pyd eş başkanı

PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah: ‘Kendimizi savunuruz’

Sol Defter - 3 Eylül 2013 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

Eylül 03, 2013

Suriye’de kullanılan kimyasal silahların ardından hava harekatı hazırlıkları yapılırken Türkiye, işgal harekatı için pazarlıklar yapıyor. Sınırdan geçirilen, silahlandırılan El Nusra gibi grupların Rojava’daki kanlı saldırıları da devam ediyor. Süreci değerlendiren PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, “Demokratik bir sistemin kurulması gerekir. 19 Temmuz devriminden sonra Rojava halkları kendi kendini yönetiyor. Kürt halkı Kürdistan bölgesinde savunma hakkını kullanıyor. Dış güçler tarafından Rojava halkına yönelik bir saldırı olursa Rojava halkı müdahalelere karşı savunma hakkını kullanacaktır. Ortadoğu için yeni bir değişim lazım. Bu değişim de ancak demokratik bir sistem temeli üzerinde gelişirse tüm bölgedeki sorunu çözer” dedi.

DTK ve BDP tarafından 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısı ile Amed’e (Diyarbakır) davet edilen ve İstasyon Meydanı’nda kendisini heyecanla dinleyen on binlere Rojava’daki gelişmeleri anlatan PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, Suriye’ye dönük batılı güçlerin müdahale tartışmalarını, Rojava’daki gelişmeleri ve Rojavalıların geleceğini DİHA’ya değerlendirdi.

Dış güçlerin Suriye’ye yönelik müdahalesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Demokratik Birlik Partisi (PYD) olarak Rojava Devrimi ile ilgili başından beri demokratik çözüm temelinde arayışlara girdik. Kürtler ve Suriye’de yaşayan diğer halklar olarak çözüm için siyasi, demokratik ve barış temelinde adımlar atılsın. Bu konuda tüm siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri, Suriye’nin özgür geleceği için demokratik çözümün çabası içinde bulunsunlar. Daha önce Suriye ile ilgili bazı değerlendirmeler yapılmış, 2’nci Cenevre toplantısının gerçekleştirilmesine yönelik karar alınmıştı. Suriye’nin özgür geleceği için ortak kararların alınması gerekiyor.

Suriye’de muhaliflere yönelik olarak Esad rejimi tarafından kimyasal silahların kullanıldığına dair iddialar var. PYD olarak görüşünüz nedir?

Suriye’de kimyasal silahlar kullanıldı. Daha önce de Halep bölgesinde Şêx Mexsud Mahallesi’nde bu silahlar kullanıldı. Bu saldırıda çok sayıda sivil yaşamını yitirdi. Bu insanlık dışı bir katliam idi. Bu son katliamda da çok sayıda çocuk öldürüldü. Biz PYD olarak bu katliamı kınadık. Biz bunun incelemesini istedik. Biz PYD olarak bu katliamların karşısında duruyoruz. Her zaman kimyasal silahlara karşı tutumuz olacaktır. Şu anda araştırmamız sürüyor. Hazırlanacak raporu değerlendireceğiz.

Suriye’ye yönelik bir müdahale Ortadoğu’yu nasıl etkiler?

Bize göre demokratik çözüm olursa o zaman savaş olmaz. Ancak maalesef bugün Ortadoğu’da Kürt ve bölge halklarının sorunları var. Bölgedeki çelişkiler, iç müdahale ve dış müdahalelere zemin hazırlıyor. Ortadoğu için yeni bir değişim lazım. Bu değişim de ancak demokratik bir sistem temeli üzerinde gelişirse tüm bölgedeki sorunu çözer. Ancak şu anda bu güç çok zayıftır. Ortak çıkarlar konusunda bütünleşme zayıf. Ortadoğu’daki hesaplar bu birliktelik ve ortaklaşmayı engelliyor. Ortadoğu’daki çelişkiler, sorunun çözümünü engelliyor. Bugün Mısır’daki derin çelişkiler topluma da yayılmıştır. Mısır’daki çelişkiler ve çıkarlar sivil insanların da ölmesine neden oluyor. Bu katliamlar toplum üzerinde derin bir iz yaratıyor. Bugün Suriye’de de bir savaş var. Güvenlik ve yaşam konusunda derin bir etki yaratıyor. Savaşların olduğu tüm bölgelerde en büyük bedeli oradaki halk ödüyor. Tüm tarafların birleşip, birlik ve beraberlik için ortak çıkarlar için ortak projeler üretmesi gerekir. Sosyal hakların esas alınması gerekir. Bunun için demokratik bir sistemin kurulması gerekir. Tüm toplumların, inanç ve renklerin kendi iradesi içinde bulması gerekir. Eğer Ortadoğu’da demokratik bir sistem oluşmazsa bu sorun ve çelişkiler son bulmayacak.

