Kudas Ayini ve BirGün Gazetesi – Mustafa Özcan

Sol Defter- Haber - 29 Kasım 2012 - Güncel Politika

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

KUDAS AYİNİ VE BİRGÜN GAZETESİ

Mustafa Özcan

Kudas Ayini sırasında insanların hepsinden İsa’nın bedeninin bir parçasını yemelerini ve böylece kendilerini Tanrının oğulları, Hıristiyan ve diğer insanlar gibi birer insan olarak keşfetmelerini isteyen Hıristiyan ritüeli, tanrının parçalanıp yenilmesinin, grubun her üyesinin kutsal birlik içindeki ötekilere nefretle değil sevgiyle bağlı öğeye dönüşebilmesi için zorunlu olduğu fikrini tüm gücüyle ifade eder. Yemek, mutlu topluluğu başlatır, ötekinin tanındığı, cinsel gücün paylaşıldığı ve dilin erotik bağı oluşturduğu bir grubu kurar.

Hikaye böyle sonuçlanabilirdi…

Bize de yalnızca kardeşliğe dayalı küçük grupları tanımaktan başka yapacak bir şey kalmazdı…

Freud, mitinin sonunu şöyle tasarlar.

Kardeşler hem endişe duydukları hem de sevdikleri babayı öldürmelerinden dolayı kendilerini suçlu hisseder; uğruna birleştikleri arzunun nesnesinden vazgeçerler; böylece toteme ya da Tanrıya, transandan, saygı duyulan, kutsanan ve grubun kurucusu olarak yaşatılan simgeye dönüştürdükleri babayı mitleştirirler.

-Birgün gazetesi 26-11-2012 tarihli reklamı ile Kudas Ayini düzenlediğini sanmıştır.

-Bu ayine Babayı öldürecek kardeşler olarak Nuray Mert, Ece Temelkuran, Banu Güven, Yıldırım Türker, Ertuğrul Mavioğlu ve Ahmet Şık davet edilmiştir.

-Davetlilerin totem ya da Tanrıya olan transandan saygısı hesaplanamamıştır.

Dertleri sadece üzüm yemek olan “beyaz entellektüel” lerin tepkisi üzerine ( bu anlayışta olan gazete ile devam etmek istemiyorum-Nuray Mert, kara bantın üstündeki isimlerden Türker ile ilişkim yoktur- Yıldırım Türker, hiç hoş bulmadım-Ece Temelkuran, maksadını aşan kötü bir çalışma-Ahmet Şık) gazete yöneticisi Doğan Tılıç’ın  tekzip niteliğindeki “bir iletişim hatası” yorumu ile ayin başlamadan sonlanmıştır.

Birgün gazetesi nereden geldikleri (Habertürk, Radikal, Milliyet) ve ne oldukları bilinen “beyaz entellektüel”lerle müzakereye oturmuştur. Müzakerenin taraflarının önünde iki standart emir vardır. 1) kendi çıkarını rasyonel olarak koruyacaksın, 2) ötekinin çıkarını ahlaki buyruk gereği, düşünmeli ve tanımalısın. Bu durumda kendi çıkarını savunma oranıyla ahlaksız olma oranı doğru orantılıdır. Çünkü, burada kendi çıkarını savundukça ahlaksız olma riski vardır. Ötekinin çıkarını tanır, ahlaklı olursa bu kezde kendi çıkarını kaybetme riski vardır. Birgün gazetesi Ayine topladığı kardeşlerin sosyal medyaya yolladıkları twitlerde sanırım bunu görmüştür. Bir müzakerede ilk ve en temel iş tarafların birbirlerinin güçleri hakkında doğru kararlar vermeleridir. Bütün oyun da aslında kimin güçlü olduğunun bilinmesinde değil, tarafların elinde hangi güçlerin olabileceğinin, nerede kullanıp kullanamayacakların bilinmesindir. Bu anlamda, güç potansiyel değil, fiili kudret miktarıdır. Potansiyel zarar vermez, fiil verir.

Cin olmadan “beyaz entel” çarpılmaz yani…

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: beyaz entelektüeller / BirGün /