1 Mayıs 2013 İstanbul: Sermayenin ve Hükümetinin Karşıdevrim Provası

N. Cemal - 3 Mayıs 2013 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

1 Mayıs 2013 İstanbul: Sermayenin ve Hükümetinin Karşıdevrim Provası

Yıldız Üniversitesi önünden Beşiktaş’a inmeye çalışan ve yoğun saldırılara uğrayan kortejlerin bayrak ve pankartları zaman zaman birbiriyle iç içe geçiyor. Siyaseten bir araya gelebilmesi hayli zor olan bayrak ve pankartların arasından yükselen öfkeli sloganlar birbirine değerek geçiyor. Eğitim-Sen zorlukla ilerlemeye çalışıyor, basınçlı su ve gaz bombalarıyla saldırıya uğruyor. İşçilerin Sesi’nin “Güvenceli İş! İnsanca Yaşayacak Ücret. Taşerona Hayır! İş Saatleri Kısaltılsın” pankartı ve kızıl bayrakları arasından, “Zafere Kadar Sürekli Devrim!” sloganları yükseliyor. Emep korteji hemen arkalarında ve “İş, Barış, Özgürlük!” sloganları atıyor. O sırada Sürekli Devrim Hareketi’nin korteji yetişiyor ve İşçilerin Sesi’nin sloganları ile sloganları çakışıyor. CHP korteji görünüyor ve yanlarından geçerek ilerlemeye çalışıyor. Beşiktaş meydanındaki saldırı haberlerini alan kortejler bir an evvel meydana yetişmeye çalışıyorlar…

Sabah gazetesi önünden gelen TOMA ve zırhlı araçlar kitleye arkadan saldırıyor. Gaz ve ses bombalarına basınçlı su eşlik ediyor. Yıldız Teknik Üniversitesi önündeki üst geçitten gelen TOMA sıktığı basınçlı kırmızı su ile kitleyi kıskaca alıyor. Bu tablo Beşiktaş meydanına kadar bu şekilde devam ediyor…

Kortejlerin ve kitlenin bir araya gelmesini, birleşmesini istemiyorlar. Kitle saldırılara direniyor. Bir kısmı ara sokaklara çekilerek kendini korumaya çalışıyor. Çekilmemekte direnenlere bu kez plastik mermilerle ateş ediliyor. Duvara çarpan mermi çekirdeklerinin sesi duyuluyor ve İşçilerin Sesi kortejinin kırmızı önlüklü görevlisi megafonla çağrı yapıyor; “Plastik mermilerle ateş ediyorlar! Yere çökün! Yüzünüzü ve gözünüzü koruyun!” Özel giysileriyle iki minibüs dolusu operasyon timi iniyor. Ellerinde silahlar, kemerlerinden ve her yerlerinden bombalar sallanıyor. Ellerinde el bombası biçiminde gaz ve ses bombaları var. Saldırıyorlar. Ses bombaları panik havası yaratıyor. Anons devam ediyor; “Paniklemeyin arkadaşlar! Ses bombası atıyorlar! Panik yaratmak istiyorlar!” Bomba seslerine slogan sesleri karışıyor; “Yaşasın 1 Mayıs, Yaşasın Mücadelemiz!”, “Zafere Kadar Sürekli Devrim!”

Kortejdeki 2 çocuk annesi taşeron işçisi; “İlk kez 1 Mayıs’a geliyorum. İlk kez polis saldırısına uğruyorum. İlk kez gaz ve ses bombalarıyla karşı karşıyayım” diyor. Vakit öğle saatlerini geçtiğinde iki çocuk annesi taşeron işçisinin hala o ilki yaşamaya devam ediyor oluşunu görmek elbette ki çok anlamlı. THY işçisi ise; “Burada olduğum için mutluyum. Evden çıkarken çocuğuma sarılıp çıkmıştım. Dönünce yeniden sarılacağım ve ‘geleceğimiz için bir şeyler yaptım’ demenin mutluluğunu yaşayacağım” diyor. Bir öğrenci; “Daha önceden de çatışmalı 1 Mayıs’lar yaşamıştım. Şimdi işçi arkadaşlarımızla birlikteyim ve saatler süren saldırılara karşın bir aradayız. Üstelik durum değerlendirmesi bile yapabiliyoruz” diyor…

