Kılıçdaroğlu-Erdoğan: 29 Ekim üzerinden bir bardak suda kopartılan fırtına!

Seyfi Adalı - 25 Ekim 2012 - Güncel Politika

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

T 24’ün haberine göre, 29 Ekim kutlamalarının yasaklanmasıyla ilgili konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet bayramı kutlamalarına yasaklama mı gelir? Bir bayramın yasaklandığını hangi demokraside gördünüz? Bu ülkenin kurucusunun saygıyla anılmasını engellemek istiyorlar. Bir insanın elinde çiçekle Mustafa Kemal’i heykeline gitmesi ne zaman suç oldu” dedi.

Başbakan Erdoğan’ın sabahki açıklamalarına cevap veren Kılıçdaroğlu, “Türkiye Cumhuriyeti istihbaratlarla yönetilen bir ülke değildir. İstihbarat geldi biz yasaklıyoruz, böyle bir anlayış olabilir mi? Yasak geldiği için ben 29 Ekim resmi törenlerinde değil, halkın içinde olacağım. Eğer bir bedel ödenecekse orada o bedeli ödemeye hazırım. Bu çağ dışı bir anlayıştır, korkulan bir anlayıştır. Başbakan ve uzantıları yasak getiriyor. Yasağı kabul etmiyoruz. Halkın arasında olacağım ve 29 Ekim’i kutlayacağım. Yurttaşlarımdan tek isteğim herkes eline bir bayrak alıp gelsin. Sayın Başbakan ne söylerse söylesin. Bayram kutlamanın hele hele Cumhuriyet bayramını kutlamanın izni olmaz. Sen devlet değil misin yasaklayarak mı önlem alacaksın.  İstihbarattan güç alan bir başbakan olamaz. Başbakan demokrasilerden gücünü alır” ifadesini kullandı.

Tartışmayı alevlendiren Başbakan Erdoğan’a bir gazetecinin “Muhalefetle Ankara Valiliği arasında 29 Ekim kutlamalarına ilişkin tartışma yaşanıyor. Bu tartışmayı nasıl yorumluyorsunuz?” sorusuna verdiği cevap oldu: “Valilik şu anda kendi aldığı istihbaratlarla üzerine düşen görevi yapmıştır. Çünkü bu tür bayramlarımızı, milli duygular içerisinde birlikte yaşamamız lazım. Bunu farklı saplantılar içerisine sokar da farklı gelen istihbaratlarla bu olay çok daha çirkin istikametlere taşınırsa, buna da valiliğin müsaade etmemesi en doğal, tabii hakkıdır. O gün hep birlikte gideceğiz Anıtkabir’de görevimizi yapacağız, buyursunlar hep birlikte Hipodrom’da görev yapılacak. Oralarda da bunu yapma şansları var. Bunu muhalefet partileri kendilerince yapıyorlarsa, buyursunlar belediyelerinde de aynı şeyleri yapabilirler. Ama şimdi özellikle Ankara’da, Hipodrom’da zaten devlet-milletiyle kaynaşıyor. Buyursunlar  orada hep birlikte kaynaşarak bunu yapalım. Ayrıca bir programlama yapmak suretiyle, orada valiliğin de aldığı istihbaratı doğrulayacak adımların atılması herhalde yanlıştır.”

29 Ekim ve Cumhuriyet Bayramının kutlanması üzerinden bir bardak suda koparılan fırtına,Türkiye’nin gerçek sorunlarını teğet geçiyor.  Cumhuriyet’in varlığı ve geleceği, iki temel sorunda düğümlenmiştir. Birincisi, Kürt sorunu, ikincisi emekçilerin iş, yeterli ücret ve özgürlük talepleri.

Bu iki temel sorun karşısında Kılıçdaroğlu ile Erdoğan karşı karşıya değil, yan yana, el ele dururken, 29 Ekim tartışmasıyla toplumun önüne beşinci dereceden sorunlar getirilmekte, bir bardak suda fırtına kopartılmaktadır. AKP ve uyguladığı neoliberal; islamo-faşist politikalara tutarlı bir biçimde karşı durabilmek için, CHP’nin bagajında Kürtleri ve işçileri ikna edecek; onları etrafında toplayacak hiçbir ciddi talep bulunmuyor. Bulunmadığı için de Kılıçdaroğlu-Erdoğan kapışmasının ertesinde kazanan hep Erdoğan oluyor; en azından AKP tabanını konsolide edebiliyor. CHP’ye cumhuriyet nostaljisi kalıyor.

29 Ekim’in bu yılki anlamı onlarca cezaevinde açlık grevinin kritik aşamasına gelen Kürt siyasal mapusların taleplerine sahip çıkıp, AKP’nin Kürt halkını tasfiye politikalarına karşı durmaktır. Bu gündem yokmuş gibi, “cumhuriyet” gündemi yaratmak Tayyip Erdoğan’ın işine geldiği için, Başbakan CHP’nin gündeme getirdiği 29 Ekim kutlamalarına getirilen yasak konusunun üzerinde durup, açlık grevlerini es geçmektedir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 29 Ekim / açlık grevleri /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.