Başkanın adamları değil, Partili Bireyler

Özcan Özen - 2 Aralık 2012 - Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Başkanın adamları değil
Partili Bireyler

15 Ekim 1923 tarihinde Bolşevik partisi içinde bir grup emektar Bolşevik bir bildirge yayınlar. İmzacıların sayısından dolayı “46’lar Bildirgesi” olarak anılan bu metin aslında “Parti içi durum üzerine deklarasyon” başlığıyla Rusya Komünist Partisi (RKP) Merkez Komite Siyasi Bürosu’na gönderilen bir mektuptur.

Metni Preobrajenski, Berslav ve Serebryakov ortak olarak kaleme almış ve imzalamıştır. 43 yaşlı Bolşevik daha metni imzalar ama tam 12 farklı açılım (şerh) ifadesi eşliğinde. Üstelik bu açılımların 6 tanesi de tek imzalıdır.

Bu örnek Bolşevik parti içindeki çeşitlilik ya da zenginliğin bir dışavurumu, göstergesi olarak görmek, bilinmeyen bir özelliği keşfetmek olmayacaktır şüphesiz. Bununla beraber daha çok dikkat verilmesi gereken bir özelliği, partiyi kıymetli kılanı işaret edebiliriz: Bu insanlar itaatkâr görev adamları değil, aksine her biri ayrı “politik” bireydiler: Düşünen, dünyayı değiştirmek isteyen, bu amaçla çeşitli konulardaki fikir ayrılıklarına rağmen bir çatı altında mücadele edip; beraber vurabilme gerekliliğinin bilinci, cesareti ve güveniyle hareket eden profesyonel devrimcilerdi. “Çelik disiplinin” parmakla gösterilecek, “iş bitiriciliğin” gıpta edilecek numuneleri oldukları için değil aksine, olmadıkları için “profesyonel” unvanın hak ettiklerini kanıtlamaktadır “46’lar Bildirgesi.”

Parti ancak bireylerden oluştuğu taktirde alınan kararlar, dağıtılan görevler, işbölümü tek bir iradenin eseri olarak yerine getirilebilir. Bunun tek alternatifi cemaat içinde şeyh mürit, efendi kul ilişkisiyle sağlanabilir. İlkinde egemen olan ve onu baş edilmez kılan bilinç, diğerindeyse inançtır. Bolşevikler inançlı komünistler değil bilinçli proleter öncülerdi. Bolşevik-Menşevik ayrımına yol açacak olan 1902’deki partiye üyelik şartı konusundaki tartışma da (parti üyesinin partinin bir organında görev alması şartı) partili bireylerin tercihi olarak değerlendirilmelidir. Bir yardım kuruluşunda çalışan gönüllüler bile bir organda çalıştıkları sürece o sıfatı hak ederler, çalışmadıklarında onlar bile kendilerine gönüllü demez. Bir “devrim kuruluşunda” bu işleyiş fazlasıyla geçerli olmak zorundadır (üstelik bu kez gönüllülük profesyonelliğe dönüşmüştür ve “bazen” değil 24 saattir). Çünkü devrimden başka çaresi olmayanlar en bilinçlidir.

Neden 46 Bolşevik eleştirilerini bir bildirge/mektup ile yapmak zorunda kaldı?

Bolşevik Parti’nin 8-16 Mart 1921’deki 10. Kongresi’nde hiziplerin yasaklanması kararı partili bireyler tarafından alınmıştır. Birinci Dünya Savaşı ve ardından gelen İç Savaş, ülkeyi yıkıma uğratmak bir yana düpedüz açlıkla karşı karşıya bırakmıştır. Aynı kongrede bir de Yeni Ekonomi Politikası (NEP) kararı alınır yani kapitalist girişimciliğe ve işletmelere izin verilecektir (dengelemek için üretim araçlarının üretimi  ve bununla ilgili ithalat devletin elinde/tekelinde olacaktır -bugünkü Rusya’da dahi teknolojik ağırlıklı üretim araçlarının üretimi devletin-bürokrasinin tekelindedir).

