1 Mayıs’ta Taksim’in Çukurları AKP’ye Mezar Oldu

N. Cemal - 4 Mayıs 2013 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Taksim’in Çukurları AKP’ye 1 Mayıs’ta Mezar Oldu


İlk günden itibaren açıkça beyan ettik: AKP hükümetinin 1 Mayıs ve Taksim yasağı dün olduğu gibi bugün de tamamen siyasidir.

“Çukur” edebiyatlarıyla ve timsah gözyaşlarıyla “tek kişinin dahi burnunun kanamasını istemiyoruz”  diyen Tayyip Erdoğan’ın 1 Mayıs 2013 icraatları ortada: 28 yaşındaki metal işçisi Serdal Gül kafasına isabet eden gaz bombasıyla ağır yaralandı ve ameliyata alındı.  Polisin gaz bombalarıyla başından vurulan 17 yaşındaki Dilan Alp’in ise kafatası kırıldı ve yaşam mücadelesi veriyor. Yaralanan Dilan’a yardım eden arkadaşlarının kafasına polisler tarafından dipçiklerle vuruldu. Dilan, işten atılan Hey Tekstil direnişçisi Ali Alp’in liseli kızı.

Haziran ayında taşeron sistemini yasallaştırmaya hazırlanan AKP hükümetinin “taşeron sistemi düzeltilemez tamamen ortadan kaldırılmalıdır”, “taşeron sistemine son” diyen işçilere “benim istediğim yerde ve biçimde 1 Mayıs kutlaması yapacaksınız” demesi kabul edilebilir mi? “Güvenceli iş güvenli gelecek; iş saatleri kısaltılsın, insanca yaşayacak ücret” talep edenlerin sermaye hükümetinin inayetiyle hareket etmesi beklenebilir mi?  Köpekleri salmışlar taşları bağlamışlar anlayışına tevekkülle boyun eğecek bir işçi hareketi ve sınıf mücadelesi olamaz. Hastanede yaşam mücadelesi veren Dilan ve işten atılmış babası bunun en açık göstergesidir.

1 Mayıs işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Birilerinin empoze ettiği gibi henüz bir bayram değildir. 1 Mayıs başta kadın ve erkek işçiler olmak üzere, Kürt halkının, LGBT bireylerin ve tüm ezilenlerin taleplerini dile getirdikleri ve birlikte mücadele ettikleri bir gündür. Tam da bu nedenle 1 Mayıs para babalarının ve AKP gibi sermaye hükümetlerinin uygun gördüğü yerlerde ve çizdikleri sınırlı çerçevede gerçekleşmez. Gerçekleşmemelidir.

Gaz bombalarını ve polis saldırılarını, İşçilerin Sesi kortejinin Beşiktaş Yıldız, Balmumcu, Ihlamur Deresi ve İskele’de bütün bir gün boyunca yaşadıkları üzerinden özetleyebiliriz: Atılan gaz bombalarının camları kırarak girip yangın çıkardığı evler, camları patlatarak içine girdiği araçları mikro dalga fırına çeviren bombalar, yanan manav tezgâhları ve bombaların saçtığı beyaz kimyasal tozla üzerleri kaplanan meyve ve sebzeler, yere düşüp yaralananlara ilk yardım müdahalesinde bulunanlar, ambulansların hastanelere taşıdığı yaralılar, kullanılan gaz ve ses bombaları, plastik mermiler vs. Taksim’e uzanan tüm yollar aynı durumdaydı. Şişli Etfal Hastanesi bu yıl da TOMA araçlarıyla girip basınçlı suyla ve gaz bombasıyla saldıran polislere tanık oldu.

AKP hükümetinin çizdiği sınırlarla Kadıköy ve Gebze’ye göç edenlerin teşekkürlere mazhar olacakları kesin. Onların da, AKP hükümetinin de tutumu politiktir. Bizim tutumumuz da politik. Taksim’de ve fiili mücadelede ısrarlı olduk ve olacağız:

AKP hükümeti demokrat ve güvenilir değildir! Taksim meydanında miting yapılıp yapılamayacağına AKP hükümeti ve parababaları karar veremez. ‘Özgürlük İşçilerle Gelecek’ demek için “1 Mayıs’ta Taksim’e!” dedik ve mücadele ettik.

AKP hükümeti ve parababaları 2010, 2011, 2012 1 Mayıs’larının coşku ve kalabalığına, işçi sınıfının yükselişine ve örgütlü mücadeleye evrilmesine izin vermek istemedi. ‘Yaşasın İşçilerin Birliği’ demek için “1 Mayıs’ta Taksim’e!” dedik ve mücadele ettik.

Parababalarının AKP hükümeti, taleplerini haykırmak isteyen işçi ve emekçileri ve örgütlerini suçlu ilan etmek istedi. Bunun için devlet terörüne başvuracağını ilan etti. Yasaklara, icazetli politikalara ve devlet terörüne karşı,  “1 Mayıs’ta Taksim’e!” dedik ve mücadele ettik.

Giderek üye kaybeden, güç yitiren ve kendi iç kavgalarıyla meşgul olan sendikal hareketi kullanmak isteyen AKP hükümetine karşı işçi sınıfının örgütlü mücadelesini savunmak için, “1 Mayıs’ta Taksim’e!” dedik ve mücadele ettik.

Sosyalist hareketi kendi arasında ayrıştırmak,  Kürt hareketiyle işçilerin ve sosyalistlerin buluşmasını önlemek isteyen AKP hükümetine karşı, “1 Mayıs’ta Taksim’e!” dedik ve mücadele ettik.

İşçi sınıfını İstanbul’un merkezinden atmak isteyen, Taksim’de işçi sınıfının miting yapmasını engelleyen, “Taksim’in yayalaştırılması” projesi adı altında ve “kentsel dönüşüm” rantı iştahıyla, Taksim meydanını işçi sınıfının elinden almak isteyen AKP hükümetine karşı “1 Mayıs’ta Taksim’e!” dedik ve mücadele ettik.

1 Mayıs 1977’de öldürülen 34 işçinin ve işçi sınıfının hakları için canlarını veren diğer işçilerin devrimci geleneğini sürdürmek için, 1 Mayıs’ta Taksim’e!” dedik ve mücadele ettik.

15 – 16 Haziran 1970’den sonra ilk kez Galata ve Unkapanı köprülerinin kapaklarını açarak kitlelerin bir araya gelmesini engellemek istediler: Korkuyorlar, korkacaklar, korksunlar!

Bütün dostlarımız ve düşmanlarımız emin olsun ki; enternasyonalist son kavgamızda AKP hükümetini de sermayenin aynı kafadaki tüm hükümetlerini de 1 Mayıs’larda Taksim’e gömeceğiz!

N. CEMAL

– İşçilerin Sesi Gazetesi Mayıs 2013 (yeni dönem) Sayı: 14’den alınmıştır –


Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 1 Mayıs 2013 / İşçilerin Sesi Gazetesi /