Öğretmenler Günü

Ömer Yıldız - 23 Kasım 2012 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Öğrencim soruyor, “öğretmenim yarın evde misiniz?”

Olabilirim. Neden?

“Yarın size geleceğim. Yarın öğretmenler günü”

Kutlamasan olmaz mı?

“Olmaz, öğretmenler günü yarın”

Bugün öğrencimle yaşadığım diyalog böyleydi.

Okulda, milli eğitimde, sokakta her yerde “öğretmenler günü”nü kutlamayacağımı söyledim. Herkesin söylediği gibi 12 Eylül ürünü olduğunu anlattım. Bütün bunlardan ayrı “dayatma” bir günü kutlamayacağımı herkes biliyor. Öğrencim bilmiyor.

Ben ona bu düşündüklerimi söyleyemem ki. Anlatamam ki. Bu söylemler büyüklerin söylemi. Diyebilirsiniz ki; böyle bir günü kutlamayacağını, sevmediğini ve hatta öğretmenlere haksızlık yapıldığını söyleyerek kutlamadığını anlatabilirsin.

Anlatabilirsin de o kutlamak istiyor.

Tam 32 sene geçmiş  12 Eylül’den. Ben hatırlıyorum her şeyi. 81 de öğretmenler günü ilan edildiğinde 1402 likler yaratıldığını, devrimci demokrat öğretmenlerin hapse atılışını, işkencelerden geçirilişini, öldürülüşünü, sürgün hayatlar yaşayışını biliyorum.

Öğrencim bilmiyor. Henüz 8 yaşında. Bu anlattıklarımı babası bile bilmiyor. 12 Eylül olduğunda babası belki de doğmamıştı. Bir kuşak sonra. Bizden başka bir kuşak. Bilmiyor.

Belki çok politik ailelerin çocukları biliyor ama toplumun büyük bir kesiminde çocuklar bilmiyor.

Bu nesil işkencelerde ölenleri bilmiyor. Deniz’i “marka” olarak tanıyor t-shirtlerde, şapkalarda. Pop yıldızlarıyla aynı katagoride “pazarlanıyor”.

Çelişkileri görerek karşı olmuşsan düzene hep görürsün haksızlıkları. Pragmatik söylemlerden öğrenmişsen başka bir yoldasındır.

Bırakmak lazım eskiler alıp eskiler satmayı.

Taşeron işçilerle taşeron işçi olmak zamanı. Asgari ücretlinin geçim sıkıntısı, varoşun komşusu olmak lazım. Tarlada çiftçi, fabrikada işçi olmak zamanı. İşsizle iş arayan, ölenin ağlayanı olmak lazım.

Kutlamamak lazım 12 eylülün günlerini kabul ama itiraz ederken söylemleri değiştirmek lazım. Bugünün çelişkilerini anlatmak lazım çocuklarımıza. Sadece ders anlatıp, dert dinlemeden dokunamayız yüreğine öğrencimizin.

Yarın gelirse “öğretmenler günün kutlu olsun öğretmenim” dediğinde elbette teşekkür edip öpeceğim öğrencimi.  Üstelik yanlış yapmış gibi hissetmeden. Mutlulukla.

Bu kuşakla başka dünyaların insanı gibiyiz. Bu işe bir çözüm bulmak lazım. Bu çözümün de yeni partiler kurmak, kendi çevresine yazılar yazmak, aynı yüzlerle toplantılar olmadığı kesin. Tanımadan anlayamazsın. Başka kuşaklar kaybetmeden bir ucundan tutmak lazım.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: eğitim / Öğretmenler Günü /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.