Hepsi dolandırıcı – Ahmet Tonak

E.Ahmet Tonak - 17 Aralık 2012 - Dünya

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Hepsi dolandırıcı

Bu Kitabı Çalın Yippie hareketinin isim babası Abbie Hoffman’ın yazdığı kitaplardan biri (Murat Gülsoy’un aynı adlı kitabından tam 30 yıl önce!). Yippie, Youth International Party’nin (Enternasyonel Gençlik Partisi’nin) kısa adı. Partinin bayrağı da siyah fon üzerinde kızıl yıldız ve onun üzerine yerleştirilmiş yeşil bir marihuana yaprağından ibaret!

Hoffman misali Bu Kitabı Okumayın diye bir kitap yazılsa ne hoş olurdu. Hem provokatif hem de inançlıları baştan uyaran bir başlık. Kapağından, açık sözlü bir biçimde “aradığınızı bulamayabilirsiniz, boş yere vaktinizi harcamayın” diyen bir kitap. Biraz bu köşe yazısına da uygun. Piyasaya, bankalara ve devlete inancınız sağlamsa, vakit kaybına, hayal kırıklığına yol açabilir: Bu Yazıyı Okumayın!

Batı basınında da çok sınırlı bir biçimde ele alınan iki adet banka dolandırıcılığı yerli medyada bir iki haber ve yazı dışında neredeyse tamamen göz ardı edildi. Dolandırıcılıklardan biri LIBOR’la (London Interbank Offered Rate-Londra Bankalararası Borçlanma Faiz Haddi) ilgili. Ekşi Sözlük yazarlarından birini sinirlendirmiş “dünyayı söğüşleyenlerin açığa çıktığı, Türkiye’de basının üstüne gitmediği veya gidemediği büyük skandal.” Diğeri, HSBC adlı bankanın Meksika, İran, Suudi Arabistan’daki şubeleri aracılığıyla ABD’ye şaibeli para transfer ettiği, uyuşturucu şebekelerinin finans piyasalarında at koşturmasını sağlamakla suçlandığı sahtekarlık.

HSBC’nin ödemeyi kabul ettiği 2 milyar dolar civarındaki meblağ şimdiye kadar herhangi bir finans kuruluşuna kesilen en yüksek ceza. Yapılan açık, banka kabul etmiş. Yani sahtekarlık, kanun tanımazlık tescil edilmiş. İsteyen istediği sonucu çıkarır. LIBOR skandalı için aynı şeyi söylemek zor. Dolandırıcılığın mahiyeti HSBC skandalı kadar apaçık değil, boyutları ve etki alanı devasa olduğu halde ortada suçlanan filan yok. Tam bir kedi-bokunu-örter türü bir suskunluk ve atalet var.

LIBOR’un mistifiye niteliği adından başlıyor. Bankalararası bir borçlanma faiz haddi, bize uzak Londra’daki bir takım adamları (ve az sayıda kadını) ilgilendiriyor. Dolayısıyla, “bana ne bundan” denebilir. Fakat, hadise maalesef göründüğü gibi değil. Her gün Reuters tarafından hesaplanıp, açıklanan LIBOR’un belirlenmesinde dünyanın 18 büyük bankasından gelen enformasyon kullanılıyor, uç yüksek ve düşük değerler dışlanarak bir ortalama hesaplanıyor. Açıklanan bu değer, Türkiye de dahil olmak üzere bir çok ülkede referans faiz haddi olarak alınıyor. Borçlanmalardan, türevlere kadar akla gelebilecek her türlü yatırımın, finansal enstrümanın kazanç ve kayıplarının etkilendiği bir faiz haddi LIBOR. Ayrıca, ülkelerin finansal ve ekonomik risk düzeylerinin belirlenmesinde de kullanılıyor. Bu veçhesiyle sadece dolaylı değil, doğrudan hepimizi etkileyen, gündelik ayarlanan ekonomi politik bir “ayar.”

Yukarda bahsedilen 18 bankanın adeta bir kartel gibi bu referans faiz haddini genellikle düşük (bazen de yüksek) tutarak manipüle etmeleri ve bu sahtekarlıkla kazanç sağlamaları olayına LIBOR skandalı deniyor. İlkin 2005’te Barclay adlı bankanın bir takım kirli çamaşırlarının ortaya dökülmesiyle duyulmaya başlayan sahtekarlık giderek bir dizi başka büyük bankanın da benzer manipülasyonları yaptığı ortaya çıkınca gerçekten enternasyonel boyutta bir skandala dönüştü. Dünya GSYH’nın 10 mislini aşan, 800 trilyon dolar büyüklüğünde bir finansal değerin dolaylı manipülasyonuna aslında skandal kelimesi yetersiz kalıyor. Bence, aklın ve izanın almayacağı bu 800 trilyon dolarlık grift finansal büyüklük, başta ABD ve İngiltere devletleri olmak üzere, her türlü regülasyon kurumunun, adli otoritenin niçin atıl kaldığını da açıklıyor.

Bohçanın delikleri yama tutmuyor. Bohça bohça olmaktan çıkmak üzere olmasın?

BirGün

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: banka doılandırıcılığı / HSBC /