Julius Oppenheimer ODTÜ’lü müydü Hocam?

Sol Defter- Haber - 29 Aralık 2012 - Güncel Politika

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Julius Oppenheimer ODTÜ’LÜ MÜYDÜ HOCAM?

Tarihin bu kesitinde, bilimin iktidarla kurduğu ilişki, bilimin kendine has içeriği ve yöntemi dahil hiç olmadığı kadar neoliberal saldırılar tarafından belirlenmektedir. Bilgiyle kurulan ilişkinin, bilginin üretim alanlarının AKP iktidarı süresince uğradığı dönüşümün ODTÜ olayları sonrası görünümü üniversitelerin medreseler dönüşümün tamamlanmak üzere olduğunu gösteriyor. Bilgiyle kurulan ilişki toplumsal fayda özelliğini çoktan kaybetmiştir. Bu anlamda bir daha toplumsal duyarlılık ve değişim istemi anlamında ne 68 Mayısı, ne de bilim insanına içkin aydın olma sorumluğu anlamında *“Oppenheimer vakası” yaşanacaktır.

Yani ODTÜ ve sayın rektöründen bir Oppenhemir vakası çıkacağını beklemek kelimenin amiyane anlamıyla gaza gelmektir. Muktedir, olayların yatışmasını bekleyecektir. Sayın ODTÜ rektörünün başbakandan sonra cumhurbaşkanından da randevu almasını böyle okumak gerektir.

Sol, ODTÜ direnişinden iktidara karşı mücadelede yeni bir dönemin açıldığını ummak yerine, tüm üniversitelere içindekilerle birlikte ihtiyatlı yaklaşmak zorundadır.

Yani kimse gaza gelmesin.

Neden mi?

Birincisi; Türkiye artık bilgiyle özgürleşim arasındaki bağlantıyı kaybetmiştir. Tanrının AKP ile tekrar yeryüzüne indirildiği koşullarda, mücadele, yeni ruhban sınıfı ile cumhuriyetin kuruluş ideolojilerinin şekillendiği küçük burjuva bilgi teknisyenleri ve adaylarının dışında tanımlanmalıdır.

İkincisi; Yeni dönem, hayatın her alanında olduğu gibi Cumhuriyet üniversitelerinde de dilencilik kültürü ve biatın üretilmesi ve servis edilmesi ile karakterizedir.

Üçüncüsü; İktidarlar artık üniversitelere inanmamaktadır. Bu kurumları belli bir yaş grubuna ait insanın bakım ve gözaltında bulundurulduğu bir yer olarak görmektedir. Aralarında bir seçim yapmaya kalkışmasının bir anlamı yoktur çünkü iktidar seçkinlerini başka yerlerden seçmekte ya da başka şekilde arayıp bulmaktadır.

Dördüncüsü; Üniversiteler çürümüştür. Yani YÖK’e karşı olmak artık yetmemektedir. Bunu anlayabilmek için işe çürüme olayından başlamak gerekir, ölüyü diriltmeyi düşlemenin bir anlamı yoktur.

Beşincisi; Üniversitelerin sadece YOK’e ve AKP’ye karşıt olmanın dışında, kaybedilmiş toplumsallığın aydın olma zorunluluğunda yeniden tanımlanmasını gerektirir. ODTÜ olaylarında Dikmen vadi halkının gösterdiği dayanışma örneği, enerjinin ve hedefin yönünün nereye olması gerektiğinin göstergesidir. Dört ya da 5 yıllık eğitim ve mücadelenin sonunda “mutsuz okumuşlar” kervanında yerini almak yerine, kendi alan mücadelesi ile toplumsal mücadelenin ortaklaşması için kafa yorması daha kıymetli olacaktır.

*Julius Oppenheimer-ABD’li fizikçi. II. Dünya Savaşı sırasında nükleer silah üretmek için başlatılan Manhattan Projesinin bilimsel başkanı. Atom bombasının babası olarak da tanınır. 1930’lar da Komünist görüşlerden etkilendi. 1937 yılında ölen babasından kalan mirası sol görüşlü gruplara maddi destek olarak verdi. Komünist Parti ile düzenli temas halinde oldu.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: ODTÜ /