Gökkuşağı Hareketi 2

Tek bir zaman…

Sol Defter- Haber - 27 Eylül 2013 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 
Öncelikle Lübnan’da rehin tutulan ve unutturulmasına izin vermeyeceğimiz iki meslektaşımdan bu haftalık özür diliyorum. Çünkü Hava-İş genel kurulu gündemi belirleyen ana konudur. Bu yazı yazılırken takvim 48. günü gösteriyordu!

Hava-İş genel kurulu yaklaşırken, işçilerin gösterdiği ilgiye paralel olarak, çirkinlikler de artıyor. THY yönetiminin aday gruplardan biri lehine seçimlere müdahalesi elle tutulur gözle görülür bir hale gelmiştir. Basın karşısında gösterilen sahte demokrat şirinliklerin ardındaki gerçek budur. THY yönetimi, yetki alanının tümüyle dışında, sadece işçilere ait bir sürece dahil olarak, seçilme hakkına müdahale etmektedir. Ve bunu adaylara mobbing uygulayarak, işten atmakla tehdit ederek pervasızca yapıyor…

TCK “Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” başlığı altında aynen şöyle diyor:

Madde 118/1: “Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendikadaki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla cebir veya TEHDİT kullanan kişi 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.”

Sendikaların yönetimini sadece ve sadece işçiler belirler. Bu yapılanlar suçtur ve emin olunmalıdır ki işveren vekilleri de dahil hiç kimsenin yanına kâr kalmayacaktır.

Hayat kimi durumlarda kişilerin somut etkinlikleri ile şekillense de Gökkuşağı hareketinin ilkeleri ve iddiaları, kişileri veya kişilerin tercihlerini aşar. Hareketimizin ve topluluğumuzun Genel Kurul gibi bir süreci hedeflemesi ve bu yolda başkan adayı olarak şahsımın belirlenmesinin anlamı, Genel Kurulu kazanmayı tek amaç olarak görenlerin ve bu amaca giden her yolu mubah sayanların anlama kapasitelerini elbette aşıyor. Zira hareketimizin ilkelerine, “başkanlık” gibi bir statüden çok daha fazla inandığım için daha önce aday olmadığımı arkadaşlarım bilir.

Geçen Genel Kurul’un da ve şimdi aday olduğumuz önümüzdeki Genel Kurulun da anlamı ve önemi bizler için değişmemiştir. Özetle koparılmaya çalışılan fırtına bu gemiyi etkilemeye yetmez.

İktidarın cazibesine kapılan kimi kişi ve gruplar da, THY yönetiminin desteğiyle sendika yönetimine geleceğini umuyor! Oysa Hak-İş ile birlikte kotarılan ve kısa süre önce HABOM’da yaptıkları gibi sarı sendikaya geçiş, planın ikinci aşamasıdır. Hava-İş yönetimi de, saplandığı batakta geçmişten taşıdığı kronik hastalıkları ve korkularıyla bunu göremeyecek kadar kördür.

Daha açık söylersek, THY yönetimi için ya kendi şekil verdikleri bir sendika yönetimi olmalı, ya da mevcut yönetim yine delege oyunlarıyla ve işçilere rağmen yerinde kalmalıdır. O zaman bu yönetimi istemeyen işçileri, kurdukları sarı sendikaya geçirme zemini doğacaktır. Bu “kırk katır, kırk satır” hesaplarını bozacak tek olasılık ve aynı zamanda çekindikleri tek şey, Gökkuşağı Hareketinin bütün meslek gruplarını birleştiren ve sendikal örgütlülüğü yeniden ayağa kaldırma potansiyelidir. THY yönetimini telaşlandıran ve suç işlemeyi de göze alarak Gökkuşağı Hareketi’ne katılan işçileri tehdide yönelten budur.

Burada ıskaladıkları bir şey var: Renk körlüğü havacıların geçmek zorunda olduğu ilk fizyolojik testtir. Ve teknisyeninden pilotuna kadar bizler beyaz ve sarıyı çok iyi ayırt ederiz…

Sendika yönetiminin işçilerden umudu tümüyle keserek, Tek Gıda-İş gibi sendikaların yaptığı gibi oyunlarla iktidarda kalmayı uman çizgisi, işverene müdahale için elverişli zemini sağlıyor. Delege sayıları ve seçim tarihleri, sendika yönetiminin inisiyatifinde olduğu için işçilerden sır gibi saklanıyor. Kara taşımacılığından delege kaydırılıp iktidar hesapları yapılıyor. Hava-İş yöneticileri geçmişte de aynı yollarla korudukları iktidarlarının işçilere ödettiği bedellere ve sendikal mücadeleyi düşürdükleri duruma bakmalı ve gerçekle yüzleşebilmelidir! Bunu hiç olmazsa “Başkan” kültü dışındakilerin artık görmesi şarttır. Aksi takdirde tarih acımasızca “tekerrür” edecektir.

Ne işçilerin güven ve desteğini yitiren bir anlayışla, ne de işverenin kontrolünde sendikacılık yapılamaz. Bu kirli oyunların gölgesinde ne kadar adil bir seçim olacağı, işçilerin iradesinin sandığa ve genel kurula nasıl yansıyacağı belli değil; ancak bütün bu oyunları bozacak tek gücün sadece işçiler olduğu kesindir.

Birlik, birlik diye sürekli ilkesiz bir “at pazarlığı” peşinde koşanlar, bunun tepede değil ancak tabanda olacağını artık anlamalıdır.

Bizim için asıl olan, kazanma-kaybetme oyunlarına bel bağlamadan, işçilerin yönettiği demokratik şeffaf temiz bir yapıyı kurmaya yönelen bir hayatı inşa etmektir. Evet! dün olduğu gibi bugün de böyledir.

İşçiler buna karar verdiğinde, “Genel Kurullar”, “Yönetimlerin tehditleri”, “adamları”, “makamları”, “araçları”, “pazarlıkları” hiçbir şey kar etmeyecektir. Bu da, ne Genel Kurula, ne şu adaya ne bu adaya bağlıdır, bu güç ellerimizdedir. Tek bir zaman vardır bizler için:

“…onlar ağır ellerini toprağa basıp doğruldukları zaman…”

airkule.com

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Hava-İş / sendika bürokrasisi / THY /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.