Olası bir Suriye’ye yönelik müdahalede PYD ve Rojava halklarının durumu ne olacak?

Biz yıllardır Kürt halkı ve PYD olarak Suriye rejiminin demokratikleşmesi için mücadele veriyoruz. Biz Kürtler, muhalif güç olarak rejimin karşısındayız. Devrimin başlangıcında da demokratik siyaset ve sistem için mücadeleye başladık. Herkesin Kürtlere eşit yaklaşması gerekir. Rojava Kürdistan’ında devletin ve rejimin şu an kurumları yoktur. Bölgemize yapılacak bir saldırı Rojava halklarına yönelik yapılmış bir saldırı olacaktır. Çünkü Rojava bölgesi özerk bir bölgedir. 19 Temmuz Devrimi’nden sonra Rojava halkları kendi kendini yönetiyor. Olası bir saldırı Batı Kürdistan dışına yapılmalıdır. Zaten bugün Rojava halklarına yönelik çetin bir savaş yürütülüyor. Kürt halkı Kürdistan bölgesinde savunma hakkını kullanıyor. Dış güçler tarafından Rojava halkına yönelik bir saldırı olursa Rojava halkı müdahalelere karşı savunma hakkını kullanacaktır. Batı Kürdistan’da saldırı stratejisi yoktur. Daha çok haklarını koruma ve savunmaya yöneliktir. Kürt halkı yapılan saldırılara karşı kendini koruyor. Bundan sonra da yapılacak saldırılara karşı kendini koruyacak ve sürekli bu hakkını kullanacaktır.

Türkiye’nin Suriye’ye yönelik politikalarının temelinde Rojava’daki gelişmelere dönük tutumu öne çıkıyor. Türkiye’nin böyle bir politik tutum belirlemesini nasıl yorumluyorsunuz?

Suriye’nin durumunu inceleyen ulusal ve uluslararası güçler, eğer gerçekten demokratik çözümün tarafı olmak istiyorlarsa savaşa karşı durmalıdırlar. Suriye iç sorunlardan kaynaklı iç çatışmaların önünü açıyor. Aynı zamanda dış saldırılara da kapı aralıyor. Bu Suriye toplumlarına olumsuz etki yapıyor. Suriye halkının çıkarları için yapılanlar, şu anda yüzde 50 azalmıştır. Ekonomi alanında olumsuz bir etki yaratmıştır. Bundan kaynaklı Suriye halkına katkı sunmak isteyen bir güç varsa, ilk başta demokratik çözüm temeli üzerinde soruna el atmalı. Kürt halkı ve Rojava halkları şu ana kadar Suriye rejimi tarafından inkar edilmiş, hakları elinden alınmıştır. Devrimin ilk gününden bu yana Kürt ve Rojava halkının mesajları çok açıktır. Hem bölgenin hem de tüm Suriye’nin sorunlarını demokratik çözüm temelinde ele alıyor ve Suriye’nin var olan tüm sorununu çözme taraftarıdırlar. Eğer Kürt halkının hakları inkar ediliyorsa, o zaman sorunun çözümü istenilmiyor. AKP hükümeti de her ne kadar bu tutumunu Suriye halkına destek amaçlı olduğunu söylese de bu demokratik bir tutum değil, demokratik çözüme katkı sunmaz. Bu göçlerin, ölümlerin artmasına neden olacaktır. Rojava’da gelişecek demokratik sistem, tüm halkların yararına olacaktır. Ancak korku ile bu sisteme yanaşıyorlar. Suriye’ye yönelik tüm müdahalelerin son bulması ve durdurulması gerekir. Çünkü bir müdahale Suriye halklarına hizmet etmeyecektir. Ancak demokratik sistem bölge halklarının çıkarlarına hizmet edebilir.

