Taşeron bahanesiyle Kıdem Fonu’nu zorlamak – Atilla Özsever

Sol Defter - 1 Ekim 2013 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

 

Kıdem tazminatı, taşeron uygulaması ve kiralık işçilik konularının ele alındığı Çalışma Meclisi Toplantısı, 27 Eylül Cuma akşamı sona erdi. Toplantının sonunda, Çalışma ve Sosyal Güvenliği Bakanlığı yetkililerince bir sonuç bildirgesi okundu. Türk-İş ve DİSK temsilcilerinin onay vermediği bildiride, kıdem tazminatı ile ilgili olarak, taşeron işçilerinin sistem içinde ciddi bir mağduriyet yaşadığı ifade edilip şöyle denildi: “Mevcut kıdem tazminatı uygulamalarında, bazı işçi gruplarının çeşitli yollarla bu haktan yoksun bırakıldığı, bu tazminatlardan yararlanma durumunda ise, hukuken ve fiilen kıdem tazminatına ulaşmakta karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümü için, düzenlemeye gidilmesi zorunluluk arz etmektedir.”

Aslında toplantıda açılış konuşması yapan Başbakan Erdoğan da, “Taraflar anlaşsın, biz gereğini yaparız. Bir işçi bir gün dahi çalışsa, bu onun kıdem hesabına girmeli. Şimdi yeni hazırlık, bunun ödemesini getiriyor” diyerek, bir anlamda Kıdem Tazminatı Fonu’na atıfta bulundu.

Keza, ilk kez bir hükümet programında, yani AKP’nin programında Kıdem Tazminatı Fonu’nun kurulacağı açıkça belirtildi. Ayrıca AKP’nin hazırladığı Ulusal İstihdam Stratejisi belgesinde de bu fonun kurulması gerektiği vurgulandı. Fonla ilgili taslakta, mevcut uygulamada olduğu gibi bir yıl değil, en az 10 yıl beklenip, biriken miktarın da yarısının alınması öngörülüyor.

AKP, özellikle Türk-İş ve DİSK’in tepkisi sonucu ve seçimlerin de yaklaşması üzerine, taşeron işçilerinin mağduriyetini öne sürüp, başlangıçta o alanla ilgili bir fon düzenlemesi yapacağı sinyalini veriyor. Taşeron bahanesiyle kıdem tazminatı hakkını ‘delmeyi’ ve belli bir vadede de bu tazminatı fiilen alınamaz bir duruma getirmeyi amaçlıyor.

Eğer gerçekten taşeron işçilerini düşünüyorsa, yasada bir engel yok. Taşeron işçisi 11 ay çalıştırılıp girdi-çıktı yapılsa bile, yasadaki “zincirleme akit” kavramı işçiyi koruyarak, kıdem tazminatına hak kazanmasına olanak sağlıyor. Keza, asıl işveren de, taşeron işçisinin tazminatından sorumlu. Yapılacak iş, bu yükümlülükleri ve yaptırımları uygulamak.

Çalışma Meclisi Toplantısı’nda, DİSK’in kıdem tazminatı ile ilgili görüşünü açıklayan Lastik-İş Sendikası uzmanı Üzeyir Ataman, hükümetin taşeron konusunda toplumu yanılttığını ve kıdem tazminatı uygulamasının Batı ülkelerine göre ‘katı’ değil, aksine esnek olduğunu somut verilerle ortaya koydu.

Üzeyir Ataman, “Türkiye’de toplu sözleşmeden yararlananların oranı yüzde 5, Almanya’da ise yüzde 65, İsveç’te yüzde 90, Fransa’da yüzde 93’tür. Ülkemizde kayıt dışı çalışan yüzde 45 iken, Batı’da bu oran sadece yüzde 5’tir. Haftalık çalışma saati bizde 55, Avrupa’da ise 38 saattir. İş güvencesi, Türkiye’de 30 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerleri için geçerli olurken, bu sayı AB’de 5’tir. Şimdi hangisi daha katı?” diye sordu.

DİSK Temsilcisi Ataman, “1980 öncesi kıdem tazminatı, asgari ücretin 7,5 katıydı. Askeri cunta, bunu memur ikramiyesine eşitledi. Eğer bu gün 7,5 kat geçerli olsa, kıdem tazminatı tavanının 7 bin 700 lira olması gerekir. Oysa, 3 bin 254 lira. Yani, asgari ücretin 3 katına kadar düştü. AKP’nin gerçek amacı, bütün işçileri ücret ve çalışma koşulları açısından kayıt dışı çalışanın ve taşeron işçisinin düzeyine indirmektir” dedi.

Evet, sendikalar kıdem tazminatı fonuyla birlikte, yeni çalışma rejimine karşı çok net bir tavır koymalıdır. (Yurt)

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Taşeron sistemi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.