“Savaş Hükümeti” Kuvvetler Ayrılığına Karşı Çıkıyor – İlkay Öngören

İşçilerin Sesi - 15 Ocak 2013 - Güncel Politika / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

SAVAŞ HÜKÜMETİ KUVVETLER AYRILIĞINA KARŞI ÇIKIYOR

İlkay Öngören

Başbakan’ın kuvvetler ayrılığı ilkesi hakkındaki, “önümüze engel olarak dikiliyor” açıklaması ile “Türk usulü başkanlık sistemi” tartışmaları bir bütünlük arz ediyor. Siyasi gücün tek elde toplanmasını amaçlayan bu söylem ve projenin arkasında, sadece başbakanın siyasi ihtirası yatmıyor. Esas amaç, devleti, ayak sesleri duyulan ve Türkiye’nin de içinde yer alması kaçınılmaz olan bölgesel savaş koşullarına hazırlamak; onu bu yönde tahkim etmektir. Hükümet, kurmak istediği totaliter rejim vasıtasıyla, tüm muhalif kesimleri bastırmayı,  böylece savaş koşullarında cephe gerisini sağlama almayı amaçlamaktadır. Ayrıca bu yolla, kapitalist sınıfın ülke kaynaklarına sınırsız saldırı ve emekçilere yönelik azgın sömürüsünün önündeki tüm yasal ve idari engellerin ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Başbakanın kuvvetler ayrılığına yönelik eleştirisini dayandırdığı örnekler, kendisinin sınırlanmamış iktidarının yanı sıra, sermayenin dizginlenmemiş sömürüsünü arzuladığını gösteriyor.

Meclis Anayasa Komisyonunda sürdürülen, ancak yasama ve yargının yetkilerini yürütme lehine budayan hükümleri nedeniyle, bir türlü neticelenemeyen yeni anayasa tartışmaları küllenirken, Başbakanın bu çıkışı önem kazanıyor. Zira ilk sivil anayasa olarak reklam edilen tasarı, başkanın Meclisi feshetme yetkisi, kanun hükmünde kararnameler üzerinde Meclisin denetiminin ortadan kaldırılması ve yine başkanın Meclisin çıkardığı yasayı veto etme yetkisi ile donatılmak isteniyor. Bu yetkilerle iktidara gelen başkanın, kuvvetleri tek elde toplayacağı açıktır. Erdoğan’ın ülkenin ilk süper güçlü başkanı olmak istediği ise herkesçe biliniyor.

İşçilere ve Kürtlere Karşı Kuvvetler Ayrılığı Zaten Yok

Devlet, bir sınıfın bir başka sınıf üzerindeki baskı aygıtıdır. Kapitalist sistemde ise, devlet, burjuvazinin, işçi sınıfı üzerinde egemenlik kurmasının bir aracıdır. Kuvvetler ayrılığı denilen, yargı, yasama ve yürütme erklerinin, görünüşte birbirinden bağımsız olması, devletin bu sınıf karakterinin üzerini örtmeye, işçi sınıfı ve emekçilerin bilincinde, devletin sınıflar üstü olduğu yanılsaması yaratmaya hizmet eder. Ancak yine de, devletin iktidar organları arasındaki güçler ayrılığının,  işçi sınıfının demokrasi mücadelesinde, otoriter rejimlere karşı savunulması gereken önemli bir mevzii olduğu unutulmamalıdır. Zira kuvvetler ayrılığı olmayan rejimlerde diktatörlerin ya da cuntaların iktidarda oldukları açıktır.

Hükümet ile yüksek yargı ya da askeri bürokrasi arasında kimi çelişkiler var olsa da, işçi sınıfının ya da Kürtlerin hak talepleri ve mücadelesi söz konusu olduğunda, tüm anlaşmazlıkların ortadan kalktığı görülüyor. KCK davasından binlerce kişi tutuklu; kararların MGK toplantılarında alındığı, mahkemelerin de alınan kararları infaz ettiği artık biliniyor. Yine burjuvazinin çıkarlarını yansıtan iş yasaları, kıdem tazminatının tasfiyesi ya da sosyal güvenlik haklarının gasp edilmesine dair düzenlemelerin hayata geçmesinde, tüm egemenlerin elbirliği ettiği açıktır.

İktidarın Totaliter Rejim Projelerine Karşı Direnelim

Ortadoğu coğrafyası sıcak savaşa doğru evrilirken, sözde demokrat Başbakanın totaliter bir rejime meyletmesi dikkat çekicidir. Başbakanın, emperyalist hedefler doğrultusunda yürüttüğü iç ve dış politikalarına karşı çıkan muhalefeti bastırmaktan başka amacı yoktur. Suriye, Irak ve İran konularında, büyük emperyalist ülkelerin taşeronluğu yanında, kendi alt emperyalist çıkarları doğrultusunda atak bir politika yürüten hükümet, sürecin açık savaşa doğru ilerlediğini görüyor ve alacağı radikal kararlar karşısında herhangi bir muhalefet baskısı hissetmek istemiyor. Ortadoğu planlarının ve uyguladığı savaş politikalarının kitle desteğine mal olacağını gören iktidar, elini güçlendirmek, iktidarını sağlamlaştırmak istiyor. Kürt hareketini teslim almak ve büyük burjuvazinin hem ülkedeki hem de bölgedeki ekonomik çıkarlarını gerçekleştirmek için bu güce ihtiyacı olduğunu görüyor.

Başbakanın dile getirdiği “kuvvetler ayrılığı” eleştirisi ve AKP iktidarının dayattığı   “Başkanlık Rejimi” projelerinin arkasında, Başbakanın “son Osmanlı Sultanı” olma hevesinin ötesinde, toplumsal muhalefeti bastırmaya ve sömürüyü derinleştirmeye hizmet edecek totaliter bir rejim kurma amacı yer almaktadır. O nedenle, savaşa ve daha da yoğunlaştırılmak istenen sömürüye karşı çıkan, demokrasi ve haklar mücadelesi yürüten, başta işçi sınıfı olmak üzere,  tüm ezilenler ve emekçiler, AKP hükümetinin, çeşitli projelerin arkasına gizlediği, totaliter bir rejim kurma girişimlerine karşı direnmelidir.

İşçilerin Sesi Gazetesi (Yeni Seri) Sayı 10 – Ocak 2013’ten alınmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Kuvvetler Ayrılığı /