Özelleştirmede sıra kaldırımlara mı geldi? – Oya Öznur

İşçilerin Sesi - 15 Ocak 2013 - Güncel Politika / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Köprü ve Otoyollar Özelleştirildi: Sıra Kaldırımlara Mı Geldi?

Toplam uzunluğu 1975 kilometre olan ve Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerini de içeren sekiz otoyolunu kapsayan özelleştirme ihalesi yapıldı. Koç Holding-Ülker Holding’e ait Gözde Yatırım ve Malezyalı UEM Grup ortaklığı, 5 milyar 720 milyon dolar verip ihaleyi aldı. Bu ortaklıkta Koç ve UEM Grubu’nun yüzde 40’ar, Ülker’e ait Gözde Girişim’in ise yüzde 20 payı bulunuyor. Böylece, “Anadolu kaplanları” olarak adlandırılan “İslami sermaye” ve “büyük (laik) sermaye” gibi keskin bir çatışmanın olmadığı bir kez daha açığa çıktı. İhale, bu temelde çatışma arayanlara, “sermayenin dini yoktur” gerçekliğini bir kez daha hatırlatmış oldu.

Köprü ve otoyol ihalesi, Telekom’un 6.55 milyara satılmasından sonra Türkiye’nin en yüksek özelleştirmesi olarak lanse ediliyor. Özelleştirmenin ardından köprü ve otoyolların bakım ve onarımı dahil tüm çalışmaları özel sektör tarafından yapılacak. Buna karşılık köprü ve otoyollar üzerindeki hizmet tesisleri, bakım ve işletme tesisleri, ücret toplama merkezleri ve diğer mal ve hizmet üretim birimleri, yani tüm varlıkları 25 yıl boyunca bu şirketler tarafından kullanılacak.

Karayolları Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre köprü ve otoyollardan 1 Ocak 2001-30 Kasım 2012 tarihleri arasında 3.3 milyar araç geçti ve 3.8 milyar dolar gelir elde edildi. Özelleştirmeden beklenen gelir ise yalnızca 5.7 milyar dolar. Bugünkü araç sayısı üzerinden hesap yapıldığında köprü ve otoyolların 25 yılda en az 15 milyar dolar gelir getireceği, ihale masrafları çıktıktan sonra ise 6 milyar doların kâr olarak kalacağı söyleniyor. Araç sayısının artacağı dikkate alındığında gelirin 20 milyar doları aşacağı da belirtiliyor. Yani ihaleyi alan bu şirketler, gelecek 25 yılda 20 milyar dolardan fazla gelir elde edecek ama yalnızca 5.7 milyar dolar ödeyecek!

AKP hükümetinin; Türk Telekom, Tüpraş, Erdemir, Tekel ve son olarak köprü ve otoyolları satması ve özelleştirmelere hız vermesi kısa vadede gelir elde etme çabasıdır. 2-B olarak ifade edilen “orman vasfını yitirmiş” arazilerin satışı da benzer amaçla yapıldı. Kısa vadede elde edilecek bu gelirlerle cari açık ve giderler karşılanmaya çalışılacak. Yani çark döndürülecek. Oysa satılan varlıklar, halktan toplanan vergilerle kurulan ve çalışanların alınteriyle büyüyen işletmelerdir.

Mevcut varlıkların satılmasının yanı sıra, köprü ve otoyol özelleştirmesi ile önümüzdeki 25 yıla ait gelirler de satılıyor. Bu durum parasına daha erken kavuşmak için alacağını tefeciye temlik eden esnafları çağrıştırıyor. Temlik sonucu esnaf alacağının yarısını hemen alırken, tefeci de diğer yarısına konar. AKP hükümeti de köprü ve otoyol ihalesiyle 25 yılda elde edilecek geliri şimdiden satıyor ama dörtte bir fiyatına!

Kısacası hem halkın vergileri ve emekçilerin alınteriyle oluşturulan mevcut işletmeler hem de önümüzdeki yıllarda elde edilecek gelirler tek seferde satılıyor. Bir kamu emekçisinin basına yansıyan sözlerinde olduğu gibi; “köprü ve otoyollar da özelleştirildi, sıra kaldırımlarda”. AKP’nin bu borç yüküyle gemisini yürütebilmesi ancak böyle mümkün olabiliyor.

İşçilerin Sesi Gazetesi (Yeni Seri) Sayı 10 – Ocak 2013’ten alınmıştır

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: köprü / otoyol / Özelleştirme /