Türkiye devleti ve uluslararası güçlerin Rojava’daki katliamlara yönelik sessizliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Genelde Ortadoğu’da özelde Kürt halkına yönelik geliştirilen siyaset, daha çok kimliğini ve haklarını inkar ve ret etme üzerinde gelişiyor. Bölgede Kürt kimliğinin inkarı, kendini özgür ve demokratik yaşam mücadelesine çevirmiştir. Şimdiye kadar Ortadoğu’da Kürt sorununun çözümüne dönük stratejik bir adım atılmadığından, Suriye ve Kürtlere karşı gelişen değişmeler, Rojava halklarını ve Kürtleri hak arayışına sürüklemiştir. Bugün elde edilen kazanımlar, Kürtlerin inkarından kaynaklı, Kürtlerin demokratik çözüm temelinde mücadelesi ile gelişmiştir. Suriye’ye yönelik tüm saldırılar, ortak bir siyasetin ürünüdür. Şimdiye kadar yapılan saldırılara karşı bir tutum yok. Katliamlara ve askeri saldırılara karşı bir tutum yok. Saldırılardan kaynaklı şimdiye kadar Rojava bölgesinde binlerce insan ölmüş, binlerce insan kimliksiz bırakılmış. Kürt halkına yönelik yapılan saldırılar, Kürt halkına karşı geliştirilen siyaset ile bir bütündür. Suriye bölgesi cephesindeki sessizlik, bölgedeki çetelerin saldırılarını desteklemektedir. Kürt halkı bu saldırılara karşı meşru savunma hakkını kullanacaktır.

Boşaltma politikası

Rojava’da her gün onlarca kişi Türkiye ve Federe Kürdistan Bölgesi’ne göç ediyor. Yoğun göçün nedenleri nelerdir?

Bir ülkede uzun süre savaş olursa savaş tüm toplumu etkiler. Özellikle yaşam ve günlük ihtiyaçları çok önemli oranda etkiler. Suriye’de 2 yıldır çok çetin bir savaş var. Bundan dolayı toplum üzerinde büyük bir etkisi var. Özellikle Rojava’da özel bir siyaset yürütülüyor. Özellikle Rojava’nın boşaltılması, göçmen kapılarının açılması, göçmen dalgası yaratılarak Rojava’dan çıkışın sağlanması için uzun süredir özel bir politika yürütülüyor. Tüm sınır kapılarının kapalı olmasının sebebi budur. İçeride yoğun saldırı ve savaş sürerken bir tarafta ise sınır kapıları kapalı tutulmaktadır. Türkiye ve Rojava arasındaki tüm sınır kapıları kapalı. Hatta Güney Kürdistan bölgesinde bulunan sınır kapıları da kapatılarak özel bir politika uygulanıyor. Yardım ve gidiş gelişlerin imkanı ortadan kaldırılmıştır. Göç ettirme ve ekonomik olarak güçsüzleştirme politikaları göç etmenin en önemli nedenidir. Bizler göçün önüne geçmek zorundayız. Çünkü amaçlanan Rojava’daki Kürtlerin göç edilmesi ile dışarıdan getirilecek topluluklar ile Rojava’nın demografik yapısını değiştirmeye çalışılmaktadır. Ayrıca bu siyasi boyutuyla da olumsuzluklar ortaya çıkartılacaktır. Bizler kendi imkanlarımız ile bu sorunları çözmeye çalışıyoruz. Bazı sorunlar var, dışarıdan da müdahale gerekmektedir. Eğer ki bugün Güney Kürdistan ve Rojava arasındaki sınır kapıları açılsa, Efrîn, Kobanî ve Cizîr bölgelerinde bulunan sınır kapıları açılsa bu kapılar açılıp, ticaret ve insani yardımların geçişi sağlanırsa biz inanıyoruz ki bugün var olan yaşamsal sorunlar çözülecektir. Sınır kapılarıın açılması için bir girişim olması gerekiyor. Var olan sorunların çözümü için bugün en güncel çözümdür. Eğer ki kapılar ticaret ve insani yardımların geçişi için açılırsa göç sorunu da çözülecektir.

Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki sınır kapısının kapalı olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Federe Kürdistan Bölgesi ve Rojava arasındaki sınır kapısının kapalı olmasını siyasi bir karar olarak değerlendiriyoruz. İçerideki sıkıntıların ağırlaşması ve daha da büyümesi içindir. Kapıların açılması ve halkın Federe Kürdistan Bölgesi’ne göç etmesi bize göre yardım değildir. Bu şekilde sorun çözülmez. Eğer ki Kürdistan bölgesi “Rojava Devrimi’ne” yardım etmek istiyorsa, ulusal çıkarlar ekseninde Rojava halkına ve devrimine yardım etmek istiyorsa; o zaman sınır kapılarını ticaret ve insani yardımların geçişi için açmalıdır. Kürdistan bölgesinin bu tutumu bizler tarafından eleştirilmiştir. Bizim bu konudaki yaklaşımımız nettir. Biz umut ediyoruz ki; Kürdistan bölgesi bu konudaki yaklaşımını gözden geçirir.

