Klavye hapiste-Veysi Sarısözen

Sol Defter- Haber - 20 Aralık 2012 - Güncel Politika

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Klavye hapiste-Veysi Sarısözen

İşte bir yılı doldurdular. Aralarında “yılları” daha önce doldurmuş, zindan kapısından çıkıp, gazete kapısından girmiş olanlar da var. Hatta hükümet-PKK diyaloğu sonucu “silahını” bırakmış, “klavyesini” kuşanmış olan da… Bu bir simgesel mesaj. Çözüm olduğu zaman, işte bu gazetecinin yaptığı gibi, insanlar “keleşlerle” değil, “klavyelerle” konuşacak…

Klavye hapiste…

O yüzden “keleşi” susturamıyorsunuz…

Bugün onları yargılayacaklar. Ya klavye ya keleş… Klavyeyi Kürdün elinden aldığın zaman, onun eli “boş” kalmıyor işte… Diyarbakır günleri bile gazeteciler, aydınlar, siyasetçiler için bu kadar uzun sürmedi; 30 yıllık zulmün son 10 yılı AKP zulmü olarak tarihe geçti. Şimdi Bülent Arınç, “Gültan Kışanak’ın uğradığı işkencelere uğrasaydım, ben de dağa çıkardım” diyor. Şu hale bakın siz: Bülent Arınç’ı “dağa taşıracak” olan zorbalık, Gültan Kışanak’ı dağ yerine Özgür Gündem gazetesine “taşımış”…

Siz “zindandan dağa çıkması” bu kadar “meşru” olduğu halde “zindandan gazeteye gelmiş” olanları yargılıyorsunuz…

Özgürlük isteyen Kürt için ha dağ, ha gazete… Fark etmiyor. Tutuklanmaksa tutuklanma, vurulmaksa vurulma, ölümse ölüm… Kürt ha dağda olmuş, ha gazetede… Devlet için önemli olan “eli keleşli Kürt” değil, “eli ister keleşli, ister klavyeli” olsun, devlet için önemli olan dilinde “özgürlük” olan Kürt. Dağdakini de vuruyor, gazetedekini de…

Onlar “bizim gazetecilerimiz”…

“Musa Anter’in evlatları”… 1990 başlarında can vermiş gazete editörlerinin, köşe yazarlarının, muhabirlerin ve en çok da gazete dağıtıcılarının boşalttığı yerleri doldurmuş insanlar. Onların da boşalttığı yeri şimdi yine başkaları dolduruyor. Onlar da “gidecek”. Ve “yenileri” gelecek…

Bu insanların ve onlar tarafından yayınlanan gazetelerin misyonu” var. Bu gazete “ticari” çıkar için yayınlanmıyor. Büyük bir davaya hizmet ediyor. Bu “misyonuyla” övünüyor. Bugün yargı önüne çıkanların Gündem gazetesindeki “misyonu” yerden göğe kadar “temiz” ve haklı bir “misyon”. Türk demokrat ve liberalleri asli misyonları olan “askeri vesayete son verme” hedefini “Kürt sorununda çözümsüzlüğe son verme” hedefiyle birleştiremediler. Onlar ise, asli misyonları olan “Kürt sorununda çözümsüzlüğe son verme” hedefini, “askeri vesayete son verme” hedefiyle bağladılar, PKK önderinin dediği gibi, bu amaçla AKP’ye “defalarca şans tanıdılar.” Diyalog ve müzakere süreçlerini savundular. “Ateşkesler” için psikolojik ortam yaratmaya çalıştılar. Eğer Kürt özgürlük hareketi, “vesayet güçlerini” kirli savaşta geriletmeseydi, AKP kapatılmaktan kurtulamazdı. ABD “vetosunun” yanı sıra “bölünme korkusu”, orduyu durdurmuştur.

“Bizim gazetecilerimiz” Türkiyeli aydınları, demokrat çevreleri, hep bu “misyonla” tutarlı olarak uyardılar. Askeri vesayete son vermenin kendiliğinden demokrasiye yol açmayacağını, ama Kürt sorununda çözümün demokrasinin ta kendisi olacağını bıkmadan usanmadan anlattılar.

Şimdi onlar bir yıldır zindanda.

Bu neyi gösteriyor?

Kürt sorunu çözülmeden demokrasi olmayacağını gösteriyor.

“Bizimkiler” hücrelerinde ve bugün yargı karşısında başları dik, şöyle diyorlar:

“Biz, haklı çıkmaktan derin bir üzüntü duyuyoruz; çünkü öngörülerimizin doğrulanmasından en büyük acıyı bizim halkımız çekiyor; yarın Türk halkı da ne yazık ki bu acıyı paylaşacak. On yıllık AKP iktidarı ülkede bir ‘yalan rüzgarı’ estirdi. Biz bu ‘yalan rüzgarına’, az sayıdaki Türkiyeli dostlarımızla birlikte göğüs gerdik. Gerçek ortada: Kürt sorununun çözülmemesi sistem için bile ağır sonuçlara yol açtı: Türkiye AB hedefinden koptu; askeri vesayetin yerini ‘polis-yargı vesayeti’ aldı; bütün komşularla sıfır problemin yerine, Türkiye hızla bölgesel bir savaşa sürüklenmeye başladı.”

Ve elindeki silahlar Roboski köylülerini katletmeye yeten, ama ülkeyi sözde savunmaya “yetmeyen”, o nedenle Patriot füzelerine ve Alman, Amerikan, Hollanda “öncü” savaş güçlerine kapılarını açan Türkiye şimdi “bizim gazetecilerimizi” hapsetmiş, yargılıyor.

Sen klavyeyi zindana at, Patriotları, Amerikan, Alman, Hollanda askerlerini bağrına bas… Sonra Kandil’e bağır: Silahları gömün…

Klavyelerin zincire vurulduğu ülkede AKP’nin Patriotlaşmasına karşı “keleşlerin” “yurtseverleşmesi”ni nasıl önleyeceksiniz?

Kaynak: Özgür Gündem

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Tutuklu Gazeteciler /