12 Eylülcülerin “yargılanması” ve sol liberalizm

Seyfi Adalı - 13 Eylül 2012 - Güncel Politika / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

12 Eylülcülerin “yargılanması” ve sol liberalizm

12 Eylül 2010 referandumunun ardından “12 Eylülcüleri yargılıyoruz” kampanyası yaparak “yetmez ama evet” oyu kullanmamızı isteyen iki partiyi hatırlayan var mı?

12 Eylülcülerin yargılanmasını kendi hesabına yazarak hem AKP’ye “yetersiz” destek verecekler hem de solu tarihten silmeye yeminli 12 Eylül askeri diktatörlüğüne karşı mücadelenin de başına geçmiş olacaklardı.

“12 Eylülcülerin yargılanması” sözünün kendisi bile insanın içini kıpır kıpır yapmaya yetecekken, bundan kendisine siyasi avantaj sağlamaya kalkışılmasına sol izin vermedi. İlk duruşmaya katılımın yüksekliği ve ardından duruşmalara müdahil olma tavrı etkili oldu ve sol tarihine sahip çıktı.

Kuşkusuz 12 Eylül Davalarını biz açtık, el çabukluğunun ömrü uzun sürmedi. Yarın altıncı duruşması yapılacak olan yargılamanın devlet ve hükümet eliyle boşa çıkartılma çabalarına da karşı durmak gerekiyor.

12 Eylül Davası, mevcut hukuk çerçevesinde mümkün olanın yapılabilmesiyle sınırlı olsa da kıymetlidir. Hiç olmazsa arşivde yargılanmış olarak kalırlar diyecek kadar çıtayı aşağıya çekebiliriz. Ancak sanıklar Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya olarak kaldığı sürece, 12 Eylül’ün bir yeni vahşi sömürü rejiminin askeri adımı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmış oluruz.

Üstelik bu iki sağ kalan sanık da geride kalan beş duruşmada hazır bulunmamıştır. Yani “12 Eylül’ü yargılayacağız” diyerek referandumda soldan oy almış, “yargılanmaya izin vermiş” şimdi de “yargılamayı boşa çıkartmak” konusunda çaba içindedir. AKP hem yargılanmaya olanak tanıyıp hem de yargılanma için sanıkların mahkemeye getirilmesini Adli Tıp aracılığıyla önleyecek yetkiye sahiptir.. Hrant Dink Dava sürecini hatırlayın; farklı mı oldu?

Adli Tıp Kurumu, sanıkların mahkemeye getirilmesi halinde ”kronik hastalıkları ve yaşları nedeniyle uzun süre efor gerektiren durumlar ve stresli ortamlarda, sanıkların kardiyak-nörolojik hastalıklarının hayati tehlike yaratabileceği” ve ”doktor eşliğinde mahkemeye gelerek ifade vermeleri durumunda dahi, hayati tehlike riskinin gerçekleşmesi halinde, tıbbi müdahalenin yeterli olmayabileceği” yönünde görüş bildirmiştir.

Dolayısıyla hem yargılanma kişilerle sınırlı tutulmuş, hem onların ciddi olarak yargılanmaları sulandırılıyor hem de bu yargılanmanın kendisi, AKP hükümetinin “devlet”leşen gücünü ve uygulamalarını örtmek üzere kullanılıyor.

En başta sorduğumuz ve cevabının “EDP ve DSİP” olduğu bu iki partinin bize “yeni siyaset” olarak getirip sunduğu siyasal çizgi “inek nerde dağa kaçtı” siyasetinden başka bir şey değildir.

“12 Eylül AKP ile sürüyor”

DİSK’in “12 Eylül AKP ile sürüyor”  kampanyasının gerekçelerinde yer aldığı gibi, 12 Eylül rejimi sırasında gördüğümüz uygulamalar bugün AKP eliyle devam etmektedir. Askeri ve(kalet)sayet dahil.

  • Yargısız infaz mı istiyorsunuz? İşte size canlı bomba diye basına adı verilen iki gencin “canlıyız ama bomba değiliz” diyen basın açıklamaları.
  • Vahşi sömürü, işten çıkartmalar, grev yasakları, sendikal yetkilerin kısıtlanması mı diyorsunuz? Havacılık işkolundaki grev yasağından, geçen aya göre bu ayda artan işsizlik rakamlarına; toplu sözleşme yetkilerinin Ocak ayından beri kullandırılmamış olunmasına kadar…
  • Yasak yayın mı diyorsunuz? Hala Marks, Nazım Hikmet yasak yayınlar kapsamında…
  • Tutuklu gazeteci mi istiyorsunuz? 44 tanesinin yargılanmasının ilk duruşmaları dün sona erdi.
  • Kürt sorunu dediniz? Roboski’nin akıbeti hala meçhul!
  • Kadın haklarından söz eden var mı? Kürtaj yasağından 4+4+4’e kadar uzanan bir dizi uygulamayla karşı karşıyayız.
  • “Türk-İslam Sentezi” mi? En alası iktidarda!

İşte bu nedenle “Eyleyen özne AKP ve neredeyse bütün hayatını ona otomatik tepki vermekle dolduran bir muhalefet! Bu siyasetin toplumda bir karşılığı yok” veya  “AKP ile yatıp AKP ile kalkmasak” demek (EDP Genel Başkanı Ferdan Ergut), somut politik alanda sola, emekçiye, kadına hedef şaşırtmak olur.

AKP hem hükümet olduğu için hem de devlet üzerindeki denetimiyle birlikte ve sermayeden, ordudan, uluslararası sermayeden aldığı neredeyse koşulsuz sayılabilecek destek sayesinde “iktidar”dır.

AKP iktidarına karşı mücadele etmek küçümsenemez. Bu küçümseme tavrı, sol liberal aydınlarda 12 Eylül 2010 referandumundan beri AKP’ye desteğin devam ettiğini gösterir ki, bunda “yeni siyaset” izine bile rastlayamayız!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 12 Eylül yargılanması / sol liberalizm /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.