Evrensel Gazetesi “bürokratlar” arasında tercih yapmaktan neden kurtulamıyor?

Seyfi Adalı - 16 Nisan 2013 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Haber-İş yapınca haber, Tek Gıda-İş yapınca sümen altı…

Konuya yabancı olanlar için ön bilgi: TEKEL işçilerinin eylemlerinden buyana ve Sendikal Güç Birliği Platformunun kurulmasıyla daha da belirgin olan bir habercilik politikası izliyor. Bu politika “ehven-i şer” diye özetleyebileceğimiz bir politika. Yani, kötünün iyisinden yana olarak sınıf hareketine yararlı bir iş yaptıklarına inanıyorlar ve bu çizgide ısrar ediyorlar. Tabi bu ilgi karşılıksız da değil: Bu destek karşılığında sendika bürokratlarının bir kısmından da destek buluyorlar. Ortak “işler” yapıyorlar.

Türkiye işçi hareketinin önündeki bunca sorun ortada dururken, şimdi bunlardan söz etmenin kime ne yararı var, diye sorulabilir. Ancak pragmatizm sendikal harekette ve siyasetler üzerinde hakim bir yöntem haline geldiyse, solun elinin değdiği her sendika, oda, meslek örgütünde tabandan bağımsız pazarlıklarla yönetimler oluşturulup sonra da siyaset yapıyor olunmaktaysa, bu kirli ilişkilere son vermek üzere bu işin erbaplarından başlayarak “gerçekleri yazmak ve söylemek” zorunlu oluyor.

Pragmatizm öylesine ilkesiz bir tarzda hakimdir ki, bu ilişkilerin içine girip rezil olsanız bile yine siyaset yapmaya devam edebilirsiniz! Aslında Türkiye solunun derin köklerine kadar işlemiş olan bu politikanın esasında, gerçek bir işçi hareketine dayanmamış olması vardır.  Ya da çarpık biçimde işçi sınıfıyla ilişkilenmenin tek ve mutlak biçimi olarak sendikaların kabul edilmiş olma yanılgısından söz edebiliriz.

Kapitalist toplumun en fazla ezip sömürdüğü sınıfa, işçi sınıfına kurtuluşu için sağlam bir pusula oluşturmak için, pragmatik olmaktan çok ilkeli bir politika izleme zamanındayız. Bizi yanlışa sürüklemeyecek bir pragmatizm veya yüksek siyaset yapmak için bile, işçi sınıfı içinde sağlam bağlarımız olmak zorunda. Birazdan vereceğimiz örnekler hem işçi sınıfıyla sağlam bağlarınız olmayacak hem de sendikaların tepelerinde dolaşmaya ve oradan da “işçi sınıfı politikası” yapmaya kalkmanın kaçınılmaz olarak nasıl bir yere çakılmayla sonuçlanacağına dairdir.

EMEP’in ve Evrensel Gazetesinin (Hayat TV’yi de dahil edelim) en çok işçi sınıfından söz eden, onlara destek veren, onlarla ilgili haber yapan yayınlar olduğu ve hakkının yenmemesi gerektiğine eminiz. Ancak sorun bu değil. Haberlerin verilişi de önemli: Haberi siyasi ve sendikal pozisyonuna göre yontan; çoğu kere gerektiğinden fazla abartan ve kendi yaptıklarını öven, siyasal çizgilerine denk gelmeyen görüşlere kapılarını kapatan habercilik özelliklerini de görüyoruz.

Örnek vereceğimiz Evrensel Gazetesi ve EMEP ise de, DİSK olağanüstü genel kurulunun ardından kimi benzer eğilimlerinin filizlendiğine de tanık oluyoruz. Akibetlerinin farklı olmasını dileyerek, şimdilik konumuza dönelim.

Evrensel Gazetesi, tabii ki sadece gazetecilik yapmıyor ve belirli bir siyasetin (EMEP’in) günlük merkezi yayın organı olarak çıkartılıyor. Dolayısıyla her haber gazete için konu olmuyor. Bu onu daraltsa da  tercih bu yönde. Birkaç bin satan bir gazete olarak kalmayı kendileri tercih ediyorlar.

