Sendikal barajlar, işçilerin güvenini kazanarak, her düzeyde örgütlenerek aşılır!

İşçilerin Sesi - 10 Mart 2013 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Sendikal barajlar, işçilerin güvenini kazanarak, her düzeyde örgütlenerek aşılır!

6356 sayılı yeni Sendikalar Yasası, Kasım ayının sonunda yürürlüğe girdi. Yasanın ilk icraatı, Ocak ayının sonunda yayınlanan sendikaların üye istatistikleri oldu. İstatistiklerin yayınlanmasıyla birlikte “vay anam!” diyen sendikacılar, telaşla ne yapacaklarına karar vermeye çalışıyorlar. Kimisi üye kampanyası açarken, yüzde 1’i geçenler de “yırttık” demekte.

Yeni yasada yetki barajı adı verilen toplu iş sözleşmesi imzalayabilmek için sendikaların aşması gereken “baraj”, Ekonomik Sosyal Konsey üyesi konfederasyonlara bağlı sendikalar için Temmuz 2016’ya kadar yüzde 1 olacak. Bu tarihten sonraki iki yıl için yüzde 2 ve Temmuz 2018’den sonra ise baraj yüzde 3 olacak.  Bağımsız sendikalar içinse, bugünden itibaren baraj yüzde 3 olacak.

Sendikaların yetki barajı daha önce yüzde 10’du. Ancak sendika üyelikleri sıkı bir denetime tabi tutulmadığı için, yüzde 10’u aşmak, bugünkü yüzde 1’i aşmaktan kolaydı. Hatta toplu iş sözleşmesi imzalanan işyerlerinin sayısı azalırken, sendikaların yüzde 10 barajını nasıl geçebildiği, kadim bir soru olarak uzun yıllar kafaları meşgul etti.

Bugüne kadar sendikaların üye sayılarının Çalışma Bakanlığınca “idare edilmesi”, çoğu zaman hükümet yetkililerinin sendikaları tehdit etmekte kullandıkları bir enstrüman oldu. Hükümetle yapılan kritik görüşmeler esnasında, hükümet yetkilileri “gerçek üye sayılarını açıklarım ha!” dediğinde, sendika yöneticileri seslerini kesiyor ve hükümetin dayattığı önerilerin altına imza atıyordu.

Nitekim iş yasalarında işçi aleyhine yapılan değişikliklerin yasalaşmasında olduğu gibi, emeklilik yaşını ve prim gün sayısını artıran sosyal güvenlik yasası sırasında da sendikaların onayı, “yetki tehdidi” ile kolaylaştırıldı.

Son açıklanan üye sayıları istatistiklerinde de görülüyor ki, toplam işçi sayısı 10 milyon 882 bin, sendikalı işçi sayısı 1 milyon 2 bin, sendikalaşma oranı ise yüzde 9.2. Sendikalı işçi sayısı, sigorta kayıtları esas alındığında bir günde 3,2 milyondan 1 milyona düştü. 48 sendika baraj altında kaldı. Yüzde 10’u geçtiği söylenen sendikalar yüzde 1’i bile zor buldu!

Hükümet ve sermayeye kapitalizme nice hizmeti geçmiş sendika bürokrasisini bir günde kapı önüne koymuyor. 2009 yıldan bugüne kadar geçen üçbuçuk yıl, üye istatistiklerini açıklamayarak, yüzde 10 barajının çok altında kalan sendikalar yetkili sayıldı. Bugün ise, Ekonomik ve Sosyal Konsey’e üye olan konfederasyonları 5 yıl daha idare edecek; yüzde 3 barajını uygulamayacak.

Yeni yasayla hem yetki barajı düştü ancak hem işkollarının sayısı 28’den 20’ye, sendikaya üye olma yaşı da 16’dan 15’e düşürüldü. Sendikaya üye olmak için gereken noter şartı da bir yıl sonra kalkmış olacak. Ancak, işkollarının birleştirilmesiyle işkolunda çalışan işçi sayısını arttırmış oldu. Üyelikler, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları esas alınarak tespit edilecek. Böylece, emekli, rahmetli ve diğer işkollarına geçmiş ama bir başka sendikaya üye olmamış işçilerin “üyelikleri” silinmiş oldu.

Sendikacıların barajı geçebilmek için buldukları çözüm “yeni üye yazımı”. Üye sayısını artırarak yetkili kalmayı hedefliyorlar. Birçoğu noter şartının kalkmasını bekliyor.

Sendikalar yasasında daha öncede var olan, işkolu barajının yanı sıra ikinci baraj ise, işyerinde çalışanların “yüzde 50 + 1’ini üye yapma zorunluluğu: İşyeri barajıdır. Sendikacıların çözüm diye sundukları, yalnızca kendilerini koltuklarında korumaya yeter. İşyeri barajı nedeniyle, işkolunu geçseniz bile hiçbir işyerinde toplusözleşme imzalamaya yetkili bir sendika olamayabilirsiniz!

Sendikal istatistikler, sendikaların yüzde bir dilimine sıkıştığını ve işçilerin yüzde 99’undan kopuk olduğunu ortaya koyuyor. Bu çıplak gerçek, üye kampanyalarıyla giderilemeyecek kadar ağır bir güven ve itibar sorunudur. Aynı zamanda işkollarının işletme ve çalışma yapılarındaki hızlı değişimlerin yarattığı parçalanma, taşeronlaşma, güvencesiz çalışma ve küçülme eğilimini bertaraf edecek yeni yaklaşıma ihtiyaç var.

İşçi sınıfının ve sendikaların küçülmesinde ve itibarsızlaşmasında büyük pay sahibi olan mevcut sendikal yönetimleridir. Onlardan, geçmiş döneme dair bir özeleştiri veya işçi sınıfından yana olduklarını gösteren bir eylem görmüyoruz. İşçi sınıfının ihtiyacı olan, güvenebileceği temiz, şeffaf, demokratik sendikalar ve örgütlenmelerdir. İşyerlerinde her düzeyde örgütlenip hak arama mücadelesini sürdürecek olanlar, sendika bürokrasisi ve ondan nemalananlar olamaz. Yalnızca bilinçli işçiler işyerlerinde her düzeyde örgütlenerek, işçi sınıfının haklarına ve örgütlerine sahip çıkabilirler.

İşçilerin Sesi Gazetesi (yeni seri) sayı 12 – Mart 2013’ten alınmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 6356 sayılı yasa / sendikalar / yetki barajı /