Gençlik hareketlenirken… -Ahmet Tonak

E.Ahmet Tonak - 31 Aralık 2012 - Güncel Politika

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Gençlik hareketlenirken…

Tayyip bey ODTÜ’ye ait her şeyi “kötü” buluyor ya, iyisinin nasıl olması gerektiğini de söylemeden edememiş:

… AK Parti’nin gençliği bilgisayarıyla dolaşacak. O tuşlarla dünyaya .. yeniden dirilişimizin destanını yazacak. Sizler fikirde varsınız, düşüncede varsınız, ilimde varsınız, yüksek teknolojinin tesisinde olacaksınız… Bugün elinde sopa ile değil göğsünde iman, elinde bilgisayar ve Kur’an ile, zihninde ilim ile hakkı söyleyen hakka çağıran bir gençlik var. O gençlik ak gençliktir, hiç tereddütsüz söylüyorum.

ODTÜ’lüler model kurmaya yatkındır. Modellemenin esası da varsayımlar yaparak gerçekliği zihinde inşa etmektir. Bir grup ODTÜ’lü “kötü” olduğumuzu varsayalım demiş ve malum gerçekliğin modelini kurmuş :

…Biz kötü olduğumuz kadar aptalız da, çünkü biz iyiliğin katı halini polis coplarından, sıvı halini panzer sularından, gaz halini biber gazlarından, psikolojik halini Tayyip Erdoğan’ın tehditlerinden, sosyolojik halini karaktersiz üniversite rektörlerinden öğrenemedik. Biz kötüyüz, çünkü ODTÜ’de 3600 polis, 20 zırhlı araç ve 8 TOMA ile biz terör estirdik…” (http://tinyurl.com/csgsztx)

Her model gibi bu model de gerçekliğin zenginliğini (!), griftliğini (!) yansıtamamakla birlikte, ele aldığı araştırma objesinin tanımlayıcı özelliklerini ihmal etmemiş. Sırf bu yüzden bile, ODTÜ’lülerin en azından “aptallık” yaftasını hak edip etmedikleri konusunda bir tereddüt oluşturmakta başarılı oldukları söylenebilir!

Gırgırı bırakıp, ciddileşecek olursak Erdoğan’ın “AK Parti’nin gençliği” dediği kümenin ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuyu ele alan Foti Benlisoy’un yazısını tavsiye ederim (http://tinyurl.com/btlfwl2). Şu tespite katılıyorum: “Öğrenci hareketinin önümüzdeki günlerde daha da büyük bir pervasızlıkla şiddetperestlik, tedhişçilik ve hatta faşizmle suçlanacağını öngörmek için kâhin falan olmaya gerek yok. Dahası hükümet bu yolda kendisine yakın öğrenci gruplarını da sokağa dökmekten çekinmeyecek gibi… Önümüzdeki günlerde “şiddeti kınayan” ak-öğrenci eylemlerinin daha da yoğun bir biçimde gündeme gelmesi muhtemel.

Bu tespitin ötesine geçerek önemli gördüğüm ilişkin bir iki konuya daha değineyim. İlki, “ak-öğrenci” kümesinin “AK Parti’nin gençliği” ile aynı şey olmadığı. Her partinin olduğu gibi AKP’nin de iktidar imkanlarını seferber ederek, “vatan-millet-Sakarya”yı Kuran, Akif, hatta bilgisayarla birleştirip kariyer hedefli gençlere kendince parlak bir gelecek vaat ettiği malum. Dolayısıyla bu durum da güçlü ve yönetenin himayesinde, geleceğin güçlüsü ve yöneteni hatırı sayılır miktarda gencin AKP’ye bağlanmasını yaratmıştır. Bu partili veya yandaş gençlerin yanısıra siyaseti riskli gören, siyasetin alternatifi olarak özel sektörde çalışıp yükselmeyi ve mütekabil hayat tarzını fetişleştirerek angajmanlarını seçen bir gençlik olduğunu da biliyoruz. Daha da önemlisi bu gençlik kesiminin nicel boyutunun AKP artı politize gençlik (sol ve AKP-dışı sağ) kesiminden daha büyük olduğunu da tahmin ediyorum. Bu eşitsizliğin farkında olmayan ve bunu sol lehine bozmayı yapacaklarının içine yediremeyen bir gençlik muhalefetinin etkili olacağını düşünmüyorum. Ve tabii bu eşitsizliğin sol lehine çözülmesinde Kürt gençlerinin konumunun tayin ediciliğini belirtmeye bile gerek yok.

İkinci konu, farkına varılmamış olduğunu düşünmek istediğim üniversite elitizmi. Kimi üniversitelerin kaynak imkanları, hatta coğrafi konumları gibi nedenlerle daha bir üniversiteye benzediği aşikar. İçinden bildiğim için rahatlıkla söyleyebilirim bu grubun başında da ODTÜ gelir. Fakat bu olgusal durum, Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin adıyla başlayan, Bingöl Üniversitesi’nin resmi sitesindeki İngilizce hatalarıyla devam eden yarı şaka bir adam-yerine-koymama’ya dönüştüğünde, o sevimsiz elitizm başlamış demektir. Bu da kimsenin hayrına olmaz.

BirGün

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: ODTÜ /