Chavez’in ardından -II – Ergin Yıldızoğlu

Ergin Yıldızoğlu - 13 Mart 2013 - Dünya

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Chavez’in ardından -II – Ergin Yıldızoğlu

Chavez’in büyüklüğünü saptamak yeterli değil. Bir adım ileri giderek Chavez olayını anlamak, dersler çıkarmak gerekir. Yorumlarda, tüm olayı Chavez’in kişiliğine indirgeyen bir eğilim egemen. Bu noktada kaldıkça ne eleştirel bir yaklaşım üretmek ne de ders çıkarmak olanaklı.

Bu noktayı Chavez nereden çıktı sorusuyla aşabiliriz. Latin Amerika halklarının sömürgecilikle, emperyalizmle, CIA destekli psikopat, katil askeri diktatörlerin eliyle kana bulanmış, ırkçılıkla soykırımlarla kirletilmiş tarihi var… Bu tarihsel zemin bize antiemperyalist halk ayaklanmaları, Bolivar, Marti gibi liderler, halkçı ve komünist/anarşist bir direniş geleneği sunuyor. Bu gelenek, ulusal bağımsızlık düşüncesine sadık, sol eğilimli bir asker-sivil entelektüeller tabakası üretebiliyor.

Bu tarihsel zemini, 1970’lerden bu yana, özellikle 90’larda yoğunluğunu arttıran toplumsal muhalefeti, Chavez öncesi rejimlere karşı mücadele eden sol hareketleri, öğrencileri, sendikacıları, işçileri ve köylüleri ekleyerek ayrıntılandırmak gerekiyor. Chavez işte bu tarihsel zeminin, geleneğin, muhalefet dalgasının ürünü.

Bu dalganın 1989’da Chavez’i üreten noktasında, 3 bine yakın işçinin, emekçinin askerler tarafından katledildiği ayaklanma var. Aynı yıl Chavez’in orduda ulusalcı-devrimcibir grup subayla gizli bir örgüt kurduğu, sol gruplarla ilişki kurmaya başladığı söyleniyor. Hızla ilerleyerek 1992 darbesini atlar 1998 seçimlerine gelirsek… Chavez bu değindiğim dalganın üzerinde ulusalcı-Bolivarcı bir kalkınma-modernleşme talebinin ifadesi olarak iktidara geliyor.

2002 darbe girişimine kadar Chavez yönetiminin, daha önceki popülist, muhafazakâr yaklaşımların ulusal bütünlük vurgusuna dayanan modernleşme, kalkınma projelerinin, bunu gerektiğinde halka zorla dayatma eğiliminden farklı bir yol izliyor. Chavez’in toplumun yoksullar, dışlanmışlar ve seçkinler (oligarşi) olarak bölünmüşlüğünü yadsımayarak onun üzerinde halktanyoksullardan, siyahlardan ve ayrımcılığa uğrayanlardan yana, asla kendi tabanına baskı yapmayan bir modernleşme, kalkınma projesi aradığını görüyoruz.

Askeri darbenin, halkın sokaklara dökülerek direnmesinin, Chavez’de bir aydınlanmaya yol açtığı söylenebilir. Bu noktadan sonra 2007 Porto Allegre’de ifade edeceği gibi Bolivarcılığın yetmediği, sosyalizme yönelmek gerektiği fikri Chavez’in düşüncelerinde öne çıkmaya başlamış. Toprak kamulaştırmaları ve dağıtımı, ulusal kaynakların kamulaştırılmaya başlanması, petrol gelirlerinin, yoksulların, işçilerin köylülerin yerel örgütlerinin kurulmasını teşvik edecek, yaşam seviyelerini yükseltecek yönde harcanmaya başlanması bu yeni yönelimin ürünü.

Bu sırada Chavez’ın Gramsci’ye ilgisinin arttığını, devletin sınıf mücadelesine açılmasından, sivil toplumdaki ideolojik egemenliğin kırılmasından, devletten yararlanarak oligarşinin karşısında yeni bir tarihsel blok oluşturmanın gereğinden söz etmeye başladığını görüyoruz.

Bu dönemde yoksulların, emekçi sınıfların kendi işlerini yönetmek için yerel düzeyde kurdukları demokratik-yatay örgütlenmeleri hızla gelişiyor, oligarşinin uluslararası sermayenin yapılarına karşı paralel yapılar kurulmaya çalışılıyor. Chavez Venezüella dış politikasını da bu yönde yeniden şekillendirmeye başlıyor. Chavez’in halkına amacını, hedeflerini, neredeyse haftada 40 saate ulaşan konuşmalarda anlattığını, ulusun değil alt sınıfların, öyküleri üzerinde yükselen bir tarih söylemi inşa ederekdevrimi ilerletmeye çalıştığını da görüyoruz.

Bunlar, kapitalizmin ufkunu aşmayı amaçlayan bir arayışa olduğu kadar, bu arayışın öznesinin öncelikle Chavez’e indirgenmiş olduğuna da işaret ediyor.

Alt sınıfların yerel demokratik örgütlerinin, konseylerinin o düzeyde oluşan iradesini, kendi temsilcileri yoluyla devlete, devletin kararlarına, günlük işleyişine taşıyacak yapılanmaların henüzoluşturulamamış olduğunu söyleyebiliriz.

Bu eksiklikle sermayeye karşı, bastırıcı, tasfiye edici, ekonomik yönetimi demokratikleştirmeye, piyasa mekanizmasının ufkunu aşmaya yönelik adımların zayıflığı, kamulaştırmalara karşın etkin bir demokratik planlamanın yokluğu, bürokrasinin güçlenmesi arasında doğrudan bir ilişki olduğunu düşünüyorum.

Bundan sonra ne olursorusunu iki açıdan yaklaşabiliriz: Birincisi; Chavez’in, biyolojik varlığını aşan, geniş halk kitlelerini kapsayan bir simgeseltarihsel varlığı var. Yeni yönetim bu “varlıktan” nasıl yararlanacak? İkincisi, Chavez döneminde Venezüella halk sınıflarıyla, ulusal projeye sadık entelektüeller arasında oluşan, zaman içinde kapitalizmin ufkunu aşmanın yollarını aramaya başlayan ittifak ne yönde gelişecek ve dönüşecek?

Bu ikisinin bileşkesi bize, Chavez’in oluşturmaya başladığı (ama tamamlayamadığı) tarihsel blokun kaderini de verecek diye düşünüyorum.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Hugo Chavez /