kadın işçi gece çalışması

Gece Vardiyaları İçin Kadınlara Yeni Düzenleme

Sol Defter- Haber - 31 Ağustos 2013 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

24 Temmuz 2013 Tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelikle kadınların gece vardiyalarında (gece 20:00’den başlayan ve en erken 06:00’ya kadar geçen süre) çalışmalarına yönelik yeni bir düzenleme getirildi. Kadınların geceleri 7.5 saatten fazla çalışmasını yasaklayan yönetmelik, gebelik-analık gibi özel durumlarda uygulanabilecek vardiya düzenleri ve süreleri ile ilgili uygulamalara yer veriyor. Basında bir kazanım gibi sunulan, gece vardiyalarında 7,5 saatten daha fazla çalışmama hali, 2004 yılında yayınlanmış ve yenisinin yayınlanmasıyla şu an yürürlükten kaldırılan eski yönetmelikte de aynı şekilde belirtiliyordu. Bu ikisini karşılaştırdığımızda birçok maddenin aynen korunduğunu, kısmi iyileştirmeler yapıldığını görmekteyiz.

Dilerseniz önce, bu yönetmelikte geçen önemli başlıklara kısaca değinelim:

Kadın çalışanlar, işverene talep ederek eşi ile aynı gün gece mesaisinde çalışmayacak.

Bunun için eşlerin aynı işyerinde çalışıyor olmasına gerek yok, koca başka bir işyerinde çalışıyor olsa bile kadın işçiler bu haktan faydalanabiliyor. Anne olan tüm çalışanların en büyük problemi çalıştıkları süre boyunca çocuklarının bakımının karşılanması. Özellikle gece çalışmaları sırasında babanın da evde olmadığı durumlarda evdekilerin güvende olması kaygısı da ekleniyor. Eşlerden biri işten çıkıp eve geldiğinde diğeri işe giderek daha az birlikte zaman geçirmiş oluyor ancak çocuklar geceleri en kötü ihtimalle ya anneleri ya da babalarıyla kalabiliyor.

Bu madde ile ilgili bir diğer durum ise aynı yerde çalışan eşlerle ilgili. Kadın çalışan, işverene eşiyle aynı gece postasında çalışmayı talep edebiliyor. İstek, işverence uygun bulunduğu ölçüde karşılanır.

Bu maddede bir değişiklik sözkonusu değil. Eski yönetmelikte de aynı biçimde tarifleniyordu.

Gebelik sırasında ve doğumdan itibaren 1 yıl süre ile gece çalıştırılmaları mümkün olmayacak.

Sağlık açısından düşünüldüğünde hamile işçilerin gece çalışmaları çeşitli riskler barındırıyor. Örneğin tıbbi müdahale gerektiği durumlarda çoğu işyerinde geceleri hekim bulunmuyor. Bu durumda hızlı bir şekilde en yakın hastaneye ulaştırılmaları gerekir. Ancak gece vardiyalarında, araç temin etme, hastaneye sevk etme, sevk edilen hastanede konuyla ilgili hekimin bulunmaması (nöbetçi doktor uygun olmayabilir) gibi durumlarla karşılaşılabilir. Gece çalışması, doğum yapmış ve izin süreleri bitip işe dönmüş kadınlar açısından da sıkıntılı. Evde olduğu süre boyunca bebeğinin bakımı, beslenmesi ve ev işleri ile meşgul olup geceleri de işe gittiğinde kadına dinlenecek zaman kalmıyor. Aşırı yorgunluk ve sonucunda dikkatsizlik, çeşitli kazalara da davetiye çıkarıyor.

Eski durumda bu süre 6 ay ile sınırlı idi. İşyerlerinde böyle koşullarda çalışmak zorunda kalan kadınları düşündüğümüzde bunun bir kazanım olduğunu düşünebiliriz. Yıllardır işçi sınıfının ve feministlerin gebe ve anne çalışanlar için daha fazla iş güvenliği talepleri karşısında kısmi bir iyileştirme yapılmıştır.

