gezi-parki-doktorlari

Direnişin doktorları – Osman Öztürk

Osman Öztürk - 27 Haziran 2013 - #direngeziparkı / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

gezi-parki-doktorlari

“Hem Gezi Parkı protestolarına destek olmak hem de profiterol yeyip Hazzopulo Pasajı’nda çay içip sohbet etmek için Beyoğlu’na gittik. Bulunduğumuz yere polis gaz kapsülleriyle saldırınca biz de maskelerimizi takıp çaylarımızı içmeye devam ettik.

Bir süre sonra etraftan imdat çığlıkları yükseldi. Yaralananlar, gazdan etkilenip nefes alma güçlüğü çeken insanlar vardı. Önce onlara yardımcı olduk. Ardından da insanların gönüllü olarak çevredeki ev ve işyerlerinde oluşturdukları küçük revirlerde yardıma ihtiyacı olanlara yardım etme umuduyla bulunduğumuz yerden ayrıldık.

Tarlabaşı Karakolu yakınlarında boş bir yolda polislerle karşılaştık. Yoldan geçmemize izin vermediler. Gaz maskelerimizi de görünce, doktor olduğumu söylediğim halde üçü hemşire biri avukat olan 4 kadınla birlikte beni de gözaltına aldılar.

Doktor olduğumu duymaları hiç hoşlarına gitmedi. ‘Doktor olsanız burada ne işiniz var?’ dediler. Kollarımı kırmak ister gibi sıktılar.

Karakola yaklaşınca nedense kendine güvenleri daha da artmış olmalı ki, karakolun önünde toplanmış olan arkadaşlarının önünde kafamı park etmiş otobüse vurmaya çalıştılar. Ardından gene karakolun önündeki elektrik direğine kafamı çarpmaya çalıştılar. Son olarak da karakol duvarına yüzümü yapıştırmaya gayret ettiler.”

Dr. Savaş Çömlek, 11 Haziran günü yaşadıklarını böyle anlatmış Yeşil Gazete’ye.

***

Çok sayıda doktor katıldı Gezi Parkı Direnişi’ne.

Parklarda, sokaklarda, alanlarda göstericilerin yanında yer aldılar…

Çadırlarda, otellerde, camilerde kurulan revirlerde çalıştılar.

Ellerinde Talcid’li solusyonlar, ceplerinde Ventolin’lerle biber gazından gözleri yanan, nefesi daralan direnişçilerin yardımına koştular…

Yaralananların ilk müdahalelerini yapıp hastanelere sevkini sağladılar.

Bu arada TOMA’lardan sıkılan tazyikli sulardan, biber gazlarından, polisin vahşice uyguladığı şiddetten de nasiplerini aldılar.

Aldılar ama bir büyük hekimlik, bir büyük insanlık dersi vermekten geri kalmadılar.

Nerede ihtiyaç duyuluyorsa orada, görevlerinin başındaydılar.

Faşizmin zulmüne, şiddetine, vahşetine direnenlerin yanında hem sağlık hizmeti verdiler hem de büyük moral oldular.

***

Gözaltılar, soruşturmalar, hedef göstermeler, revirlere gaz bombası atmalar…

“Camide içki içtiler.” iftiraları…

İnsan öldüren, göz çıkartan, kafa kıran, sokak ortasında işkence yapan polisleri “kahraman” ilan eden Başbakan’ın…

“Türk Tabipleri Birliği, siz nasıl iş bırakırsınız, nerde sizin insan sevginiz?” diye öfkelenmesi hep o yüzden.

Ama heyhât…

Ne korktular, ne yıldılar!..

Profesörü doçenti, uzmanı pratisyeni, en çok da tıp fakültesi öğrencileri…

Mesleğe yeni başlamış bir hekimin ilk günkü heyecanıyla devam ettiler görevlerine.

Bundan sonra da, üstelik çok daha tecrübeli olarak devam edecekler.

“Zalimin zulmü varsa direnişin doktorları var.” deyip bir selam gönderelim kendilerine!..

 

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Gezi Parkı Direnişi / Hekimler /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.