Profesyonel Sendikacılığa Son Vermek İçin Öneri: “Ters Piramit”

Sol Defter- Haber - 10 Kasım 2012 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

TERS PRAMİT

İşçilerin Sesi’nin geçen sayısında sendikal örgütlenmeye kafa yoran, sorunları dile getiren uzman ve akademisyenlere bir çağrı yaparak mevcut sistemi, yani “profesyonel sendikacılığı” tartışmaya açmıştık. Radikal Gazetesi’nde 28 Ekim pazar ekinde yayınlanan “Tabansız Ayakkabılar” başlıklı yazı da bunu daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaştırdı.

Sendika uzmanları ve akademisyenlerin büyük çoğunluğu bu konuda “zülfü yâre dokunmaktan” çekiniyor ve konunun özünü tartışmaya yanaşmıyorlar. Bunu bir ölçüde anlamak mümkün. En temel bahane “sendikal örgütlülüğün dibe vurduğu şu günlerde!” sözleriyle başlıyor! Oysa sendikalar bugüne sadece sermayenin ve AKP iktidarının emek düşmanı politikalarıyla gelmedi. İşçilerin içinden çıkıp onların sağladıkları olanaklarla zaman içinde ayrı bir sınıfa devşirilip patronlaşan sendikacıların kitleyi sürecin dışına iten tutumu belirleyici rol oynadı. Yani tek başına “başkanları” değiştirmenin yararı yok. Profesyonel sendikacılığa son vermek gerektiği artık yadsınamayacak bir gerçek.

Sivil Havacılık işçilerinin oluşturduğu Gökkuşağı Hareketi’nin önerdiği alternatif model, kendi iş kolları ve muhalefet yürüttükleri Hava-İş sendikasına özgü görünse de, bütün iş kolları ve sendikalar için geçerli öğeler içeriyor. Bu yazının konusu da bu modelin özü olan “Ters Pramit.”

Mevcut sistemde sendika yönetim kurulu 6 profesyonel, 3 amatör olmak üzere 9 kişiden oluşuyor. Yani aslında “amatör” yöneticilik bal gibi mümkün. Bu üyeler işlerinden istifa etmeden pek ala yöneticilik yapabiliyor! Bir pilot hem uçuşlarını yapıyor, hem de yönetim kurulu toplantılarına katılıp, toplu sözleşme masasında arkadaşlarını temsil edebiliyor. Hostes de öyle, teknisyen de. Ama bu işçiler mevcut sistemde “fasulyeden yönetici” işlemi görüyor. Çünkü 6 profesyonel yönetici kendi aralarında oluşturdukları hiyerarşiyi o kadar kutsuyorlar ki, bir dönem “eğitim sekreteri” olan kişi daha sonra “mali sekreter” olunca “terfisiyle” övünüyor!

Kuşkusuz “Başkan” bu sistemin tek adamı olarak piramidin tepesinde yerini alıyor. Piramit, aşağı doğru genişlerken ikinci basamakta 9 kişilik yönetim kurulu var. Üçüncü basamakta İSE yönetim kurulunun atadığı temsilciler yer alıyor. Bu sistemde, işçilerin kendi temsilcilerini seçimle belirleme gibi bir demokratik hakkı bulunmuyor! Yani atanmış “temsilciler kurulu” 12 Eylül “demokrasisinin” danışma meclisi gibi, “demokratik” bir kurul! Atamalarda seyrek de olsa bu tabloyu renklendirecek, doğal işçi önderleri, sınıf mücadelesine kendini adamış işçiler görülse de çoğunlukla yönetim kurulu üyelerinin, daha doğrusu sadece başkanın sözü geçerli oluyor. Öne çıkan ölçüler ise hemşerilikten, akrabalığa; hatta gönül ilişkilerine kadar uzanıyor. Yeni yasada sendika temsilciliği güvencesi artırılırken işçilerin temsilcilerini seçmesi gibi bir koşul da kuşkusuz yok! Sendika yönetiminde işçiler söz sahibi olmadıktan, temsilcilerini dahi kendileri seçemedikten sonra bu güvencenin neye yarayacağını varın siz düşünün. Böyle bir piramidin en altında ise doğal olarak sendikal mücadeleden uzak, pasifize olmuş işçi kitlesi var!.

Bu hiyerarşik yapının alternatifi olarak önerilen sistem ise piramidi baş aşağı çevirmekten ibaret. Yani, ayakları baş yapmayı öneriyor havacılar:

Ters Piramit’te Yönetim Kurulu Üyelerinin tamamı işlerinden istifa etmeden bu yetkiyi ellerinde bulunduruyor. Günlük işleri ve uzmanlık isteyen çalışmaları yapacak 3 kişilik profesyonel bir Yürütme Kurulu ve bu uzmanlara bağlı görev yapan teknik bir kadro, ters piramidin tabanını oluşturuyor. Bir üst basamakta 9 kişilik amatör yönetim kurulu var. Yönetim kurulu kendi arasında hiçbir hiyerarşi içermeyen yatay ve eş ilişkilerle örgütleniyor. Yani kimse kimseye “BAŞKAN” demiyor. Onların üzerinde işçilerin doğrudan demokrasiyle seçtikleri temsilciler yer alıyor. Böyle olunca temsilciler mevcut sistemdeki gibi sendikacıların değil, işçilerin gerçek temsilcileri olabiliyor. En üstte ise, alttaki bu demokratik yapının harekete geçirip sürece kattığı geniş işçi kitlesi var. Öncelikle Yönetim Kurulu, aylık genel toplantısını iş yerlerinde ve bütün işçilere açık olarak yapıyor. İşçilerin genel strateji ve sendikal politikanın belirlendiği bu toplantılarda söz hakkı var. Demokratik işleyişin bu en önemli mekanizmasına İŞÇİ MECLİSİ (temel karar organı) deniyor

Sendikaların gücü kasalarının şişkinliği ya da genel başkanın diliyle değil tabanın sürece katılmasıyla ölçülür. Sendikanın başarısı da sürece kattığı, çatısı altında birleştirdiği işçi kitlesindedir, gerisi lafı güzaf… O nedenle sendikaların bu günkü hali, altı delik ama üstü parlak rugan ayakkabılara benziyor. Hatta çoğunun tabanı hiç yok. İşçiler bu tabansız ayakkabılarla karda, yağmurda yürümeye çalışıyor. Sınıfın örgütlenmesi gibi uzun bir yürüyüşte ise sağlam pabuçlara ihtiyaç var.

Gökkuşağı Hareketi’nin ilkeleri ve işleyişin mekanizmalarını anlatmaya bir sonraki sayıda devam etmek üzere sendikal mücadeleye gönül verenlere çağrımızı yenileyelim. Gelin çözümün etrafında dolanmadan, lafı dolandırmadan profesyonel sendikacılığı sorgulayalım…

İşçilerin SEsi Gazetesi (Yeni Seri) Sayı 8 – Kasım 20102

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: sendika bürokrasisi / Ters Piramit /