Rojava için birçok yerde yardım ve destek kampanyaları gerçekleştiriliyor. Sizce bu yardımlar yeterli mi, sizin tüm Kürtler’den beklentiniz nedir?

Gelen yardımlar sorunların çözümüne destek amaçlıdır. Fakat Rojava’daki sorunlar dışarıdan gelecek yardım ve desteklerle yüzde yüz çözülmez. Çünkü tüm kapılar kapalı. Bugün Türkiye’de başlatılan kampanyalarda sadece ekonomik alanda değil, bu dönemde siyasi alanda verilen destek, yapılan eylemler Rojava’ya, Rojava halkına büyük moral verdi. Kuzeyde yapılan destek eylemlerinden halkımız çok etkilendi. Kampanyalar sorunları çok olan bazı bölgeler için bir süreliğine destek oldu. Fakat uzun vadede sorunlar kampanyalarla çözülmez. Bu çok zor. Rojava’da bir halk var. Birçok alan ve bölge var. Bundan dolayı sınır kapıları açılmalı. Açılması da gerekiyor ki, sorunlarımızı da kendimiz çözebilelim.

‘Barış tek taraflı gerçekleşmez’

Türkiye’de de uzun süredir ‘demokratik çözüm’ süreci   çerçevesinde yaşanan gelişmeler var. Türkiye’deki  gidişatı nasıl görüyorsunuz?

Açıkçası Ortadoğu’da stratejik değişimlere ihtiyaç var. Zaten Ortadoğu değişim sürecine girmiştir. Bu değişimin içinde Kürt sorunu stratejik öneme sahip. Eğer Ortadoğu’da demokratik bir değişim gerçekleşecekse, bu Kürt sorunu çözülmeden gerçekleşemez. Demokratik sistemlerin gelişmesi Kürt sorununun çözümüne bağlı. Kürt sorununun çözümü olmzasa Ortadoğu’da özgürlük, barış, eşitlik ve demokrasiden bahsedemezsiniz. Ortadoğu’da gerçekten köklü değişiklik yapmak isteyenler var. Bunun için çabalayanların Kürt halkına karşı olan yaklaşımlarını da değiştirmeleri gerekiyor. Bugüne kadar Kürtler inkar edilip, reddedildi. İradesi tanınmadı. Çözümden bahsedildiğinde; herkes kendisine göre çözüm projesini ortaya koyuyor: Kürtsüz bir çözüm. Onların istediği çözüm projeleri Kürtlerin istediği, kabullendiği çözümler değil. Kürtler kendi doğal haklarını talep ediyorlar. Bu da en doğal haklarıdır. Temenni ederiz ki Türkiye bu süreçte bu yönlü adımlar atar. Türkiye’nin bu süreçte adım atması Ortadoğu’daki gelişmelere de doğrudan etki yapar. Hem de rolü artar. Bizim de sorunun çözümü için projelerimiz var. Ve Kürt tarafı olarak da bugüne kadar üzerimize düşenin gereğini yaptık. Fakat karşı taraf adım atmazsa süreç yürümez. Şüphesiz barış tek taraflı gerçekleşmez. Demokrasi ve eşitlik de öyle. Türk devletinin bazı şeyleri söylemesi, dile getirmesi yeterli değil. Pratikte de gerekli adımları atması gerekir. Yaklaşımlarının değişmesi gerekir. Ancak böyle gerçek çözüm olur. Ancak bu şekilde Türkiye’de Kürt sorununun çözüm yolu açılabilir. Eğer Türkiye Ortadoğu siyasetinde bugün ve yarın önemli bir rol sahibi olmak istiyorsa Kürt sorununun çözüm yolunu açmalı. Açmaz ise rol alamaz. Yine Rojava ve Rojava halkına karşı siyaset de bir değişime gitmezse bizim demokratik Suriye’de herkesle ittifak içinde olan halkların kardeşliğini esas alan projemize karşılık, Kürt karşıtı politikalarına devam ederse, yeni Suriye’nin şekillenmesinde rol alamaz. Kürt halkı da boş sözlere kanmaz ve kendi mücadelesini yürütecek güce sahiptir.

(Özgür Gündem)

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: PYD / Suriye /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.