Eğitimde “Yeni” Yapılanmalar.

Ömer Yıldız - 13 Aralık 2012 - Türkiye / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

“Her şeyin merkezden belirlendiği bir yapı içerisinde, öğretmeni, öğrenciyi, veliyi ve bütün okul idaresini tüm davranışlarıyla kontrol edecek bir mekanizma kurmak istiyoruz. Biz eğitim sistemini demokratikleştirmek ve esnekleştirmek istiyoruz. ” Ömer DİNÇER

Yukarıdaki veciz! cümleler tüm gerçeği açıklıyor.

Bakanın cümlesi “Her şeyin merkezden belirlendiği bir yapı içerisinde” diye başlıyor.

Her şeyin; müfredatın, ders programının, seçmeli dersin, ders saati sürelerinin, yıllık ve günlük planların, okul tipinin, kıyafetin (bu yanlış; kıyafet serbest diyorsanız yanılıyorsunuz. Elbette eskisine göre serbest ama yeni kurallarla iktidarın istediği kadarı serbest demek daha doğru) ve daha bir çok şeyin merkezden belirlendiği bir sistem. Eğitimi kendi istedikleri şekilde düzenlemek için oluşturulmuş bir ekip ve destekçileri tarafından şekillenen merkezi bir eğitim sistemi.

Dünyada bizimkinden kötü örnekler olduğu gibi iyileri de var. Kötüleri var diye yaptıklarını yüceltirsek iddialı hükümetimize haksızlık etmiş oluruz.

Olması gereken; müfredat, okullarda öğretmen ve idare tarafından belirlenmeli ve öğrenciler/veliler müfredat içinden seçim yapmalı. Böylece öğretmen sadece “aktarıcı” değil “yaratıcı” olurken öğrenci/veliye seçenek sunularak öğrencinin eğitiminde daha fazla söz sahibi olması sağlanır.

Ders programı şablon halinde değil sınıfların özellikle yaş seviyelerine uygun düzenlenmeli. Seçimlik dersler bir skaladan değil, istenen seçimlik dersler skalaya yerleştirilerek olmalı. Yani öğrenci/veli “kap kacak kalaylama” diye bir ders isterse seçimlik ders olarak listeye alınmalıdır.

Ders saatleri yaş ve gün içindeki duruma göre değişebilmelidir. Alt sınıflarda daha az ders daha çok teneffüs olmalı ve tüm sınıflarda son dersler diğerlerine göre daha kısa olarak düzenlenmeli.

Planlar öğretmen ve öğrencilerle birlikte hazırlanmalı ve uygulanmalıdır.

Okullar “tip proje” şeklinde değil bölgenin özelliklerine göre, iklim şartlarına göre yapılmalıdır. Soğuk binalar yerine öğrencinin mutlu olacağı binalar dizayn edilmelidir.

Cümlesinin devamı “öğrenciyi, veliyi ve bütün okul idaresini tüm davranışlarıyla kontrol edecek bir mekanizma kurmak” şeklinde,

Bu açıklama tüm niyeti açığa vuran bir ifade. Biliyoruz ki senin bakış açınla okul idaresi senin “memurun” ve senin koyduğun kurallara göre çalışmalı. Ya öğrenci ve veliler kulun mu? Böyle bir mekanizma kurmak için öğrencilere “çip” takmanız gerek. Böyle bir mekanizma kurulduğunda aksine davranana bir yaptırım söz konusu olur. Yani “benim kurallarıma uymazsan seni cezalandırırım”ın ifadesidir bu söylem.

Yakışır! Bu güne kadar “demokrasi” diyerek yaptığınız baskı uygulamalarına uygun bir düzenleme olur.

Ancak; “Biz eğitim sistemini demokratikleştirmek ve esnekleştirmek istiyoruz” derseniz çelişir. Size göre belki çelişmez. Demokrasi anlayışınız “benim dediğim doğru” anlayışı olduğu için size normal gelir. Evrensel demokrasi ilkelerine baktığınız zaman yaptıklarınızın demokrasi ile alakası olmadığı görülür.

Denilebilir ki; uzun bir konuşmanın iki cümlesini almış yorum yapmışsın. Ben senin yazdıklarını söylemedim. Bence de asıl niyet aradaki böyle cümlelerde gizli. Hız almışken içindekini dışarı veren cümlelerde.

Üstelik bu konuşmasında “Türkiye’de tek tip insan yetiştirmekten vazgeçmek istiyoruz.” Diyor Bingöl’deki konuşmasında. Bu cümlenin yorumunu da size bırakıyorum.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: eğitim /