Bu iki önemli karar aslında birbirini “tamamlar.” NEP’in uygulanması ve sonuç alınması için susmak ve eleştirmemek, kapitalizmi görmemek için kafayı çevirmek gerekirdi. Bu bir diktatörlük tercihidir, Merkez Komite’nin diktatörlüğü. Roma İmparatorluğu’nda da diktatörlük demokratik bir sürecin sonucu ilân edilirdi; gönüllü olarak senatonun rızasıyla. Ancak genellikle 45 günlüğüne. Oysa Rusya’da aradan iki yılı aşkın bir süre geçmiştir ve genel olarak ekonomide kriz “aşılmakla”, göreceli bir ferahlama yaşanmakla beraber daha beter bir kriz ufukta belirmeye başlamıştır. Diğer yandan işçi sınıfı refahı için, sesini duyurmak için greve çıkmaktadır. Artık 10. Kongre kararlarının aşılması yeni kararların alınması gerekmektedir.

İşte 46’lar Bildirgesi ve genel olarak işçi muhalefeti bu koşullar altında ortaya çıkmıştır. Amaç öncelikle ülkeyi bir felakete sürüklenmekten kurtaracak kararların alınmasıdır. Bunun önündeki engel olarak görülen Merkez Komite diktatörlüğüne son verilmesi, yani ilân edildiği gibi geri alınması talep edilmektedir doğal olarak.

Proleter parti içinde hiziplerin olamayacağı ilkesi maalesef tüm bu gelişmelerin üzerine uydurulmuştur, Bolşevik partinin tarihi bu “ilke”nin aslında bir safsata olduğunun kanıtıdır.

46’lar Bildirgesi’nin kendisi partiyi anlatır

Bildirge’de öncelikle ekonomik duruma dikkat çekilir ve uyarıda bulunulur: Yeni para birimi Çernovet çökmek üzeredir, sanayi malları üretimi ve ticareti ile dışsatım için tahıl alımını imkânsız kılacak bir kredi krizi kapıdadır, pahalılık yüzünden sanayi malları satışı durmak üzeredir, tahıl alımındaki beceriksizlik yüzünden dışsatım programı sekteye uğrayacaktır, gıda ürünleri fiyatlarının düşüklüğü köylülüğü zarara uğratmaktadır ve bir süre sonra bunlar üretmeyecektir, ücret ödemelerindeki düzensizlik, düşük ücretli işçiler başta olmak üzere tüm sınıfı sıkıntıya sokmaktadır.

İkinci olarak parti içi ilişkiler alanında saptama ve uyarılar yapılmaktadır: Yanlış bir önderlik uygulanmaktadır tıpkı ekonomi alınında olduğu gibi. Ancak bu önderlik yapanların siyasi yetersizliklerinden kaynaklanmamaktadır. Birlik görüntüsü altında esas sorun işler için bireylerin tek yanlı olarak görevlendirilmesi ve işlerin dar bir çevrenin düşüncelerine ve sempatisine göre tek yanlı olarak yürütülmesindedir. İşte parti de bu yanlış önderlik yüzünden, “yaşayan gerçekliği duyarlılıkla kavrayan o canlı ve bağımsız bütünlük olma” özelliğine “son vermektedir.” Gerçekliğe binlerce bağla bağlanmak yerine profesyonel parti memurları ile partinin ortak yaşamına katılmayan genel kitlesi arasında bir bölünme yaşanmaktadır.

Partinin yerine kriz zamanlarında bütünüyle beceriksiz hale gelen güçlü bir bürokratik aygıt konulmaktadır.

Parti içinde tartışma ortamının olmaması aşırı ve hastalıklı olsa da ortaya çıkan muhalefet hareketlerinin parti dışına çıkmasına neden olmaktadır. Oysa tartışma ortamı olsa bu muhalefetin yanlışlığı gösterilebilir ve buna katılanlar ve geniş kitleler bu yanlışlık konusunda ikna edilip doğru politikalara kazanılabilirdi. Oysa şimdi parti içi hayat sessizleşmiş ve bu hareketler de seslerini işçi sınıfı içinde duyurmaya çalışırken parti ile sınıf arasındaki bağlar sorunlu hale gelmiş hatta kopmuştur.

Eleştiri ve uyarıların ardından Merkez Komite’ye, kendi üyeleri ile önde gelen ve en aktif parti çalışanlarının katılacağı bir konferans çağrısı yapma teklifi sunulmuştur.

