domuzlar

Ayşe Arman ve PR’cı Domuzlar Bandosu

Sarphan Uzunoğlu - 14 Temmuz 2013 - Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

“Polisler domuzdur; üniforma içindeki tip, insan değil bir domuz olduğu için onunla çatışmamız gerekir. Yani onunla konuşacak bir şeyimiz olamaz, zaten bu kişilerle konuşmak da yanlıştır, elbette ki ona ateş edilebilir.” 

Ulrike M. Meinhof

domuzlar

Biz Ayşe Arman’ı da Hürriyet’i de çok iyi tanırız. Arkadaşlarımız birer birer hapse düşerken KCK operasyonlarını AKP’nin ‘muhteşem temizliği’ olarak sunan, Kürtler’in cenazelerinin üstünde tepinen, Devlet Girdi manşeti halen bir dağ gibi onca cesedin üstünde duran o gazeteyi unuttuğumuzu mu sanıyorlar?

Neymiş, polis canavarlaştırılmış ve kullanılmış? Bir insanın polis olması tıpkı kendi isteğiyle asker olması kadar siyasi bir olgudur. Polisleşmek, tarihsel anlamıyla siyasi bir karardır ve polisliğin totaliterliğe hizmet ettiği düşünüldüğünde bu ‘bilinçli seçimin’ iyi polis kötü polis ayrımcılığı yapılamayacak bir noktaya düştüğü aşikardır.

AKP’nin Polisi Değil, Bildiğin  TC Polisi

Eylemlerin başından beri süregelen yanlışların başında polise ‘AKP’nin Polisi’ demek var. Birincisi, o polisin tarihsel anlamdaki fonksiyonu sermayeyi ve dolayısıyla kapitalist devleti korumak olmuştur. Elbette hükümet polisin içerisinde fikrini örgütlemiştir; ama Midnight Express yıllar önce bu memlekete gıcıklık olsun diye çekilmemiş, 80’lerde içerde yatan ağabeylerimiz işkenceleri ‘telekinezi’ yöntemiyle görmemişlerdir.

İkincisi ve daha önemlisi polisin Batı’da gösterdiği yüzü bizzat faşist valimiz gülümseyen adam Vali Mutlu’nun yakın dönem politikalarında kendini bulur. Amed’de kendisinin zulmünü ‘yakından tanıyanların’ da medya arşivine girenlerin de hesabını sorabilmeyi dilerdik; ancak arkası da markası da sağlam Vali’nin döneminde valinin görevlendirdiği kişilerce işlenen suçlara dair haberleri alternatif medya hariç bir bir yerde bulmak neredeyse imkansız.

Bu polis Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray taraftarını eline geçirdiği her fırsatta döven, ulusalcılara, sosyalistlere, Kürtler’e, 28 Şubat’ta Müslümanlara saldıran polis. Yani tek meselesi AVM’leri, hükümetleri, devleti ve kalın enseli iblisleri korumak olan polis.

Ayşe Arman Hanım’ın Muhteşem Polisleri

Röportaja * döndüğümüzdeyse karşımıza bambaşka bir portre çıkıyor. Zaten başlık tek başına Kanal D’nin Yılan Hikayesi’nden Arka Sokaklar’a yayınladığı polis destanının bir devamı gibi: ”Canavarlaştırıldık.”

Alttaki cümlelerden çeşitli alıntılar yaparak sürdürelim:

”Yerdeki göstericileri tekmeledim. İstemeden yaptım. Ama aşırıya kaçtım.”

” Sadece tekmeledim. Bazı arkadaşlarım, başka şeyler de yaptı…”

”Gaz sıkarken 45 derecelik bir açıyla sıkarız ya da yerden sektirerek atarız. Ama bir an geliyor, her şey çığrından çıkıyor, o kadar saat çalıştıktan sonra artık kendinde olamıyorsun. Yüzlerce gaz sıktığında, bir kaç tanesi, sen istemesen de, birilerinin yüzüne gelebiliyor.”

Bahane, yalan ve ”amirlere topu atan” tam anlamıyla bir temizlik kampanyası. Okyanusun ortasına pisliğini döküp sonra PR kampanyalarıyla ‘mabadı’ kollamaya çalışan şirketlerle bu polislerin farkı ne? 28 yaşında 70’lerindeki insanların ölümün eşiğine gelmesine sebep olan kardeşi, eşi yaşındaki insanları yerlerde tekmeleyen bu insanları korumak onları dinlemek Hürriyet gazetesine mi kaldı sorusunu soracak değilim, keza Hürriyet’in umurunda olan tek Hürriyet ‘sermayenin dolaşım hürriyeti’ olduğundan yıllardır polise ve asker postalına hürmetleri eksilmemiştir.

Ancak burada ortaya çıkan asıl şey Koray Çalışkan gibi akademik anlamda saygıdeğer bir insanın bile atabildiği şu tür tweet’lerdir:

Hürriyet’ta Ayşe Arman’ın röportajını iki kere okumalı. Suçlanacak olan Polis değil Polis gücünü yanlış kullanandır.http://t.co/wwYtsDyCMf

— Koray Çalışkan (@koraycaliskan)
July 14, 2013

Oğlunuza kızınıza ‘çığırından çıkıp’ açısını sallamadan bomba atanları anlamanızı bekliyorlar sizden.

Vaktiyle Ulrike Meinhof’ça söylenmiş sözle bu yazıya başlamamızın sebebi de bu ‘çığırından çıkış’ın aslında olağan bir polis psikolojisi oluşu keza polisin ideolojik doktrinasyonunun yok etme üzerine konumlanışıdır. Mecliste çıkan yeni yasalarla askerin de tüm ‘darbe mantaliteli devletlerlde’ olduğu üzere yerel yönetimin emrine sokulmasıyla yeni domuzlarımızla başbaşa kalacağımız şu günlerde polisi aklayıp sarmalayıp saranların da ‘domuz’ olduğunu unutmamalıyız.

AKP’nin Fethullah’ın ya da onun bunun polisi demeksizin polisin totaliter sistemin, otoriter mantığın bir parçası olduğunu unutmamalı ve özgürlüğümüze sahip çıkacaksak cop yalamaktan medet ummamayı öğrenmeliyiz.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23719788.asp

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Ayşe Arman / PR /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.