İşçi Sınıfını Bu Yasaya Sığdıramayacaksınız – DİSK

Sol Defter- Haber - 19 Ekim 2012 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu”nun işverenlerin lehine düzenlemelerle Meclis’ten AKP oylarıyla hızla geçirilmesine ilişkin açıklaması:

İŞÇİ SINIFINI BU YASAYA SIĞDIRAMAYACAKSINIZ!

Önce “Toplu İş İlişkileri” adıyla karşımıza çıkartılan, sonradan adı “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu”na dönüşen yasa tasarısı, işveren örgütlerinin hükümetle kolkol girmesi, AKP milletvekillerinin işçi sınıfına karşı fazla mesai yaparak canla başla çalışmaları ve işçilerin bir kilometre bile yanına  yaklaştırılmamaları sonucunda Meclis’ten madde madde geçiyor.

Bir kez daha gördük ki, siyasi iktidarın ve işveren örgütlerinin “sosyal diyalogtan”, “üçlü görüşmeler”den ve “sosyal tarafların mutabakatı”ndan anladıkları şey sermayenin çıkarları için Anayasal eşitlik ilkelerinin ve işçi sınıfının kazanılmış bütün haklarının bir gecede ayaklar altına alınmasından başka bir şey değildir.

İşçi ve emekçilerin örgütlenme iradesine karşı cumhuriyet tarihinin en ciddi saldırısı olan, sendikal hakları devlet kontrolünde, 3-5 sektörde, birkaç yüzbin işçi ile sınırlandırmayı hedefleyen bu kanun teklifinde AKP milletvekillerinin önergeleriyle yapılan değişikliklerin işverenlerin talebi olduğunu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı çekinmeden söyleyebiliyor.

Yapılan bu değişikliklerin anlamı şudur: Bir sosyal sınıfın başka bir sosyal sınıf üzerindeki hakimiyetini tesis etmektir ve Anayasal bir suçtur! Ve bu bir hukuk cinayetidir! Sermayeyle kolkola giren TBMM Anayasa’yı ihlal etmiştir.

Türkiye’de işyerlerinin ezici çoğunluğunun 30’un altında işçi çalıştıran işyerlerinden oluştuğu düşünülecek olursa, bu değişikliğin sendikalaşma açısından önemli bir engel olacağı ve  açıktır. TBMM’nin TOBB ve TUSKON gibi sermaye örgütlerinin baskısı doğrultusunda karar vermesi Meclis’in sınıfsal bileşimi konusunu tekrar akıllara getirmektedir.

Eğitim, sağlık, ulaştırma, inşaat, gazetecilik, turizm gibi pek çok sektörde toplusözleşmeyi imkansız kılacak olan, 30 ve altı işyerlerinde çalışan işçilerin sendikal güvencelerini dolayısıyla toplusözleşme haklarını işverenleri kırmamak adına gasp eden bir anlayışla karşı karşıyayız.

6 milyon işçi 30 ve altı işçi çalıştıran işyerlerinde çalışıyor. Bunların daha önce olan sendikal güvenceleri kaldırıldı. 30 ve üzeri işçi çalıştıran işyerlerinde ise 3 Milyon 295 bin işçi için ise toplusözleşme yapacak sendika kalmıyor. Buna göre  12 milyon kayıtlı işçinin ancak 2 milyon 700 bini sendikal hakların faydalanabilecek. Karşı karşıya bırakıldığımız trajedi budur.

Yapılan değişiklikle 30’dan az işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçilerin sendikal nedenle işten atılmaları yaptırımsız kaldı. Bu işçiler sendikal tazminat hakkından yoksun bırakıldı. Artık işverenler 30’dan az işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçileri sendikaya üye oldukları için rahatlıkla işten atabilecekler. 11 milyondan fazla işçinin 7 milyona yakını için sendikalaşmanın güvencesi kalmadı. Bu mudur sizin iledi demokrasi anlayışınız? Bu mudur sizin adaletten anladığınız?

Baraj % 3 olarak dün genel kurulda kabul edildi. Hem de komisyondan gelen taslakta % 1 olan madde değiştirilerek bu yapıldı. İlgili komisyon daha önce sendikaların 3 aşağı 5 yukarı hem fikir kaldıkları bir oranı  % 1’e yükseltti. Sonra Genel Kurul’da bu oran % 3’e yükseldi. Kademeli artış bu olsa gerek. Her köşe başında TOBB’un temsilcileri mi sizi sıkıştırdı da, bu oran her aşamada artarak bu noktaya geldi? Ayıptır!

Bakan Çelik Genel Kurul’da diyor ki, “İşverenler % 5 istedi, işçiler baraj istemedi. Biz de herkesi gördük. 0’da var  1’de var, 3’de var.”

Böyle bir zihniyet olur mu?

Kapalı kapılar ardında yaptığınız pazarlıklar sonucunda daha önce konuşulan mutabakatı yok saydınız. sendikal haklarla ilgisi olmayan TOBB’a boyun eğdiğniz.

Bahsettiğiniz oyun değil ki. 9 milyon işçinin en temel hakkını gasp ettiniz. İşverenleri kıramadıkla bunu açıklayamazsınız. Bunun adı demokrasi düşmalığıdır. Bunun adı sivil darbe hevesidir. Bunun adı işçi düşmanlığıdır.

Hani hükümet olarak ILO normlarına saygılıydınız. Hani barajlara karşıydınız. Hani özgürlükçü sendika yasası çıkartacaktınız.

İşverenler istedi diye ilk yaptığınız iş iş kanunu ile esnek çalışmayı getirmek, iş güvencesini sınırlandırmak oldu. Şimdi işverenleri kırmadığınız için sendikalaşmayı ortadan kaldırıyorsunuz. Yarın işverenleri kırmamak için kıdem tazminatını kaldıracaksınız. İşverenler dediğiniz bu toplumun %4-5’i. Siz bu zümrenin sözcüsü müsünüz? Sizi o koltuklara işçiler emekçiler taşıdı.

Hakka hukuka değil, paraya sermaye sahiplerine teslim olun mu diye sizi seçtiler…

Onların en temel hakkı olan örgütlenme haklarını yok edin diye mi sizi seçtiler?…

Bu düzenlemelerle sendikaları yok edeceğinizi düşünebilirsiniz. Ama sendikalar yasalarla değil, yasalara rağmen kurulmuş, kendisini kabul ettirmiş yapılardır. Yasaları mücadele edenler yapar. Biz bu yasayı değiştireceğiz. İşçi sınıfı bu yasaya sığmayacaktır.

Bir kez daha tekrar ediyoruz ki, bu yasanın geçmesine onay veren, destekleyen ve yasalaştıran, demokrasi ve emek düşmanlığı yapanlar tarih karşısında bir gün hesap vereceklerdir!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: TİİK /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.