Açılımların (şerhlerin) çeşitliliği

Metni imzalayan üç kişinin ardından bazen bir cümle bazen bir paragraf uzunluğunda açılımlar gelir. Bu açılımlar da çoğu kez birbirleriyle ters düşmektedir. Örneğin Boguslavsky, Mesyatsev, Koreçko ekonomik durum konusunda metnin ifadelerine katılırken (ki imzacıların çoğu bu kısma katılır) Sudnik “tam olarak” katılmaz; Rozengolts ve Alski daha yuvarlak konuşmaktan yanadırlar ve “sebeplere ilişkin kimi noktalarda farklı düşünürler.” Yine ilk üçü “parti içi bölümde bazı abartılar olduğunu düşünür” ama Kaganoviç, Drobnis, Kovalenko, Minkin, Yakovleva aynı konuda “siyasi diktatörlüğün güçsüzleştirilmesini şu an için tehlikeli” bularak bunlardan ileri gider ama aynı konuya “bir açıklık getirilmesi” ihtiyacının da olduğunu vurgularlar. Bubnov, Voronski, Silrhov, Bosch, Byk, Kossior, Lokatskov “parti içi durum tespitlerine katılmazlar” ancak parti içindeki durumu da sağlıklı bulmazlar.

Goltzman ve beraberindeki 12 kişi bildirgeye katılmakla birlikte biraz yumuşak bulmuş olacaklar ki merkez Komite’nin “durumu akla yakın şekilde değerlendirmesi” çağrısı yapmakta ve “hem Parti içinde hem de partili olmayan kitlede var olan hoşnutsuzluğu ortadan kaldıracak acil önlemler” almaya davet etmektedir.

Örnekleri çoğaltmaya gerek yok: Bildirgedeki ekonomik saptamalar doğru, yanlış, abartılı bulunabilmekte, parti içi durum da aynı çeşitlilikte ama hepsi tartışmak, birliği yeniden sağlamak, partiyi mevcut sorunlar ve yaklaşan kriz karşısında güçlendirmek konusunda hemfikirdir ve konferans çağrısını ilk acil önlem olarak desteklemektedirler. Bu açılımlar, imzacıların zaten parti içinde yokluğunu ifade ettikleri, tartışma ortamının ta kendisi değil midir (yani yasaklananın, 1921’e kadar geleneği oluşturmuş olanın)?

Çok fazla farklı görüş var ancak hepsi ortak bir yerde (birlik ve konferans çağrısı) buluşuyorlar ama o aynı saptamaya farklı yollardan gidiyorlar, farklı gerekçelerle.

Saçılma mı saçmalık mı?

Fakat bugün bize olağanüstü gelen bir buluşma gerçekleşiyor 46’lar Bildirgesi ile. Olağanüstü çünkü çok yakın geçmişte, Türkiye’de ve dünyada, komünist partiler (gruplar) içinde, herhangi bir konuda en küçük bir açılımdan dolayı 1902’deki ayrışmanın tekrar gerçekleştiği ve “doğru yolda ilerlendiği” heyecanının yaşandığına defalarca şahit olunmuştur.

“Farklı görüş varsa en temizi partiyi, hareketi bölmektir” neredeyse genel ama ilân edilmemiş bir ilke haline getirilmiştir. Bu “ilke” iki yönlü çalıştırılmaktadır: Tasfiye ya da kopuş ama her ikisi de “ihanetten” arındıkları iddiasındadır. Rusya’da, Bolşevik Parti’de 1920’lerden sonra muhalefetin yok edilmesi süreci sadece parti içinde tek sesliliğin sağlanması ve Rusya’da bir bürokratik diktatörlüğün inşası ile sonuçlanmadı -ki şimdi bu süreç ve sonucu olan tüm “sosyalizm” geçmişi Rusya’da çoktan unutulmuştur ve hatta salt bu yüzden artık önemsizdir. Asıl sonuç ideolojik ve siyasi alanda oluşturulmuştur: Tüm dünyada komünist partiler içinde muhalefetsiz, eleştirisiz, müzakere ve mütalaaya yer verilmeyen; tek sesli, cansız ve sorunlar karşısında daima geç kalan; çelik disiplinden itaati ve hizipsiz olmayı anlayan ve tüm bu kabalık ve ipe sapa gelmez olanı birer ilke haline getiren bir gelenek yaratılmıştır.