Tek Gıda-İş ve Haber-İş ile ilgili haberlerin gazeteye yansıma biçimleri ve bu sendikalarla EMEP’in sendikal kadrolarının kurdukları siyasal ilişkiler bu açıdan çok tipiktir.

Evrensel gazetesinin habercilik anlayışı özünde şu noktada kitleniyor: Türkiye Haber-İş Sendikası’nın yönetiminde partiden birisi varsa, sendikanın eksiklikleri ve zaafları yazılmıyor; eğer partiyle ilişkisi yoksa gazeteye haber oluyor; eleştiriler yer alıyor.

Tek Gıda-İş’in TEKEL eylemi gazetenin gündemi olurken, Tek Gıda-İş’in yönetimine muhalefet eden TEKEL işçileri veya yönetime aday olduğu için tasfiye edilen şube yöneticileri gazetenin konusu olmuyor.

Şimdi bakalım: Levent Dokuyucu Haber-İş’in Genel Sekreteriydi ve 30-31 Mart tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurulunda aday olamadı; kongreye gidebildi mi, onu da bilmiyoruz. Neden? İlkesiz, işçi tabanına dayanmayan pragmatizm, yani Büyük Birlik Partililerle işbirliği ile aşağıda (Haber-İş 1 Nolu Şube’de Telekom İşçilerinin Sesi Listesini) solu tasfiye ettiği için genel başkan Ali Akcan tarafından ödüllendirilmişti. Öyle bir aşamaya gelindi ki, içinde yer aldığı çevre, sahte yönetim kurulu evrakları hazırlayıp, sopalı, taşlı sendika basıp, sahte kararlarla olağanüstü genel kurulu iptal ettirmeye kadar vardı.

Bu yukarıda anlattıklarımız gerçektir. Evrensel gazetesinde bununla ilgili bir haber var mı? Yok. Neyle ilgili haber var? Olağanüstü genel kurulu kazanan yeni yönetimin kendisine muhalefet eden sendikacıları tasfiyesiyle ilgili haber var. Kuşkusuz olmalı ve daha fazla olmalı. Ama her sendikanın tasfiye haberleri için bu yapılmalı. Yani Tek Gıda-İş Genel Merkezinin tasfiyeleri de gazetede haber olmalı.

Tek Gıda-İş Avrupa Yakası Şube Başkanı görevinden alınıp, disiplin kuruluna verildiğinde Evrensel Gazetesi neden gerektiği gibi haber yapmadı? TEKEL işçileri 78 gün Tek Gıda-İş Genel Merkezinin önüne çadır kurmalarını, her Cuma günü yürüyüş yapmalarını neden görmezden geldi?

Bütün mesele şu: Tutarlılık, ilkeli olma ve sadece kendisine yontmama.

Tabii bu yaklaşım bir siyaset felsefesini içermektedir: İlkesiz pragmatizm. Yani sefil bir sendikalizm. Özünde işçi sınıfına güvensizlik var.

EMEP’in izlediği pragmatizim ve ehven-i şer politikaları onu sendikalarda güçlendirdi mi? Hayır!

Öyleyse, herkes EMEP’in sendika yönetimlerindeki güçlerinin neden artmadığı sorusunu bir kez kendinize sormalı? TÜMTİS’ten başlayın, adım adım KESK’te ve diğer sendikalarda giderek azalan temsil sayılarına bakın, yukarıda söylediklerimizin ilk işaretleridir bunlar.

İşçi sınıfının ihtiyacı olan ise, ilkeli, tutarlı bir önderliktir ki, maalesef bu yöndeki boşluk ortada dururken, pragmatist ve sendikalist eğilimler kendilerine bir süre daha yer bulacaklar. Ancak işçi sınıfı bürokratlardan darbe yiyerek öğrendikçe, onlara arka çıkan siyasetlerden de kendini ayıracaktır. Kimse Evrensel gazetesini eleştirmese bile, orta ve uzun vadede izlediği sendika bürokratları arasında ehven-i şerri destekleme, bürokratlarla pazarlık yoluyla sendika yönetimlerinde pozisyon tutma çizgisini sürdürürse, devrimci eleştiriyi bizzat aşağıdan işçiler yapacak ve onları terk edecektir.

Bizeyse, bu yanlış çizgiden biran önce vazgeçmelerini ummak düşer!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: EMEP / Evrensel Gazetesi /