Kadınlar Özgür Olmazsa… “İşçilerin Sesi” Metinleri (III)

İşçilerin Sesi - 5 Ocak 2013 - İşçi Gündemi / Kadın Hareketi / Teorik Tartışmalar

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Kadınlar Özgür Olmazsa…

Kadınlar ve erkekler arasında yaşanan cinsiyete dayalı iş bölümü, kadınların her alanda denetlenmesi, ayrımcılığa, baskıya ve türlü türlü şiddete maruz kalması insanlık tarihi boyunca gördüğümüz evrensel bir olgu. Bugünkü kapitalizm koşullarında ise kadınlar ve erkekler arasındaki iktidar ilişkilerinin derinleşip, keskinleştiğini söyleyebiliriz. Hâlbuki tarih bize aslında, bu ezme ezilme ilişkisinin yapısının her zaman hiyerarşik olmadığını gösteriyor.

Erkek egemenliği, tarihsel olarak kapitalizmden önce varolmuş ve kendine has dinamiklere sahip olan bir egemenlik. Ancak, erkek egemenliği, kapitalizmle birlikte ve ona çeşitli düzeylerde eklemlenerek özgül bir biçime bürünüyor. Kısaca karşılıklı bir ilişki ve etkiden söz edebiliriz.  Böyle bir sistemi sadece kapitalizm olarak tanımlamak ve mücadele hattını kapitalizm ile sınırlamak doğru olmaz.

Değiştirip, dönüştürülmesi gereken erkek egemen kapitalist sistemdir. Diğer yandan, patriyarkal-erkek egemen kapitalist sistemde kadınları ezen sadece devlet ve sermaye değil, erkeklerdir de. Erkekler, egemen toplumsal bir grubu oluştururlar: Kadınların emeğine, kimliğine, bedenine el koyarlar; kadınların bedenini, emeğini, kimliğini denetlerler. Başka bir deyişle, egemen olan toplumsal bir grubun mensupları, yani erkekler, bu egemenlikten somut, maddi ve ruhsal çıkar sağlarlar.

Kadınların erkeklerle eşit toplumsal statüye sahip olabilmesi ve hem kadınların hem de erkeklerin insani kapasitelerini tam olarak gerçekleştirebilmeleri için cinsler arası ayrımcılığın ortadan kalkması şarttır. Bu da ancak, kapitalizm koşullarında değil, özel mülkiyetin yol açtığı sömürü ve baskının ortadan kalkacağı, toplumun kar hırsıyla değil, insani ihtiyaçlar doğrultusunda yönetileceği bir düzenle yani sosyalizmle mümkündür.

Özel mülkiyetin ortadan kaldırıldığı, kadınların ezilmesinin ekonomik temellerinin yok edildiği bir toplum, kadınların kurtuluşunun önünü açacak. Kadınların üzerinde büyük bir yük olan karşılıksız ev ve bakım emeğinin ortadan kalkması, ücretli-karşılıksız emek  karşıtlığının kırılması, doğurganlık ve erkek cinselliğiyle tanımlanmış cinsellik biçiminin ötesine geçilmesi için yasal bir eşitliğin yetmediği ortada.

Çekirdek aile düzeni sürdükce, bu durum değişemez. Bu nedenlerle devrimci bir dönüşüme ihtiyaç var. Bu dönüşüm, kadınların da politik bir kolektif özne olarak ihtiyaçlarını, kaynak dağılımından toplumun düzenlenmesine kadar belirleyebildikleri sosyalizm olabilir.

Ancak sosyalist devrimin gerçekleştiği SSCB örneğinde gördüğümüz gibi (ki 1917 Sovyet Anayasası, bugün için bile, kadınlar açısından son derece büyük kazanımlar içeriyordu) en çabuk vazgeçilen, ertelenen yine kadınların kazanımları olmuştur. Dolayısıyla sosyalizm kadın kurtuluşunun gerçekleşmesinin önünü açsa bile tek başına yeterli olmayacak.

Biz devrimci marksistler olarak kadınların kurtuluşunu doğrudan sosyalizme bağlayan, “kadın sorunu sınıfsal bir sorundur” diyerek, kadınların özerk mücadelesini önemsemeyen, sınıf indirgemeci  yaklaşımlarla aramıza sınır çekmeliyiz.

Bir yandan da “kadın sorunu kadınların sorunudur” diyerek, kendi yapılarımız içinde cinsiyetçiliğe-heteroseksizme karşı mücadeleyi temel almayan, gelecek hayalinde, kadınların kurtuluşunun olmazsa olmaz olduğunun bilincinde olmayan yaklaşımlarla da aramıza sınır çekmeliyiz. Sol hareketin tarihi cinsiyet eşitsizliklerinden cinsel şiddet, tacize kadar bir dizi olumsuz durumu barındırmaktadır.

Ancak kadınların bir cins olarak maruz kaldığı ezilme, aralarında farklılıklar olsa bile, onları bir paydada buluşturur. Bu nedenle kadınların, ezilen bir cins olarak kendi sorunları çerçevesinde bağımsız talepler ve bağımsız örgütlenmeye ihtiyacı vardır. Dolayısıyla, feminist örgütlenmeler ve kadın gruplarıyla destek ve dayanışma içinde olmak temel prensiplerimiz içinde yer almalı.

İşçilerin Sesi Gazetesi (yeni seri) Sayı 10 – Ocak 2013’te yayınlanmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: feminizm / kadın mücadelesi /