Karanlık Çökerken

46’lar bildirgesi h2okitap’tan çıkan “Karanlık Çökerken, Bürokrasinin Yükselişi ve Bolşevizm’in Yenilgisi” adlı derleme kitapta yer alıyor. Halil Çelik’in derlediği kitap 1923-29 arası Bolşeviklere ait metinlerden oluşuyor. Bunların kimisi doğrudan Lenin, Troçki ve Stalin’e ait yazılar, notlar ve mektuplardan oluşan metinler. Diğerleri ise genellikle parti organlarında yaşlı Bolşeviklerin yaptıkları konuşmalar ve program metinleri. Tabii çoğu “İşçi Muhalefeti” ve “Sol Muhalefet”e ait belgeler.

Tabii bir muhalefetten söz edilince akla yukarıda kaynağı açıklanmaya çalışılan “ilke”lerin mirası nedeniyle, bazen de bizzat “ilke”nin kendisi dolayısıyla hemen Troçkizm gelebilir. Ancak hemen belirtelim ki örneğin 46’lar Bildirge’sinde Troçki’nin imzası yoktur hatta Troçki geride durarak bildirgeye ve İşçi Muhalefeti’ne destek vermemiştir. Kendisi o sıralar Hayatım adlı otobiyografisinde açıkladığı gibi ya hastadır ya da avlanmaktadır -Kızıl Ordu’nun komutanlığını yaptığı İç Savaş sonrasındaki iki üç yıla ait “anıları” (kısmen) silinmiş gibidir Troçki’nin.

Bolşevikler muhalefette

Kitapta 11 Aralık 1923 tarihindeki Moskova Bölgesi parti Toplantısı’nda Sapronov ve Preobrajenski’nin konuşmaları şüphesiz içerikleri açısından çok önemlidir ve gerçekten tarihi belge niteliğindedir. Bununla beraber konuşmaların tarzı, tonu, eleştirdiklerini yerden yere vurmak değil ikna etmek için gösterilen çaba ve incelik, sakinlik ama bir o kadar kararlılık içermesiyle daha da dikkat çekicidir. Fakat en önemlisi konuşmalara sinen şaşkınlıktır:

Parti içinde ekonomik gidişata ve Merkez Komite’nin yanlış olduğu düşünülen kararlarını eleştirmek, bizzat Merkez Komite tarafından sert bir şekilde eleştirilmiş, hizipçilik, bölücülük olarak değerlendirilmiştir. Eski tüfekler bu suçlamaların yapılmasına, hatta kendilerine, Kamenev tarafından “muhalefet” denilmesine şaşırmışlardır. Sarpronov konuşmasında asıl Kamenev’in “muhalefet” yaptığını söyleyerek böyle bir ithamın saçmalığını savunur. Ardından bizzat kendi hücresinden örnek verir: “bir gün bir hücrede bir rapor verirsem, ertesi gün ikinci bir raporu, bir sonraki gün üçüncüsünü hazırlarsam, ona göre, açıkça bir hizip oluşturuyor olurum. Yoldaşlar, bugün bir hücrenin sekreteri bana telefon ederek kendi hücresinde konuşma yapmamı rica etse, bu, Kamenev yoldaşa göre benim bir grup oluşturduğum anlamına gelir.”

Preobrajenski konuşmasında parti içinde farklı bir sınıfın partisini embriyonunu temsil eden ilk gruplaşmaların kesilip atıldığını ve bu örnek ile partideki düşünce canlılığını yaratan ideolojik gruplaşmalarla ilgisinin olmadığını vurgulayarak parti içinde İç Savaş koşullarında dahi böyle gruplaşmaların olduğunu hatırlatır. “Bize, hizipsel gruplaşmalar üzerine X. Kongre kararını bizzat Lenin yoldaşın yazdığı söylendiğinde, Lenin’in, önceki kararları antik yazarlar gibi kitabi ve bilgiç şekilde uygulayıp bunlara yapışıp kalan eski Bolşevikler’e yaşlı aptallar dediği durumları anımsıyorum.”

Devamında gerici ya da geriletici fikirlerle de gruplaşmalar oluşabilir, ama yapılması gereken bunu yasaklayarak yeraltına sürmek değil aksine açıkça tartışma olanakları sunarak onları ikna etmeye uğraşmak gerektiğini söylüyordu Preobrajenski.

