İki Sınıf İki Adalet: Neye Baksalar Para Görüyorlar…

İşçilerin Sesi - 6 Ocak 2013 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

NEYE BAKSALAR PARA GÖRÜYORLAR

Tüm mahkeme salonlarında, yargıçların oturduğu kürsünün arkasındaki duvarda, iri puntolarla, “Adalet Mülkün Temelidir” ibaresi yazılıdır. Burada “Mülk” kelimesi, “Devlet” anlamında kullanılmaktadır. Adalet devletin temeliyse ve devlet sınıflı toplumlarda egemen sınıfların baskı aygıtıysa, o zaman “adalet” kavramı da sınıfsal bir içerik taşır. Gerek adaletin temelini oluşturan yasalar, gerekse adalet dağıtma görevini üstlenen savcı ve yargıçların ideolojik şekillenmesi, egemen sınıfların çıkarları doğrultusunda oluşturulur. Bunun sonucu olarak, yoksullar ve ezilenler için adalet genellikle doğru biçimde tecelli etmez; onların mağduriyetini daha da arttırır. Buna karşın, kapitalist sınıfın çıkarlarını korur.

Bu konudaki çarpıcı son örnek, Anayasa Mahkemesinin, rüşvet verme-alma iddiasıyla, Yüce Divan sıfatıyla yargıladığı, aralarında İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş’ın da bulunduğu işadamları ve kimi yargıçlar hakkında verdiği beraat kararıdır. Mahkeme, sanıkların, yasa dışı yollardan elde edilen delillere dayanılarak mahkûm edilemeyeceğine hükmederek, onları beraat ettirmiştir. Yani ortada sanıkları mahkûm etmeye yetecek kanıtlar var, ancak bu kanıtlar yasal yoldan elde edilmemiş; o nedenle kanıt olarak kabul edilip sanıklar mahkûm edilemiyor! Bir yanda çeşitli kesimlerden muhalifler, haklarında yasadışı yollarla elde edilen ya da soruşturma aşamasında üretilen sahte kanıtlarla, hatta doğru dürüst kanıt olmaksızın, yıllarca hapiste tutulur ve ağır cezalara çarptırılırken, öte yanda suçu sabit olan ünlü işadamları beraat ettiriliyor. Hukuk iki tarafa farklı şekilde işliyor. Başka bir açıdan bakacak olursak; maddi çıkar sağlamak için rüşvet alıp-verenler korunup kollanırken, siyasi iktidara veya rejime muhalif olanlar cezalandırılıyor. Bu durum, hukukun taraflı olduğunu gösteriyor.

SENDİKALAR MAFYA ÖRGÜTLENMESİ OLARAK GÖRÜLÜYOR

İşadamları hakkında yukarıdaki şekilde hüküm kurulurken, Ankara’da Horoz Kargo işyerinde sendikal örgütlenme çalışması yürüten TÜMTİS Sendikasının 14 yöneticisine, 1 yıl 10 ay ile 6 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi. Kararın gerekçesi ise son derece ilginç: “Sendikaya zorla üye kaydedip aidat ödemelerini sağlayarak haksız kazanç elde etmek amacıyla örgüt kurmak.” İşçilerin sendikada örgütlenmek suretiyle, hak kazanımları elde ederek, daha iyi koşullarda yaşamlarının sürdürme çabaları, çıkar amaçlı suç örgütü faaliyeti olarak görülüyor. Sendika ise, bir mafya örgütlenmesi olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, tek bir işçinin bile sendikadan şikâyetçi olmamasına karşın, mahkeme bu kararı veriyor. İşverenin yalan beyanları, sendikacıların mahkûm edilmesine yetiyor. Buna karşılık, sendikacıların, işveren aleyhine, sendikal örgütlenmeyi engellediği için, TCK’nın 118. maddesine dayanarak, açtığı davada beraat kararı veriliyor.

