“İşçilerin Sesi” Metinleri (II): Kürt Meselesine Politik Yaklaşım

İşçilerin Sesi - 23 Aralık 2012 - Teorik Tartışmalar / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

KÜRT MESELESİNE POLİTİK YAKLAŞIM

1- Kürt meselesi, bir ezilen ulus ve sömürge sorunudur. Bir yandan, Kürt halkının, dil, kültür, kendi kendini yönetme gibi en doğal ulusal hakları gasp edilmişken diğer yandan ülkesi sömürgeleştirilmiştir. Bu nedenle, Kürt halkının, ulusal taleplerini elde etme ve kendini yönetebilme doğrultusunda, sömürgeciliğe karşı verdiği mücadele, haklı ve meşru olduğu gibi, aynı zamanda demokratik içeriğe sahiptir.

2- İşçi sınıfı sosyalistleri, Kürtlerin, devlete ve siyasi iktidara karşı yürüttüğü bu mücadeleyi desteklerler. Bu desteğin iki temel siyasi gerekçesi vardır. Birinci olarak, ezilen ve sömürgeleştirilmiş bir ulusun, ezen ulus ve sömürgecilere karşı verdiği mücadele demokratik bir karakter taşımaktadır. Dolayısıyla bu mücadeleyi desteklemek işçi sınıfının demokratik görevidir. İkinci olarak, Kürtlerin taleplerini desteklemek, Kürt işçilerine güven vermenin ve bu yolla işçi sınıfının yani Kürt ve Türk işçilerinin birliğini sağlamanın ön koşuludur, olmazsa olmazıdır.

3- İşçi sınıfı sosyalistleri, ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesinin gereği olarak, Kürt halkının mücadelesine koşulsuz destek verirler. Bu, Kürt halkının taleplerinin içeriği, Kürt siyasi hareketinin ideolojisi, siyasi çizgisi, programı ile strateji ve taktiklerinden bağımsız olarak, mücadeleye destek verilmesi olarak anlaşılmalıdır. Bunun nedeni, bütün bu özelliklerinden bağımsız olarak, mücadelenin demokratik bir karaktere sahip olmasıdır. Doğal olarak, Kürt mücadelesine verilen bu koşulsuz destek, kendiliğinden, bu mücadeleye öncülük edenlerin ideolojisini, siyasi programını, strateji ve taktiklerini benimsemek anlamına gelmez.

4- Buna bağlı olarak, ezen ulusun bir parçası olarak Türkiye işçi sınıfı ve onun siyasi temsilcileri, Kürt mücadelesini yönlendirmeye ve belirlemeye çalışmazlar. Kürt siyasi hareketini eleştirmek ve onlara akıl vermek, işçi sınıfı sosyalistlerinin işi değildir. Böylesi bir tutum, politik bir değer taşımadığı gibi, içselleşmiş bir sömürgeciliğin dışa vurumu olarak değerlendirilecektir. İşçi sınıfı sosyalistlerinin görevi, ezen ulusun siyasi temsilcisi olan siyasi iktidarların, Kürtlere yönelik baskıcı ve sömürgeci politikalarını teşhir etmek, işçi sınıfının bu politikalara karşı çıkmasını sağlamak olmalıdır.

5- Kürt siyasi hareketini biçimlendirmeye kalkışmamak, Kürt işçilere yönelik sınırsız bir propaganda, ajitasyon ve örgütlenme çalışması yürütülmesini engellemez. İşçi sınıfı sosyalistleri, Türkiye işçi sınıfının birliğinin tavizsiz savunucularıdır. O nedenle işçi sınıfının etnik temelde bölünmesine kesinlikle karşı çıkarlar.

6- Ancak bu bölünmenin önüne geçmenin öznel nitelikte iki ön koşulu olduğunu bilirler. Birinci olarak, işçi hareketi ve sınıfın siyasi örgütü şovenizmden kesinlikle arınmış olmalı,  enternasyonalist bir karakter taşımalıdır. İkinci olarak ise, işçi sınıfı içinde kayda değer bir siyasi güce ve örgütlülüğe sahip olmasıdır. Bu iki koşuldan birisinin bile eksik olması halinde, Kürt işçilerin, sınıfsal mücadele yerine ulusal mücadeleyi tercih etmesi sürpriz sayılmayacaktır.

7- Bugün Kürt mücadelesi karşısında alınacak doğru politik tutumun ne olacağına, iki temel yanlış politikanın olumsuzlanması yoluyla, ulaşılabilir. Birinci yanlış politika, Kürt mücadelesi ve siyasi hareketinin Türkiye siyasetindeki ağırlığının cazibesine kapılarak, bu harekete eklemlenmek, onun uzantısı haline gelmektir. Bu yaklaşım, en hafif deyimle, “demokratizme” düşmek, işçi sınıfından ve onun nihai programından uzaklaşmaktır. Kürt mücadelesi içindeki pratik politik önemi ise “odun kırıcının ‘hıh’ deyiciliğinden” öte bir şey değildir. İkinci yanlış politika ise, Kürt mücadelesinin ulusalcı özelliği ve Kürt hareketinin siyasi niteliğini gerekçe göstererek, ama esas olarak Türkiye işçi sınıfının şoven koşullanmasına taviz vererek, sınıftan kopmamak adına, Kürt mücadelesine karşı mesafeli bir tutum takınmaktır. Bu yaklaşım, “sosyalizm” ve “işçi sınıfından yana olmak” adına, ulusalcılığın ve sosyal şovenizmin batağına düşmek anlamına gelir. Doğru tutum, bir yandan ortak bir haklar ve demokrasi programı etrafında işçi hareketi ile Kürtlerin birlikte mücadelesini savunmak; buna yönelik Halkların Demokratik Kongresi gibi örgütlenmeleri desteklemek, diğer yandan işçi sınıfının sosyalizm hedefine dönük bağımsız mücadelesini ve örgütlenmesini geliştirmeye çalışmak olmalıdır.

İşçilerin Sesi Gazetesi Yeni Seri Sayı 9

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Kürt sorunu /