Gruplaşma, hizipleşmeyle suçlanmak Bolşeviklerin ilk kez karşılaştığı bir garabetti ve bu yüzden şaşkındılar. Bunca yılın bunca birikimin ve geleneğin ardından böyle bir konuyu tartışıyor olmaktan dolayı şaşkındılar.

Ama ikna çabaları da devam eder: Karanlık Çökerken derlemesinde 10-11 Ocak 1924 tarihli Moskova Bölge Konferansı’nda yine Preobrajenski’nin yaptığı konuşma verilmiştir. Burada Preobrajenski, üniversitelerin yönetimi konusundaki bir parti çalışmasında Lenin’in görüşleri sadece altı oy alırken Tomski’nin bakış açısı ezici bir çoğunluk elde ettiğini ve Lenin’in Pravda’daki yazılarında Tomski’yi Menşevik bir sapma içinde olmakla eleştirmeyi denemediğini hatırlatarak mevcut Merkez Komite üyelerinin gazete sayfalarını ihanet e sapma tespitleriyle doldurmuş olmalarının saçmalığını izah etmeye çalışmıştır. Yine 13. Parti Konferansı’nda Piyatakov ekonomi, Preobrajenski parti için durum ve siyaset üzerine özenli saptama ve açıklamalarla dolu raporlar sunarlar.

Dışarıdan bir ses

Karanlık Çökerken’in yer verdiği belgeler arasında diğerlerinden çok farklı bir belge bulunmaktadır. Bu belge muhalefete ait değil hatta Rusya’ya bile ait değildir. Bu Fransız Komünist Partisi’nden Boris Souvarine’nin kaleme aldığı ve Bolşevik Parti içindeki tartışmaları özetleyen bir makaledir. Yazar daha önce aynı konudaki 25 makale ve belgeyi çevirmiş olduklarını belirterek Rusya’daki ekonomik ve siyasi durumu özetler ve Muhalefet’in görüşleriyle Merkez Komite’nin tavrını oldukça ayrıntılı ve tarafsız bir şekilde aktarır.

Anlaşılan tüm dünyada özellikle komünistler arasında büyük bir prestije sahip olan Bolşevik Parti içindeki durum, o dönemde, yakından takip edilmiştir. Ancak durumun ciddiyeti pek anlaşılmamış ve tartışmaların bir süre sonra “tatlıya bağlanacağı” umut edilmiştir. Bu iyimser bakışın altında hiç şüphesiz proleter devrimi zafere ulaştıran Bolşeviklerin yol göstericiliğine duyulan eşsiz bir güven bulunmaktadır.

Boris Souvarine’nin bu yazısı, o dönemde tartışmaların diğer ülke komünistleri tarafından nasıl görüldüğü ve değerlendirildiğine dair ayrıcalıklı ve eşsiz bir örnek belge olmasının yanında muhtemelen tartışmaya dahil olmayanlara ait belgeler arasında Türkçeye ilk çevirilen metin özelliği de taşıyor.

Karanlık

Bir diğer önemli belge de 1927 yılına ait Birleşik Muhalefet Programı’dır. Bu metin ile muhalefet önceki belgelerde bir ayrık otu olarak görülen, geçici olduğu varsayılan bürokratizmin umulandan da tehlikeli olduğuna dikkat çekmekte ve bürokrasinin günahlarını tek tek sıralayarak eleştirilerini bürokratizme yöneltmektedir. Ancak hâlâ “habis ur”un ilaçla yok edileceğine safça bir umut beslenmektedir ve bu tecrübesizliğine sığınılan pratisyen hekim önlüğünün bir süre sonra kefenlerine dönüşeceğini hiç akıllarına getirmemektedirler.

Kitaptaki belgelerin en önemli özelliklerinden birinin de bu noktada olduğu söylenebilir. Muhalefet belgeleri pek çok şeyi saptamış ve öngörmüş olabilirler ama sonu asla.

O son da asla “bir güneş tutulması gibi gün ortasında gelmemişti.”

MESELE Dergisi, Ekim 2012

facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Bolşevik Parti / Karanlıklar Çağı / Sovyetler Birliği /