1 Mayıs 2010 Taksim Mitingi “Kürsü Temizliği” Davası Yarın

Sol Defter- Haber - 13 Eylül 2012 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

2010 yılı 1 Mayıs’ında kürsüden söz haklarını kullanan işçiler yargılanıyor

Davanın konusu ilginç: Kültür Bakanlığı Atatürk Kültür Merkezinin 1 Mayıs’ta kırılan camlarının parasını istiyor. Maliye’nin cevabı ve bir yığın yazışmanın sonunda cam parası kürsüden söz hakkını kullanan işçilere kesiliyor. İddianamede şöyle bir mantık yürütülmekte: İşçi söz hakkının kullandı, Türk-İş Başkanı kürsüden apar topar kaçtı, kaçarken cam kırıldı…. Sonuç: TEKEL işçisi kırılan camların parasını ödesin! Kaçarken parmağından yaralanan polis de işçilerden davacı olsun!

Bu traji-komik/tertip dava yeterince sendikal ve işçi kamuoyunun gündeminde değil.

Bunun belki bir çok nedeni var ama en belirgin olanı, miting sonrası 6 sendika işçileri kınayan bir bildiri yayınladılar ve işçiye değil, sendikal bürokrasiye sahip çıktılar! Dolayısıyla tüm konfederasyonlar (DİSK ve KESK de dahil; ki onlar kürsüden diğerleri konuşmayınca uzun uzun konuşma olanağı bulmuştu) işçilerin karşısında konum aldılar. Şİmdi görmezden gelinen bu davanın yeni bir duruşması yapılacak.

1 Mayıs 2010’da ne olmuştu?

“1 Mayıs’ta 1 Mayıs Alanındayız” sloganlarıyla 1986’dan beri ısrar ve inat eden sayıları zaman zaman birkaç binle zaman zaman daha fazlasıyla ifade edilen inatçı kitlenin emeğiyle kazanılan Taksim 1 Mayıs Meydanı, 2010 yılında ilk kez 1 Mayıs mitingine açıldı.

1 Mayıs mitingi denilince doğal olarak işçi sendikaları gelir. İşçi sendikalarının öncülüğünde bir mitingin yapılması beklenir.

Ancak 1 Mayıs Alanı için bu sendikaların bir parça KESK ve DİSK’i sayabiliriz) dışındaki 4’ü (Türk-İş, Hak-İş, Kamu Sen ve Memur Sen), 1 Mayıs’ın içeriğiyle ilgili olmadıkları gibi, her zaman da “yasal” uyarıları dikkate alarak İStanbul’da Kadıköy Meydanında “kazasız belasız” miting yapmayı seçmiştir.

1 Mayıs 2010’da Taksim Meydanı 1 Mayıs mitingine açılınca, adını saydığımız 6 sendikanın genel başkanları da alanda, kürsüde söz hakkı kullanmak istediler.

İkincisi, TEKEL işçileri (ki, AKP hükümetini 78 gün boyunca Ankara’da teşhir edip, ona zor anlar yaşattılar), Türk-İş’in hükümetin üstüne gitmeyişini ve hatta Türk-İş yönetiminden istifaya yol açan aşağıdan gelme baskıyı konfederasyonun görmezden gelmesini protesto ettikleri biliniyordu.

Sadece TEKEL işçileri değil, İstanbul Belediyesi İtfaiye işçileri, İSKİ taşeron işçileri, ATV grevcileri, UPS işçileri de sendikaların hak arayışındaki geriye basmalarına tepkiliydi.

Bu iki etken 1 Mayıs Miting kürsüsünden işçilere söz verilmesi talebini gündeme getirdi ve sendika bürokrasisi ve bürokrasinin “uzman”ları, bu talebi geçiştirdiler.

1 Mayıs 2010 mitinginin başlangıcından önce Türk-İş Genel Başkanı ile görüşen TEKEL işçileri temsilcileri “kürsüden söz” istediler ve genel başkan bunun mümkün olmadığını, programda böyle bir bölümün olmadığını söyledi.  Böylece işçilerin kendilerini ifade etmekte ısrarları için tek çıkış yolu, fiili olarak kürsüden söz hakkını kullanmalarıydı. Kürsüde bulunan KESK görevlileri işçilerin konuşmasına itiraz etmediler. Miting henüz yeni başladığı sırada ve Türk-İş başkanı konuşmaya başlar başlamaz 100 bin kişilik alan hep birlikte yuhalamaya başladı. İşçiler de kürsüden söz kullanma haklarında ısrar edince kürsü görevlileri işçilere tekme ve tokatla saldırdı, işçiler kendilerini savunup kürsüye çıktılar ve söz haklarını kullandılar. Böylece 6 sendikanın 4’ü kürsüyü terk ettiler; sadece işçiler ve ardından da KESK ve DİSK temsilcileri konuşmalarını yapabildi.

Bu işçi eyleminin etkisi 2011 yılı 1 Mayıs’ına hiçbir sendikacının konuşmaması, iki işçinin konuşma yapması biçiminde olumlu olarak yansıdı.

2012 yıl 1 Mayıs’ında ise, yine sendikacılar kürsüye çıktılar ve bıktırıcı soruşmalarını saat 16.30’a kadar sürdürdüler.

Toplumsal vicdan, işçi sınıfı kamuoyunda tasvip ve destek gören 1 Mayıs 2010 kürsüsünde işçilerin konuşma hakkı şimdi yargılanıyor.

Bu yargılama “işçilerin kürsüden sözlerini söyleme hakkının yargılanmasıdır. 14 Eylül Cuma günü saat 09.00’da İstanbul Adliyesi  20. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek davaya sahip çıkılmalıdır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 1 Mayıs 2010 /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.