Bu, tek örnek değil. Adana Balcalı Hastanesinde taşerona bağlı olarak çalışan sağlık işçileri, kadroya geçirilme talebiyle yürüttükleri mücadele çerçevesinde, taşeronun ihaleyi yeniden almasını engellemeye çalışmaları yüzünden, “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla yargı önüne çıkarılmışlardır. Aynı durum, İzmir’de, Büyükşehir Belediyesinin iştiraki olan İzelman işyerinde örgütlü olan Genel-İş Sendikası şube yöneticileri için de söz konusudur. Bunlar da ihale sürecinde benzer tutum aldıklarından aylarca hapis yatmışlardır. Kısacası, patronların ve bürokratların maddi çıkar elde etmek amacıyla rüşvet alıp, vermeleri, her türlü yasadışı yola başvurmaları suç olarak görülmüyor. Buna karşın, burjuvazi ve onun temsilcisi siyasi iktidar, işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilenlerin, yoksulların her türlü hak mücadelesini suç olarak göstererek, haklılığını gölgelemeye çalışıyor ve bu mücadeleleri bastırmak için elindeki yargı silahını yoğun olarak kullanıyor.

Bu tavırlarının bir nedeni işçi ve emekçi düşmanlığı ve onların mücadelelerinden duyulan korku ise, diğer nedeni, her şeyi para, maddi çıkar temelinde değerlendirmeleridir. Başbakan, Meclis’te 2013 yılı bütçesinin görüşülmesi sırasında yaptığı konuşmada, 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde, Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yayınlanan 27 Nisan tarihli e- muhtıranın ekonomiye maliyetinin 2 milyar dolar olduğunu söylüyor. Yani ordunun bu tavrının antidemokratikliğinden çok, maddi zararını öne çıkarıyor. Yine, tam bir yıl önce Uludere-Roboski’de Türk savaş uçakları tarafından 34 Kürdün bombalanarak öldürülmesinin sorumluları açığa çıkarılmamışken ve devlet kayıp yakınlarından resmen özür bile dilememişken, Başbakan “can kayıplarının her biri için yasal olarak 20 bin lira vermemiz gerekirken biz 100 bin lira verdik” diyerek övünüyor. İnsan yaşamını dahi paraya indirgiyor. Bu zihniyetin, işçilerin hak mücadelesini rant mücadelesi olarak görmesi, işçi sınıfı örgütlülüğünü ise mafya örgütlenmesi olarak değerlendirmesi şaşırtıcı değildir.

İĞNEYİ BİRAZ DA KENDİMİZE BATIRALIM

Bu arada, sendikaların işçi sınıfından koparak, sendika bürokratlarının çıkar örgütüne dönüşmesinin, egemen sınıfların eline koz verdiğini de atlamamak gerekiyor. Sınıf mücadelesinin gerilediği koşullarda, sendikaların tepesine çöreklenen asalak bürokrat sendikacılar, bu işçi örgütlerini kazanç, rant kapısı olarak değerlendirerek önemli maddi çıkarlar elde ediyorlar. Bu çıkarlarını kaybetmemek için de, baskı, yalan, karalama, delege oyunları vb. her türlü kirli oyunu sergiliyorlar. İşçileri karşılarına aldıklarından, onlardan korunmak için özel korumalarının arkasına sığınıyorlar. Gerek işçi sınıfının hak kayıplarına yol açan gerekse işçi mücadelelerinin geniş kitleler gözünde meşruiyetini zedeleyen sendikaların bugünkü gerici yapısı, işçilerin topyekûn müdahalesiyle değiştirilmeli, sendikalar yeniden işçi örgütlerine dönüştürülmelidir. Asalak, bürokrat sendikacılığın panzehiri, işçi sınıfının kitlesel mücadelesidir. Mücadeleyi yükselterek kazanımlar elde eden ve kendine güveni artan işçi sınıfı, kendi sınıf örgütünde, asalakları ve rantiyeleri barındırmayacaktır. Mücadele, arındırır ve kazandırır.

İşçilerin Sesi Gazetesi (yeni seri) Sayı 10 – Ocak 2013’ten alınmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: sendikalar /