Marks

Orijinalite sevdası… – Ahmet Tonak

E.Ahmet Tonak - 30 Haziran 2013 - #direngeziparkı / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Orijinalite sevdası… – Ahmet Tonak

Zeynep Gambetti, geçenlerde Gezi Parkı üzerine Bianet’te spekülatif ve sorunlu bir yazı yazdı: “Artı Değer Olarak Gezi” (tinyurl.com/qchoch4). Gambetti, yazıya, “ortaya çıkan enerji yoğunluğunun halihazırda var olan algı kategorileri altına yedirilmesi çok güç olacağı” ve de “Gezi direnişinin neden temellük edilemeyeceğine dair birkaç fikir öne sürmek için..” artık değer terimini tercih ettiğini belirterek başlıyor. Bu girişin hemen akabinde de, Marx’ın geliştirdiği artık değer’in kavramsal muhtevasını hatırlatmayı deniyor. Ve bence yazının en sorunlu kısmı da burada başlıyor. Neredeyse her cümle yarı doğrulardan oluştuğu için Marksist teorinin bu en güzide kavramı da gürültüye gelmiş, eksik aktarılmış oluyor.

Artı değer Marx’ın analizlerinde, emeğin kendi yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayacak olan asgariyi üretmesinin ardından ortaya çıkan fazladır. Toplumların yaşamsal döngüsü bu fazla sayesinde sürdürülebilir.” Bu ifadede ikinci cümle, özellikle “toplumların yaşamsal döngüsü” ibaresi daha sonraki yanılgıların başlangıç noktasıdır. “Toplumlar” denildiğinde toplumların tarihi özgüllükleri, dolayısıyla sadece ve sadece kapitalizme ilişkin geliştirilmiş bir kavram olan artık değer’in özgül muhtevası gürültüye gelir. Bu şekilde de, artık değer, kapitalist olsun olmasın, kapitalizm öncesinde ve sonrasında var olmuş, var olacak herhangi bir toplumun ekonomik büyümesinin maddi temeli olan artık’a indirgenmiş olur. İkisi aynı imişçesine tanımlanır ve kullanılır.

İlk cümle bu kavrayış hatasının tezahüründen ibarettir. Emek her toplumun, her üretim faaliyetinin olmazsa olmazıdır. Tabii ki, emek harcayanların (ve bakmak zorunda oldukları aile mensuplarının) tekrar emek harcayabilmeleri için kendilerini yeniden üretmeleri (“yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayacak asgariyi”) gerekir. Bu kadarı truizmdir. Bu “asgari” miktardaki üretimin fazlasına Gambetti artık değer diyor.

Bu olsa olsa, yukarıda belirttiğim gibi, kapitalizme değil, ekonomisi büyüyen her topluma uygulanabilecek artık kavramını tanımlama girişimi olarak görülebilir. “Girişimi” diyorum, çünkü, artık da böyle tanımlanmaz. Artık, üretim miktarından sadece emeğin “yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayacak asgari” miktar çıkarıldıktan sonra kalan değil, ayrıca kullanılan/tüketilen girdilere ve üretim araçlarına tekabül eden üretim miktarı da düşüldükten sonra kalan miktardır. Aksi halde yeniden üretilmiş emekçiler üretim yapacak girdi, araç gereç bulamayabilir! Kapitalizm öncesinde artığın tamamına el koyan bir köle sahibi bile bu durumu dikkate alır, üretimin sonucunun bir kısmına kendi sefahatı için el koyarken, geri kalanın köleci üretimin bekası için elzem olan girdilerin ve üretim araçlarının yenilenmesi için ayrılmasına dikkat eder.

Gambetti’nin sonraki açıklama cümleleri şöyle: “Artı değer salt bireysel ihtiyaçları değil, bunlardan farklı olan toplumsal ihtiyaçları da karşılar, zira bireylerin olanak ve tercihlerini aşan ve/veya kapsayan ihtiyaçların karşılanması toplumsal yaşamın olmazsa olmaz şartıdır. Kamu hizmeti türünden altyapı, sağlık, eğitim gibi prensipte herkesin faydalanabileceği mal ve hizmetlerin üretimi, bu fazlayı devletin temellük ederek kamusallaştırmasıyla mümkündür. Ancak kapitalist üretim koşullarının hakim olduğu toplumlarda üretim araçlarının paylaşımındaki eşitsizlik, artı değerin tam olarak müşterekleştirilmesini engeller.”  Burada da en son cümlenin “(a)ncak kapitalist üretim koşullarının hakim olduğu toplumlarda” ibaresi Gambetti’nin bütün toplumlar için geçerli olduğunu düşündüğü bir artık değer kavramını tanımlama çabası içinde olduğunu gösterir.

“(A)ltyapı, sağlık, eğitim gibi prensipte herkesin faydalanabileceği mal ve hizmetlerin üretiminin” ise ancak devletin “fazla”yı (artık değer’i) temellük etmesi ile söz konusu olabileceğini söylemek bütün vergilerin kapitalistlerden alındığını söylemek ile eş anlamlıdır. Bu ima, ne kapitalist gerçeklikle bağdaşır, ne de brüt ücretinin (“fazla”nın filan değil) ciddi bir kısmına devlet tarafından el konulan emekçileri keser. Olsa olsa, Gambetti’nin “’Gezi’ adını verdiği.. artı değer” türünden bir orijinalite arayışının tezahürü olarak görülebilir.

Ne demişti Marx? ”Yenilik, hemen hemen istisnasız, çoktan modası geçmiş görüşlerin yinelenmesinden ibarettir.”

(BirGün)

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: artı değer / Gezi Parkı Direnieşi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.