kredi-karti-borc-yapilandirma-taksitlendirme-2

“Atma Recep, Din Kardeşiyiz!”

Aykut Özer - 10 Ağustos 2013 - Güncel Politika

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Özellikle doğaçlama yaptığı konuşmalarda sürekli pot kıran Başbakan Erdoğan, bunlara bir yenisini ekledi ve vatandaşlara, “kredi kartı kullanmayın” talimatı verdi. Kapitalizmin ve neoliberal politikaların tavizsiz savunucusu ve uygulayıcısı olan Erdoğan, sistemin çarklarının dönmesinde büyük önem taşıyan kredi kartlarına karşı çıkarken, aslında bankaları hedef almaktaydı. Yoksa bir burjuva politikacısının kredi kartlarına karşı çıkması, ideolojik tutarsızlık olduğu kadar, “kendi bindiği dalı kesmesi” anlamına gelirdi. Başbakanın bankaları hedef tahtasına oturtmasının iki temel nedeni var. Birincisi, bankalarla bir şekilde ilişkisi olan, sıradan vatandaşlardan kapitalistlere kadar, geniş bir kitle bu kurumlardan şikâyetçidir. Bunun nedeni, bankaların fırsatçı tutumları, yaptıkları işlemlerden fahiş ücretler tahsil etmeleri ve her koşulda devasa kârlar elde etmeleridir. Böylece, bankaları hedef alarak, Başbakan geniş bir halk kitlesinin duygularına hitap etmek ve onlara şirin görünmek istemiştir. Ayrıca, ekonomik sorunların sorumlusu olarak bankaları göstererek, iktidarını temize çıkarmaya çalışmaktadır. İkinci olarak, Gezi Direnişinde halk kitlelerinden yediği darbeyle karizması çizilen Başbakan Erdoğan, tekelci burjuvazinin de büyük ölçüde güvenini yitirmiştir. Erdoğan, direnişin ardında onların da parmağı olduğunu düşünmekte ve bu çıkışıyla onları hedef almaktadır.

KAPİTALİZM KREDİ MEKANİZMASIYLA AYAKTA DURUYOR

Kapitalizmin krizinin temel nedeni arz fazlalığıdır; yani kapitalistlerin ürettikleri mal ve hizmetleri satamaz hale gelmeleridir. Bu durum, kapitalist sistemin temel çelişkisinden kaynaklanır. Kapitalistler, maliyetleri düşürüp kârlarını arttırmak için, işçileri düşük ücretle çalışmaya zorlarken, geniş bir tüketici kitlesini düşük gelire mahkûm etmiş olurlar. Bunun sonucu olarak, ürettikleri mal ve hizmetlere olan talep yetersiz kalır. İşte bu kısır döngüyü aşabilmek için, kapitalist sistem, kredi mekanizmasını devreye sokar. Bu yolla, emekçi kitlelerin, elde ettikleri gelirin üzerinde harcama yapmaları sağlanır. Tüketiciler gelecekte elde etmeyi düşündükleri geliri bugünden harcarlar. İşte bu durum kapitalistlerin talep sorununu hafifleterek, sistemin krize girmesini erteler ve olası krizi hafifletir. Kredi kartları da kredi mekanizmasının önemli bir aracıdır; o nedenle sistem için yaşamsal önemdedir. Kredi kartları kullanılarak yapılan satışlar sayesinde, kapitalistler ürünlerine talep yaratırken, en geniş tüketici kitlesini oluşturan emekçiler, paraları olmadığı halde harcama yapıp ihtiyaçlarını karşılama olanağı bulur. Bankalar ise, bu sistemin işlemesi için, açtığı kredilerden faiz, kullandırdığı kredi kartlarından ise komisyon ve ücret geliri elde ederler.

KREDİ KARTLARI İŞÇİ SINIFI İÇİN BOYUNDURUKTUR

Kredi kartları, sadece sistemin çarklarının dönmesini sağlamakla kalmamakta, aynı zamanda işçi sınıfı üzerinde sömürünün yoğunlaştırılmasına hizmet etmektedir. Birinci olarak, kredi kartları sayesinde, işçiler, gelirlerinden daha fazlasını harcayabilmekte, bu yüzden de düşük ücretlerini fazla sorun etmemektedirler. Bunun sonucu olarak, işçi sınıfının patronlardan yüksek ücret talebi zayıflamaktadır. Örneğin, ayda bin lira ücret alan bir işçi, kredi kartı sayesinde, ayda iki bin lira harcayabilmekte ve bu durum, onda, aylık iki bin lira geliri olduğu yanılsaması yaratmaktadır. İkinci olarak, kredi kartı borçları nedeniyle, işçiler, patronlar karşısında daha itaatkâr olmakta; onlarla çelişkiye düşüp işlerini kaybetmekten korku duymaktadırlar. Bu yüzden patronların dayatmalarına boyun eğmektedirler. Üçüncü olarak, yine kredi borçlarını ödeyebilmek için, fazla mesai yapmaya gönüllü olarak sarılmakta, süresi belli olmayan çalışma saatlerine mahkûm olmaktadırlar. Bu yolla, patronlar işçi sınıfını daha fazla sömürmektedir.

ERDOĞAN “TESTİNİN KIRILACAĞINI” GÖRÜYOR

Başbakan Erdoğan, on yıllık iktidarı dönemindeki yüksek ekonomik büyüme hızıyla sürekli övünmektedir; çünkü bu durumun iktidarını sürdürmesine olanak sağladığının bilincindedir. Oysa AKP’nin iktidarda bulunduğu on yıllık dönemdeki ortalama ekonomik büyüme hızı, tüm Cumhuriyet tarihi ortalamasına eşittir. O nedenle, ortada övünülecek pek bir şey yoktur. Ancak bu haliyle bile, ekonomik büyüme, esas olarak iç talepten yani yüksek tüketici harcamalarından kaynaklanmaktadır. Bu harcamaları körükleyen unsur ise, başta kredi kartları olmak üzere,  kullanılan büyük çaplı kredidir. Kredinin kaynağı, esas olarak, yurtdışından sağlanan sermaye girişi, başka bir deyişle, ülkeye giren “sıcak para”dır.

Şimdi bu sürecin tersine döndüğü, sermaye çıkışı yaşandığı görülüyor. Bunun sonucu olarak, kredi bulmakta ve borçları çevirmekte zora düşülecektir. Bu durum, ekonomik büyümeyi durduracak, işsizliği arttıracak, talebi düşürecek ve borçlar ödenemez hale gelecektir. Yani “saadet zinciri” kopabilecektir. Başbakan Erdoğan’ın, kredi borçlusu tüketicileri, “Evinize haciz gelebilir” şeklinde uyarmasının altında bu gelişmeler yatmaktadır. İflas noktasına sürüklenmiş milyonlarca kredi borçlusu emekçi, hem ekonomik hem de siyasi açıdan, sistem ve siyasi iktidara büyük bir tehdit oluşturacaktır. Bu nedenle, Başbakan, tüm bu süreçteki siyasi sorumluluğunu gizlemek için , “testi kırılmadan yol gösterir” pozisyona girmekte ve “ben demiştim” silahını kuşanmaktadır. Oysa olası böyle bir sonucun sorumlusu tümüyle AKP iktidarıdır; o nedenle siyasi iktidarın yıkıntının altında kalması kaçınılmazdır.

İşçilerin Sesi Gazetesi’nin Ağustos 2013 tarihli (yeni seri) 16. sayısından alınmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: ekonomik kriz / kredi kartları /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.