Sağlık gözetimi ile ilgili 7. maddede ‘çalışmak için herhangi bir hastalığın olmadığına ya da olduğuna dair rapor’, eskiden işyeri hekimi dışında, işçi sağlığı dispanserleri, sağlık ocağı, hükümet ve belediye doktorlarından alınabiliyordu. Ancak yeni yönetmelikte bu yetki sadece işyeri hekimlerine veriliyor. İşyeri hekimleri rahatlıkla patronlar tarafından yönlendirilebilir ve kadın işçi aleyhine raporlar ortaya çıkabilir. Bu durum da kadınlar açısından ciddi bir hak kaybı yaratır.

Gece çalıştırılacak kadın işçilerin isimleri iş müfettişlerince yapılacak denetimlerinde sunulmak üzere saklanacak.

Sanırız bu zorunluluk ile gece çalışan kadınların 7.5 saatten fazla çalışmaması kontrol altına alınmak isteniyor. Önceden işveren, bu kayıtların ilgili bölge müdürlüklerine gönderilmesi ile sorumlu idi. Şu an sadece işyerinde saklanması yeterli. Kadınlar açısından ne gibi bir avantaj sağlar bilemiyoruz ancak uygulamada nelerle karşılaşabileceğimizi tahmin etmek pek güç değil. Örneğin, siparişlerin fazla olduğu dönemlerde fazla mesai yaptırılıp, siparişin az olduğu dönemlerde de kısa çalıştırılabiliriz. Ya da fazla mesai yerine hiç de ihtiyacımız olmayan bir gün için izne çıkartılırız, ama puantaj defterlerine her gün için normal mesai yazılır.

 

Yönetmeliğe genel olarak baktığımızda kadınların lehine sayılabilecek tek yenilik gebe-emzikli olma durumunda gece vardiyası yasağının 6 aydan 1 yıla, bu sürenin doktor raporuyla uzatılmasının da 1 yıldan 1,5 yıla çıkması. Ancak tam da bu nedenle kimi işyerlerinde, özellikle üretim kapasitesi üç vardiya düzenini uygulayan yerlerde kadın işçi alımlarının şimdiden durdurulmuş olması cinsiyet ayrımcılığını daha da körüklüyor. Fazla mesai, işverenlerin tercih ettiği bir çalışma düzeni. Bu sayede az işçi ile daha çok üretim ve neticede daha çok kar elde edebiliyorlar. Belli bir zamanı yok, patron ne zaman gerekli görürse o zaman yapılması gerekiyor. Öte taraftan işçiler için çok yorucu olması ve işten arta kalan zamanın daha da azalması nedeniyle çok istenmese de tercih edilen bir zorunluluk. Çünkü bu sayede ay sonunda alınan maaş bir nebze daha fazla oluyor. Ödenecek borçları, kredileri düşününce biraz daha rahatlatıyor. Hiçbir işçi sırf lüks olsun diye borca girmiyor, ancak ücretlerin hayat pahalılığı karşısında son derece düşük olması bizi bu zorunluluğa itiyor. Geçinmek için borç yapıyoruz, borç yaptığımız için fazla mesaiye kalıyoruz. Dolayısıyla hiçbir patron da bundan vazgeçemez. İşçi, kadın ise ne olacak peki, gece fazla çalıştırmayacak mı? Bu durumda patron da kadın işçi çalıştırmaz olur biter! En iyisi kadın evinde çalışsın. 3 de yetmez 5 çocuk yapsın, kocasına, çocuklarına baksın. İnsan yetiştirme fabrikasının ağır işçisi olarak kalsın.

Sadece koca ile aynı gün gece vardiyasında çalışmamak ya da 1 yıl süre ile sadece gündüzleri işe gitmek görüldüğü gibi tek başına yeterli değil. Geleneksel bir aile kurumuna dahil olmadığından olsa gerek, bekar annelerin koşullarının iyileştirilmesine yönelik herhangi bir çabayı da göremiyoruz.

Kadın ve erkekler için gebelik izinlerinin artırılması, bedava kreş ve bakımevlerinin açılması, işyerlerinde kadın kotasının uygulanması, ailenin kutsallığından dem vurup, her yerde annelik edebiyatı yapan AKP politikaları karşısında daha da büyük bir önem kazanmıştır. Bize düşen görev, bu talepler etrafında örgütlenip kadın dayanışmasını yükseltmektir.

Yaşasın kadın dayanışması!

Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: gece vardiyası / kadın işçiler /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.