Gıda, Plastik ve Tekstil işkolundan işçiler var: Birisi, “Çalışmayı çok sevdiğimi söyleyemem. Bugün çalışmak yerine özellikle buraya gelmeyi tercih ettim” derken bir diğeri de, “Neler yapabileceğimizi görmüş oldum. Kendimize güvenimiz arttı” diyor. İSKİ işçisi, “AKP Hükümeti’nin ‘ileri demokrasi’si işte bu” derken, Eğitim-Sen’li bir hocamız da, “İşçiler, kadınlar, öğrenciler ve işsizler, Fetullah Gülen’in tedrisatından geçen çevik kuvvet birliklerinin karşısına dikildiler” diyor. Emekli işçi, “AKP Hükümeti’ni ve Erdoğan’ı Taksim’e gömeceğiz” diye vurgularken, bir ölüm orucu gazisi, “bir sonraki yıl daha örgütlü ve hazırlıklı geleceğiz” diyor. BJK’li işçimiz ise, “Olmadı ağbi ya! Polis ilk kez köy içindeki o kartal heykelini geçebildi. Buna izin verilmemeliydi” diye memnuniyetsizliğini belirterek hayıflanıyor. Bu arada polis telsizlerinden geçen anonsları gazeteciler aktarıyorlar; “Beşiktaş çarşı’da bulunan grup hala direniyor. Mühimmat bitti. Takviye gönderin…”

 

Mecidiyeköy’den, Şişli’den, Şişhane ve Kasımpaşa’dan ardı ardına aynı haberleri alıyoruz. Saatler geçiyor ve sayılarının yirmi bini aştığı açıklanan tam teçhizatlı bindirilmiş polis birliklerinin saldırıları karşısında saatlerce lokal direnişler sergileniyor. 15 – 16 Haziran 1970 işçi ayaklanmalarının sembolü haline gelen olay yeniden gerçekleşiyor: Galata ve Unkapanı Köprülerinin kapakları açılıyor ve iki yaka ile irtibat kesiliyor. Amaç yine aynı: Kitleleri bir araya getirmek istemiyorlar. Korkuyorlar!..

1 Mayıs 2013 İstanbul’unun manzarası daha öncekilerden açık bir farka sahip: Parababaları ve uzatmalı AKP Hükümeti olası bir ayaklanmaya karşı prova yapıyor. Daha önce polislerin iki gruba ayrılarak kendi aralarından sıkça gerçekleştirdiği tatbikatlar, bu kez fiili bir güç karşısında prova ediliyor. Bu durum açık seçik bir karşıdevrim provasıdır…

Dilan Alp, Serdal Gül, Zafer Yolcu, Fehmi Oran Meşe, İbrahim Akal isimli 1 Mayıs direnişçileri nişan alınarak başlarına ateş edilen gaz bombası mermileriyle ağır yaralandılar. Meral Dönmez polisler tarafından başına vurularak darp edilenler arasında. İbrahim Akal gözünün birini kaybetmiş durumda. Karşı devrim provasında psikolojik savaş dairesi de iş başında: “Marjinal gruplar, gösterileri sırasında kendi attıkları taşlarla yaralandılar” diye resmi açıklamalar yapılıyor. Başından vurularak ağır yaralanan 17 yaşındaki Dilan için “merdivenden düştü” deniyor. HDK milletvekili Sırrı Süreyya Önder bu açıklamaları hicvediyor; “Bu ‘merdivenden düşme’ Türkiye’de emekçilerin, solcuların çok iyi bildiği bir türküdür. Dünyanın hiçbir yerinde bizim ülkemizdeki kadar merdivenden düşmeye meraklı muhalif az bulunur. Bir de bunun, ‘kafasını duvara vura vura intihar etti’ versiyonu var. Biz bunları iyi biliyoruz…”

Dilan Alp...

Parababalarının uzatmalı hükümeti ve devleti iç’te ve dış’ta yaşanılanlardan dersler çıkarıyor. Ekonomik krizler ve siyasi baskılar başkaldırıları doğuruyor ve farklı renk tonlarındaki “baharlar” da isyan çiçekleri açıyor. Başkanlık sistemine hazırlanan AKP Hükümeti’nin tek istikrar aracı ise baskı ve şiddete dayanan devlet terörü olacak. Son üç yılda artan ve 1 Mayıs’larda dışa vuran tepkiler kesilmek, sınıf mücadelesinin önüne geçilmek isteniyor. Yolun daha başındayız. İşçi sınıfına yönelik katmerli baskı yasaları ve tüm işçileri taşeronlaştıracak olan taşeron yasası mecliste. Kentsel dönüşüm adı altında ki rant talanıyla yoksulların barınma hakkı tamamen gasp ediliyor. Kent merkezleri işçi ve emekçilere kapatılıyor. Kendilerini bekleyen tehlikenin farkında olan Erdoğan’ın ve AKP Hükümeti’nin 2013 1 Mayıs’ında ki çabalarının karşıdevrim provasına dönüşmesinin nedeni de budur.

N.Cemal – İşçilerin Sesi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 1 Mayıs 2013 / İşçilerin Sesi / Karşı Devrim Provası /