranışıyla, eski başkanımız biz taşeron işçilerinden ve TaşİşDer’in kuruluş ilkeleri, tüzük ve mücadele anlayışından hızla uzaklaşmaya başlamıştı. Kendisini defalarca uyardık, ikaz ettik. Ama nafile, yönetim yanlısı tutumuyla ve işbirlikçi bir tarzla,  “ben başkanım ve ben ne istersem o olacak” diyerek, sormadan ve danışmadan yöneticilerle özel toplantılar gerçekleştirdi. Bu tarz ve davranışıyla da bizleri kendisine karşı tutum almaya itmiş oldu.

Bizler, kölelik düzeni denilen bu taşeron sistemine karşı mücadeleyi  büyütmek ve Türkiye genelindeki taşeron işçileriyle birleştirmek için çabalarken, önümüze çıkan yine eski dernek başkanımız oldu. Dernek yönetimini bile toplamadan, “yönetimin kararıdır” diyen yalan ve aldatmacalarıyla,  “biz başka işler yapacağız” diyordu. Peki, dernek yönetimi neden toplanamıyordu? İzah edeyim: Çünkü dernek yöneticilerinin çoğu önceden istifa etmişti. Kalanlarla da kolay kolay bir araya gelinemiyordu. Yönetim fiilen ortada yoktu ve eski dernek başkanı sanki yönetim varmış gibi tek başına kararlar alıp, kafasına göre de uyguluyordu. Uzlaşmacı ve işbirlikçi tutumuna güveniyor ve güç alıyordu. Direniş çadırını kurduğumuz günlerde, bir enkaza dönüştürülmüş olan derneğimizin ancak mücadele içinde kurtulabileceğini biliyorduk. Bunun için çabaladık, mücadele ettik ve yönetimi dahi olmayan derneğimizi yeniden bir mücadele aracına dönüştürmeye çalıştık. Mücadele alanında ve gittiğimiz her platformda derneğimizi, amacını ve tüzüğünü dile getirerek fiilen temsil ettik. Neydi bu amaç; Taşeron sistemine karşı mücadele etmek, her işçinin güvenceli ve sendikalı çalışma hakkını elde etmek!

Olağanüstü Genel Kurul’da, işçilerin alınterinin, emeğinin, ekmeğinin kesintisi olarak toplanan paralarının hesabını vermekten kaçınan bir başkanla karşılaştık. Oysa, Olağanüstü Genel Kurul kararının alındığı toplantıda “mali raporun açıklanmasını” açık ve net bir dille ifade etmiş ve karar altına almıştık. O kararı bile kendi keyfine göre karar defterine işledi ve “mali rapor vermek zorunda değilim” diyerek hesap vermekten kaçtı. Başkanlık hırsıyla ve derneği kendi malıymış gibi kullanma anlayışıyla geldiği nokta, “ben istediğimi yaparım” mertebesinde sonlandı. Bu noktada da zaten bir emek örgütünün kurumsallaşmasından ve fiili mücadeleden söz edilemezdi. Bizler ise bu gidişe dur dedik. Bunun gücünü ve yolunu bizlere gösteren ise işçi sınıfı mücadelesinin bizzat kendisi oldu. Bütün bunların, “eski başkanımızın bilgisizliğinden ve bilinçsizliğinden dolayı olduğuna” inanan iyi niyetli arkadaşlarımızın olduğunu biliyoruz. Bu arkadaşlarımıza ise artık uyanmalarını ve gerçekleri görmelerini tavsiye ediyoruz. Oyalanmaya vaktimiz yok ve haklarımızı tırpanlamaya devam edenlere karşı fiili mücadelemizi sürdürmek zorundayız.

Ücret kesintilerine karşı sendikamızla birlikte topladığımız dilekçelerimizi Rektörlüğe teslim ettik ve bu ay diğer arkadaşlarımızın dilekçelerini de toplayarak iletmemiz gerekiyor. Ayrıca, sendikamızla birlikte Çalışma Bakanlığı ve Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne de şikayet dilekçelerimizi, kitlesel basın açıklamasıyla ileteceğiz. Bunların dışında, sizlerle birlikte daha başka neler yapabiliriz diye tartışıp, görüş ve önerilerinizi alacağız. Bütün önerileri birlikte değerlendirip, birlikte karar vereceğiz. Bundan böyle söz, yetki, karar siz işçilerindir! Bu anlayışın hayata geçmesi için çalışıp çabalayacağız.

Taşeron işçilerinin yol parasını kesen yönetim, şimdi de taşeron işçilerinin servislerden yararlanmasına nasıl engel olmak istiyor. Başarabilecekler mi? Servislerden yararlanmak isteyen taşeron işçilerine, “sizlerin yol parasını ödüyoruz o yüzden de servislere binemezsiniz” diyenler ve servislerden indirenler şimdi ne yüzle karşımıza çıkacaklar? Hepimiz hastanenin asıl işçileriyiz. Müfettiş ve mahkeme kararları böyle söylüyor. Servislerden yararlanan memur ve kadrolu işçi arkadaşlarımızdan hiçbir farkımızda yok. Bu nedenle de, taşeron işçilerinin servislerden yararlanmasının önünde hiçbir engelde yoktur. Bunun için fiili bir mücadele gerekiyorsa, bunu yapacağımızdan da hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

Biz haklıyız, Biz Kazanacağız!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: TAŞ İŞ ER /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.