Okullarda Şiddet Artıyor

Ömer Yıldız - 13 Ekim 2012 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Okullarda şiddet biçim değiştiriyor. Uzun yıllar idarenin ve öğretmenlerin şiddeti ile gündeme gelen okulda şiddet şimdi öğrencilerin öğretmenlere saldırısı olarak ortaya çıkmakta. Okullarda şiddet maalesef vardı ve var. Hep olacak mı? Hayır olmayacak, olmaması lazım.Önce şiddetin okuldaki sebebini ortaya koymak lazım.

Öğretmenin uyguladığı şiddet günden güne azalıyor. Bunun sebebi caydırıcı cezalar ve bu konudaki veli duyarlılığı gösterilebilir. Artık “eti senin kemiği benim” devrinin bittiği, çocuklarının her şeyi ile kendilerinin olduğu gerçeğini dillendiren veliler çocuklarına sahip çıkmakta. Münferit de olsa gerçekleşen öğretmenin öğrenciye uyguladığı şiddet; psikolojik sorunlar, anlık öfke nöbetleri, öfke kontrol problemleri, kendi uğradığı şiddet ya da mobbingin dışa vurumu, sosyo-ekonomik durumundaki gerileme gibi pek çok sebeplerden ortaya çıkabilir. Aynı sebeplerle uygulanan manevi şiddet; hakaret etme, aşağılama, değersizleştirme, lakap takma, görmezlikten gelme gibi yöntemlerle uygulanmaktadır.

Öğretmenden öğrenciye yönelen fiziki şiddet azaldıkça manevi şiddet oranı bu oranda azalmamaktadır. Öğretmenler açıkça ifade etmese de ya da bazılarının açıkça ifade ettiği gibi “yetkilerinin ellerinden alındığını”, “mesleğe saygının kalmadığını”, “öğrencilerin öğretmenleri saymadığını” düşünmektedirler. Bu durum mevcut bakanın öğretmenlere yönelik aşağılayıcı açıklama ve demeçlerinden sonra daha da sahipsiz kalma hissi yaşamaktadırlar. Oysa eğitim camiası ne tek başına bakan ne de bir tek öğretmen, memur yada yardımcı personeldir.

Öğrencilerin uyguladıkları şiddet diğer arkadaşlarına hangi gerekçe ile yapılıyorsa öğretmene de aynı “gerekçelerle” yapılıyor. Farklı sebeplerle kızdığı için şiddet uyguluyor. Sınıfta kalmasının, arkadaşlarının yanında küçük düşürülmüş olmasının, hakarete uğradığını düşünmesinin, hayatın hep “ergen” aleyhine işlediğini düşünmesinin, hapishane gibi binaların, bilimsel olmayan eğitim sebebiyle dersi anlayamamasının, fakirliğinin, ezilmişliğinin, itilmişliğinin sebebi olarak sistemin öğrenciye en yakın kısmı olan öğretmeni görüyor.

Öğretmen farklı önceliklerden (ekonomik, idari vb.) olumsuz etkilendiğinden öğrencinin sorununu “duyamamaktadır” Kendi derdinden çocuğun/ergenin derdini dinleyememektedir. Kendisi için hapishane gibi olan dört duvar, koridor ve ruhsuz bölümlerde oluşan okul binalarının öğrenciler için “hücre” görevi gördüğünün farkına varamamaktadır. Pedagojik olmayan müfredatların anlatımında sıkıntı yaşarken öğrencinin bu sayede psikolojisinin bozulduğunu anlamamaktadır. Kendisi “fakir” olduğu halde “beterin beteri” mantığı ile “çok fakir” öğrencisine “zengin” göründüğünün, işsiz babanın işini gasp etmiş gibi göründüğünün, hatta anasının babasından, kendisinin anasından yediği dayağın sebebinin öğretmen olduğunu düşündüğünün farkına varamamaktadır.

Çözüm disiplin kurulu yönetmeliğini değiştirmek, daha ağır cezalar vermek değil. Öğretmen öğrenci daha yakın olmaktan geçer. Belki bu şartlarda zor ama aynı sıkıntıları birlikte yaşadıklarını, aynı sosyo-ekonomik çevreden olduklarını, aynı kaynaktan beslenip aynı denize aktıklarını anlatmak lazım. “Komik bir şey mi var? Biz de gülelim”, devri bitti. Artık çocuklar yokluğu yaşıyor. Bu yokluk içinde dostluğu bulamamak sorun.

Kimsenin kimseye şiddet uygulamadığı bir dünya olur mu bilemem ancak temenni etmek yerine çalışırım. Bu yüzden mağdur olan öğretmenler olduğu halde çözümün de onlarda olduğunu içeren bir yazı yazdım. Biliyorum ki başkasından daha kolay kendimi değiştirebilirim, geliştirebilirim. Başkasına kızarak, cezaları ağırlaştırarak şiddetin, suçun azaldığını da görmedim.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: eğitim şiddet öğretmen /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.