Koç gibi Direniş!

N. Cemal - 5 Nisan 2013 - Güncel Politika / İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

KOÇ GİBİ DİRENİŞ

Songül – Bizi insan olarak değil de robot olarak görüyorlar. Vidalarımızı sıkınca daha hızlı ve daha çok çalışmamızı, işleri bitince de düğmemizi kapatıp sessiz sedasız bir kenarda durmamızı istiyorlar…

Ertuğrul – Senin bu dediğini 100 yıl önce Marx söylemişti…

Songül – Biz cahiliz, ama aptal değiliz…

Ertuğrul – Olur mu öyle şey, bak sen meseleyi zaten çözmüşsün. Çok doğru söylüyorsun…

Yukarıdaki konuşma Koç Üniversitesi’nde işten atılan taşeron işçilerinin direnişinin üçüncü gününde gerçekleşti. Songül Koç Üniversitesi’nde işten atılan taşeron işçilerinden birisi. Ertuğrul ise, işten atılan işçilere dayanışma ziyaretinde bulunan Halkların Demokratik Kongresi Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü.

Ertuğrul Kürkçü işten atılan işçilere hitaben, “sizler asıl bizler ise vekiliz” diyerek her daim yanınızdayım mesajı verdi. Ertuğrul Kürkçü işten atılan Koç Üniversitesi taşeron işçilerine, “Çapa taşeron işçileriyle ilgili davada asıl işverenin Üniversite olduğuna karar verildi” diye örneklemede de bulundu.

Songül’le Ertuğrul’un sohbetinden sonra Ertuğrul Kürkçü’yü yolcu ettik ve sevgili Haluk onu götürdü. Biz ise Songül’le sohbeti sürdürdük.

“O Genel Sekreter Murat (Z)Alimoğlu var ya? Her şey onun başının altından çıkıyor…

Taşeron işçilerini ikinci sınıf vatandaş olarak görüyor…

Kafasına göre de bizleri istediği gibi kullanıp harcayacağını zannediyor…

Ben servis elemanı olarak çalışıyorum. Baktığım bölümüm var. Murat (Z)Alimoğlu beni çağırıyor ve beş odadan oluşan Dekanlık ofisini ‘kaç dakikada süpürüp silip temizlersin?’ diye soruyor…

Bu ne demek ya?

Aynı anda kaç işi birden yapacağız?

Biz robot muyuz?”

Songül’ün sözleriyle birlikte Koç Üniversitesi öğrencilerinin direniş çadırının önüne astığı bir döviz’e kafamı çevirip bakıyorum;

“94 Sınıfa 2 İşçi?”

Bir süre sonra öğrenci konseyi üyesi Mert Kağan eline mikrofonu alıyor ve Üniversite Konseyinin tutum ve söylemini eleştiriyor;

“Yönetimin tutumunun hukuken doğru etik olarak yanlış olduğunu söylediler. Onlara katılıyorum. Buradan açıklıyorum ve konsey üyeliğinden istifa ediyorum” diyor…

Mert Kağan’la da konuşuyoruz ve “15’e 1 oyla yalnız kaldığım için istifa ettim” diyor.

Bu arada üniversiteye gelen tüm araçlar öğrenci ve işçiler tarafından durdurularak “direnişi kırmaya gelen işçiler” tespit edilip “ikna” ediliyorlar…

Üniversitenin yakınlarında bir yerde bekleyen 20 direniş kırıcının tespit edildiğini öğreniyoruz. Direnişçi işçiler yanlarına gittiğinde, “bizleri taşeron şirket yarım günlüğüne çalışmaya gönderdi…” diyorlar. İçlerinde tanıdıkları işçiler de var. Bir kısmı Ümraniye bir kısmı da Gazi Mahallesinden gelmiş. Geldikleri aracın plakasını da alıyorlar ve uyarıyorlar.

Bir anonsla “gönüllüler gelsin…” deniyor.

Daha önceden taşeron işçilerinin temizlediği WC ve büroların dayanışmacı ve gönüllü öğrenciler tarafından temizlendiğini öğreniyoruz. Günde iki kez bunu yapıyorlar…

En son model ve bilinen seçkin marka arabalarıyla gelen hali vakti yerinde öğrenciler direnişçi işçilere destek veriyorlar…

Direnişçi işçiler gibi dayanışmacı öğrencilerin de komiteleri var. Ayrı ayrı ve düzenli olarak toplanıp kararlar alıyorlar.

Öğretim üyelerinin açıklamasıyla baş başa kalıyoruz;

“Demokrat olduğunu söyleyen Rektörümüze işçiler ve öğrencilerle toplantı yapmasını ve yüz yüze konuşmalarını önerdik…

Rektörümüz, ‘Üniversitemizi bizim kadar sevmeyenler var. Dışarıdan gelenler bu toplantıyı sabote eder ve olay çıkarırlar’ diye itiraz etti. Kendisine güvence verdik…”

Ardı ardına anonslar yapılıyor;

“Rektörümüz yuhalanmayacak!

Protesto edilmeyecek!

Hiçbir surette slogan atılmayacak!

Üniversitemizde çalışanlar ve öğrenciler dışında kimse toplantıya katılmayacak!

Basın mensupları da dâhil, tüm dayanışmacılar toplantıdan uzakta olacaklar!”

İşçi ve öğrenci komiteleri ayrı ayrı toplanıp konuşmacılarını ve sorularını belirliyorlar.

İşçi ve öğrenci temsilcilerinin konuşma ve sorularının ardından Rektör konuşuyor ve “taşerona hayır” diyen bir söylemle diyalog yolunun kapalı olduğundan söz ederek, taşeron işçi çalıştırmanın bu bayrağın altında yaşayanların gelen ve sosyal bir sorunu olduğunu ve kendilerinin yapabilecek bir şeylerinin olmadığını söylüyor…

Peki, işten atılan işçilerin talepleri nedir?

“Asgari ücret değil, insanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz…

Taşeron şirketlerde değil, kadrolu çalışmak istiyoruz…

Taşeronun kaldırılmasını istiyoruz…

Kadrolu işçilerin sahip olduğu bütün haklardan yararlanmak istiyoruz…

Fazla mesai parası istiyoruz…

Hafta sonu tatili istiyoruz…

Hafta sonu çalışmalarımızın karşılığında fazla mesai ücreti istiyoruz.

Meydan gazetesi, Birgün gazetesi, Sol gazetesi, İşçilerin Sesi gazetesi, Özgür Gelecek gazetesi, DİHA, Dipnot, Yeşiller, HDK, TKP, Tutuklu Öğrenciler Derneği, Üniversite Konseyleri Derneği, KESK, Eğitim-Sen, Şanar Yurdatapan tarafından işten atılan işçiler, Sarıyer Belediyesi taşeron işçileri, İnşaat işçileri, BANDİSTA, ÇHD’li Avukatlar görebildiğim sınıf dostlarıydılar…

Yakılan ateşler, davul zurna eşliğinde çekilen halaylar, “Susma Haykır, Taşerona Hayır!” sloganları eşliğinde geceye uzandılar…

İşten atılan Koç Üniversitesi taşeron işçilerinin direnişi sürüyor ve sınıf dostlarını dayanışmaya bekliyor.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Koç Üniversitesi İşçileri /