AKP İttihat Terakki ile aynı kafada – Aykut Özer

Aykut Özer - 15 Ocak 2013 - Güncel Politika / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

AKP İTTİHAT TERAKKİ İLE AYNI KAFADA

Osmanlı Devletinin son yıllarında iktidarı ele geçiren İttihat Terakki Partisi, dağılan imparatorluğun kalıntılarından nasıl bir ulusal devlet çıkarılacağının hesaplarını yapmaya koyuldu. Partinin önde gelen teorisyenleri şu noktalarda görüş birliğine vardı:1-Gayrimüslim azınlıklar sürülecek.2-Kürtler Türkleştirilecek 3- Aleviler Müslümanlaştırılacak (Sünnileştirilecek). Bu planın bir bölümü, yani soykırıma dönüşen Ermeni Tehciri ve Pontus katliamı, İttihat Terakki Hükümeti döneminde gerçekleştirildi. Osmanlı Devleti yıkılıp, İttihat Terakki Partisi dağılıp, önderleri fiziki ya da siyasi olarak tasfiye edilmelerine karşın, bu yaklaşım, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ideolojisinde temel öneme sahip oldu ve bugüne kadar çeşitli Cumhuriyet hükümetlerince tavizsiz olarak uygulandı.

Cumhuriyetin kuruluşunun hemen ardından, Yunanistan hükümeti ile yapılan “Mübadele Anlaşması” ile Türkiye’deki Rumların büyük çoğunluğu Yunanistan’a sürüldü. Bu süreç daha sonra da, Varlık Vergisi uygulamaları, 6–7 Eylül Olayları, 1963 Kıbrıs Krizi kullanılarak fiilen devam ettirildi. Bugün nüfusu 75 milyona ulaşan Türkiye’de, gayrimüslim yurttaşların sayısı ancak yüz binlerle ifade ediliyor. Dolayısıyla, bu plan gayrimüslimler açısından işledi.

Kürtler, inkâr ve asimilasyon yoluyla Türkleştirilme politikalarına karşı, başından itibaren direndiler. 1925 Şeyh Sait İsyanından 1938 Dersim katliamına kadar geçen sürede onlarca Kürt ayaklanması gerçekleşti. Bundan sonra görece sessiz geçen dönemde de, büyük ölçüde dışarıya kapalı toplumsal yapıları sayesinde, Kürtler, ulusal, kültürel varlıklarını korudular. Özellikle son otuz yıldaki başkaldırı süreci, bölgesel gelişmelerle birleşince, Kürtlerin uluslaşma süreci hız kazandı ve geriye döndürülemez bir noktaya ulaştı. Buna karşın AKP hükümeti halen “tekçi” anlayışı sürdürerek, Kürtlerin, anadilde eğitim, dillerini yasal olarak kamusal alanda kullanma ve sınırlı özerklik taleplerini reddediyor. Gerek “İslam Kardeşliği” söylemi gerekse kimi Kürt burjuvalara rant dağıtma yoluyla, ama esas olarak, baskı ve zoru temel araç olarak kullanarak, Kürtleri Türk ulusal devletine eklemlemeye çalışıyor.

CEMEVLERİNE GEÇİT YOK!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, din temellerine dayanan bir devlet olmamasına karşın, Sünni İslam, devletin temel motiflerinden biri oldu. Geniş bir kadro ve büyük bir bütçeye sahip olan Diyanet İşleri Başkanlığı, bu amaca dönük olarak devletin temel kurumu olarak örgütlendi. Bu kurumun yaygın örgütlenme ağı, “havuç ve sopa” politikası ile birleştirilerek, Aleviler Sünnileştirilmeye çalışıldı. Bir yanda Aleviler çeşitli devlet görevlerinde istihdam edildi, Alevi köylerinde camiler yapıldı, her köşede İmam hatip okulları açıldı ve Sünni İslam’ın öğretildiği din dersleri, ilköğretim okullarında zorunlu hale getirildi. Diğer yandan, Dersim soykırımından, Çorum, Sivas, Maraş vb. katliamlarına kadar uzanan bir dizi olayla, “sırtlarından sopa eksik edilmedi”. Buna karşın Aleviler, Sünni İslam içinde eritilemedi. Son yıllarda kendi kültür ve inançları çerçevesinde giderek daha yaygın olarak örgütlenmeye başladılar. Toplu olarak yaşadıkları bölgelere, artan sayıda cem evleri inşa ederek, artık cenazelerini kendi din adamları öncülüğünde buralardan kaldırmaya başladılar.

Bu toplumsal gelişimin bir parçası olarak, Meclis’te de bir cem evi açılması talebinde bulunuldu. Ancak bu talep, Müslümanların ibadet mekânlarının camii olduğu ileri sürülerek, reddedildi. Alevileri ya Sünni İslam’ı kabullenmeye zorlayan, bunu yapmazlarsa İslâm dini dışına atmaya yeltenen, ama o halde bile ayrı bir inanç olduğunu, ayrı ibadet mekânlarının olabileceğini kabullenmeyen bu anlayış, İttihat Terakki kafasından başka bir şey değildir.

12 Eylül döneminde, askeri cunta Alevi köylerine cami yapımını yoğunlaştırdı. Bugün devlet töreniyle kaldırılan Alevi asker cenazelerinin Cem evlerinde kılınan cenaze namazlarına, ne askeri ne de sivil erkân katılıyor. Bu askerler için resmi cenaze töreni camilerde yapılıyor. AKP ise, Cem evlerini ibadet mekânı olarak görmeyerek aslında Alevi inancını dışlıyor. Yani devlet kurumları, “laik askerler” ya da “dinci politikacılar”, İttihat Terakki Partisinin formüle ettiği, T.C devletinin temel politikasından milim sapmıyorlar. Yeri geldiğinde muhaliflerini İttihatçı olmakla suçlayan AKP iktidarının, Kürt ya da Alevi sorununa yaklaşımda, İttihat Terakki ile aynı kafaya sahip olduğu görülüyor. “İleri demokrasi” teranelerine karşın, AKP’nin, has bir devlet partisi olduğu, devlet gibi despotik bir karaktere sahip olduğu açığa çıkıyor.

İşçilerin Sesi Gazetesi (Yeni Seri) Sayı 10 – Ocak 2013’ten alınmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: AKP / İttihat ve Terakki /