orta-sinif-kan-kaybediyor-4072625_o

Buradakiler, oradakiler…

E.Ahmet Tonak - 19 Eylül 2013 - Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Vahap Coşkun Radikal İki’deki bir yazısında demiş ki: “…piyasa ekonomisi lanetlenir, merkezi ekonomi savunulur, kapitalizm ve emperyalizme karşı enternasyonalist bir mücadele ve dayanışma pratiğinin ortaya konulacağı belirtilir. Kâğıt üzerinde çok fiyakalı duran bu sözler, bazen Kürt siyasetinin yönetim katında bulunanları da etkisi altına alıyor ve siyaset üretirken onların gerçeklikten kopmalarına neden olabiliyor ama Kürdüyle Türküyle orta sınıflaşmayaçalışan Türkiye toplumu bu sözlere prim vermiyor…” (tinyurl.com/kjwkavk)

Bir süre için ABD’deyim, hariçten gazel okumayayım. Coşkun’un fikirlerinin, özellikle “orta sınıflaşmaya çalışan”lar gözleminin değerlendirilmesini memlekettekilere bırakalım. Orta sınıf terimi Özal’ın orta direği ile yerli siyasetin gündemine girmişti. Ara sıra kullanılsa da terimin yoğun bir biçimde tekrar zuhur edişi Haziran isyanı ile yaşandı. Yazılana çizilene bakılırsa bayağı revaçta. Bayağı tuttu, yakamızı bırakacağa pek benzemiyor.

***

Bilindiği üzere orta sınıf teriminin modern yorumunun ve aşırı kullanımının menşei ABD. Eh, biz de ABD’deyiz. O zaman, buradaki duruma ilişkin iki laf edelim.

Orta sınıf neyin ortasındadır? Orta nedir? Ortanın büyüklüğü var mıdır? Bu büyüklüğe ne olmuştur? ABD’nde tipik orta sınıf mensubu kimdir?

Son sorudan başlayalım. Gelir dağılımı ve toplumsal katmanlaşma üzerine yıllardır ampirik çalışmalar yapan Amerikalı iktisatçı Stephen Rose’a 1999’da bu soruyu sorduklarında verdiği cevap şuydu: “Yıllık geliri 20,000 dolar olan, şehirde yaşayan tek çocuklu bir çift düşünün, koca temizlik işçisi, karısı yarı zamanlı işçi, bu aile kendisini orta sınıf mensubu görür…. Şehrin banliyölerinden birinde yaşayan üç otomobilli, iki çocuklu –biri üniversitede, diğeri lisede okuyan– bir başka çiftin –koca diş doktoru, karısı sosyal hizmet çalışanı– yıllık geliri ise 120,000 dolar olsun. O çift de kendini orta sınıf mensubu sayacaktır.”

Demek ki, ABD’nde neredeyse herkes orta sınıf mensubudur. Sübjektif konumlanma budur. Kişiler kendilerini bu kutuya biraz da öbür kutuda, yani işçi sınıfı kutusunda olmamak için, kendilerini oraya yakıştıramadıkları için yerleştirirler. Ölçüt de gelir seviyesidir. Ama üst ve alt sınırları yıldan yıla değişen, oldukça geniş bir gelir aralığıdır bu. Rose’a göre 1983’de bu aralık 15,000 – 50,000 dolar iken 1990’lı yılların sonunda 25,000 – 75,000 dolar olmuş.

Ortadan kasıt ise gelir dağılımında orta konumda olan %60’lık nüfustur. Yani, toplumun %20’si bu kesimden fakir (ki, ABD’nde popüler basın sadece bu kesime, o da ara sıra işçi der), %20’si ise daha zengindir. Bu şekilde tanımlandığında orta sınıf ne büyür ne de azalır! Nüfusun ortasındaki %60’lık kesim dünya yıkılsa hep orta sınıftır. Değişen bu kesimi tarif eden gelir aralığının sınırlarıdır.

Yukarıdaki sayılardan 1983 ile 1990’lar sonu arasında alt ve üst sınırın arttığını, dolayısıyla orta gelir grubundaki kesimin gelirinin de yükseldiğini söylemek mümkün. Şüphesiz, bizatihi bu durum, sözkonusu kesimin büyüyen bir ekonominin yarattığı toplam gelirden aldığı payın da arttığı anlamına gelmez.

Nitekim, son dönemde orta gelir grubunun ahvaline baktığımızda durum her iki açıdan da iç açıcı değildir. Bir kere, 2000’de 22,689 – 103,525 dolar olan aralığın kendisi 2011’de 20,000 – 100,065 dolar aralığına küçülmüştür. Ayrıca, sadece aralık küçülmekle kalmamış bu %60’lık nüfusun toplam gelirden aldığı pay da %46.7’den %46.5’a düşmüştür; hem de en zengin %20’lik grubun gelir payı %49.8’den %50.2’ye artarken!

Bizimkiler, “Kürdüyle Türküyle orta sınıflaşmaya çalışadursun, ABD’ndekiler ise erimeme telaşında. Olsun, şanımızdandır, herkes gider Mersin’e biz gideriz tersine. (BirGün)

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: ABD / orta sınıf / Türkiye /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.