-

AKP’nin Üç sınavı: AB, Barış Süreci ve Gezi Parkı – Sarphan Uzunoğlu

Sarphan Uzunoğlu - 28 Haziran 2013 - #direngeziparkı / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

-

Türkiye’deki seküler-sol-özgürlükçü damar 11 yıllık iktidarı sürecinde AKP’ye ilk kez bu denli sert bir karşılık verdi ve Türkiye siyasetindeki dengeler bir anda değişiverdi. Her ne kadar şu an herkes ‘muhalefetin yetersizliği’ ya da bu Gezi Direnişi’nin siyasal anlamda nasıl bir başarıya dönüşeceği ile meşgul olsa da bir taraftan da hükümetin neler kaybettiğine ve Gezi Süreci’nde derinleşen ve şeffaflaşan hükümet kimliğinin oturduğu noktaya bakmak şart.

Üstüne konuşmamız gereken birinci nokta Avrupa Birliği’nin kararı. Malum Avrupa Birliği Türkiye ile yürüttüğü müzakerelerde 22. sırada yer alan “bölgesel politikalar ve yapısal araçlar” faslını açmaya karar verdi, ancak faslın açılabilmesi için toplanması gereken hükümetlerarası konferansı ilerleme raporu sonrasına bıraktı. Bu da üç yıldır tek bir başlık açmayı başaramayan AKP hükümetinin bu ay açılmasını beklediği faslın en erken Ekim sonunda açılması anlamına geliyor. Yani üç yıldır süregelen AKP’nin ‘adımsızlık’ ve ‘pasiflik’ süreci Gezi Olayları’ndaki beceriksizlik ile birleştiğinde AKP’ye üç yıldır beklenen haberin biraz daha gecikmesine ve belirsizleşmesine neden oldu. Her ne kadar Dışişleri Bakanı Davutoğlu bu haberi olumlu olarak nitelendirse de Avrupa Birliği, otoriter politikaları her gün daha da ‘belirginleşen’, plastik mermiden gaz bombalarına çok ciddi bir iç savaş hukuku yürüten AKP’ye sıradan bir uyarının ötesinde bir mesaj vermiş oldu.

Elbette bu yalnızca Gezi Süreci ile bağdaştırılamaz. Keza AKP’nin hem barış süreci hem reformlar konusunda son yıllarda her şeyi delicesine yavaşlatması elbette AB’nin gözünden kaçmıyor. Ayrıca Başbakan’ın ve diğer bakanların iç politikadaki millici oylara yatırım yapmak amacıyla kullandıkları söylemlerin içeride Kürtler başta olmak üzere birçok grupta yarattığı rahatsızlık, dışarıda da Avrupa’ya yönelik hükümetin gizlemeye çalıştığı ‘düşmanca söylemini’ açığa vuruyor.

Başbakan’ın özellikle uluslararası medya kuruluşlarına ilişkin söylemlerinde dengeyi tutturamaması ve hızla saldırgan bir tutum alması, ülke içinde medyayı kontrol edebilme yeteneğinin elinden alındığı an Başbakan’ın aslında iletişimsel stratejisi olmayan ve dahi AB dahil olmak üzere birçok konuda gerçek bir stratejisi olmayan bir lider olduğunu ortaya koyuyor.

PEKİ YA BARIŞ SÜRECİ?

Özellikle de Barış Süreci dediğimiz sürecin birinci kısmında yer alan Murat Belge ve Baskın Oran gibi isimlerin isyan etmesi ve KCK davalarında Kürt hareketinin beklediği haberlerin çıkmayıp hükümetin tutsakları tutsak tutmaya inatla devam etmesi, gerillanın geri çekilmesi adımına hükümet tarafından bir karşılık çıkmaması sadece Türkiye’de değil AB’de de ciddi şüphelere neden oluyor.

Keza bir önceki açılım sürecinde ‘fazla sevindiler’ diyerek Kürtler’e yine hapis yolunu gösteren hükümetin ‘dengesizliği’ AB’nin de Kürtler’in de defterinde kazılı dururken, Barış Süreci’nin AKP tabanına anlatılması konusunda yaşanan eksiklikler ve Bakanlar’ın bilinçaltlarından çıkan tabirlerin, örneğin Sayın Öcalan için kullandıkları ‘teröristbaşı’ tabiri, herkeste rahatsızlık yarattığı aşikar. Her ne kadar hükümet Gezi eylemlerini itibarsızlaştırmak için çokluk içerisindeki grupların farklılıklarını ‘kışkırtma’ amaçlı kullansa da kendi içindeki problemleri çözememesi ve ortalama hükümet zihniyetinin İdris Naim Şahin bilincinde olması, AKP’nin AB’deki lobilerinin de etkisizliği bir araya geldiğinde AKP’nin eli kolu bağlı durumda.

Erdoğan’ın yalnızca Ortadoğu’da işleyen karizmasının da Mısır’ın kendini toparlama ihtimaliyle birlikte girdiği tehlike, neoliberal AKP hükümetinin, yönetim acizlikleri ve süreçleri yönetmekteki isteksizliğiyle ve en önemlisi hükümetin ihalelere barıştan fazla önem vermesi nedeniyle büyüyor.

AKP artık iktidarını kalekollarla da milliyetçi söylemlerle de koruyamayacak durumda. Emek alanında yaşadığı krize bu yaz yaşayacağı turizm krizi de eklendiğinde Ekim’e kadar ‘saldırganlaşan bir AKP’ kendi sonunu hazırlayan AKP olacaktır.  Bu bağlamda barış süreci konusunda bugün Twitter’da başlayan #hükümetadımat kampanyası başta olmak üzere birçok kampanyayla karşılaşacağımız ve Gezi dahil olmak üzere birçok baskı mekanizmasının AKP’yi girdiği dönülmesi zor yoldan çıkarmaya çalışacağı bir dönemde olduğumuz görünüyor. AKP’nin mevcut karakteri umut vermese de barış için hükümeti adım atmaya çağırmak ve Gezi’den bir sonuç çıkarmak bizim açımızdan birlikte yürütülmesi gereken ödevler.

 

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: AB / AKP / Barış Süreci / Gezi Parkı /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.