KCK-

“Süreç” tıkandı, geri çekilme durdu

Aykut Özer - 7 Ekim 2013 - Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

“Süreç”, Kürtlerin ve Kürt siyasetçilerin, son 8–9 ayda, herhalde en çok kullandığı sözcüktür. Bu sözcük ile Kürt sorununa barışçı çözümü hedefleyen bir diyalog ve müzakere süreci kastediliyor. Böyle bir sürecin varlığının belirtileri ise, Öcalan’ın devlet yetkilileri ile zaman zaman görüştüğü bilgisinin kamuoyuna yansıması ve Öcalan’ın bu yöndeki açıklamalarıdır.

Yine “süreç” kapsamında değerlendirilebilecek en önemli gelişmeleri, PKK ile Türkiye ordusu arasında gerçekleşen fiili ateşkes, PKK’nin silahlı güçlerini ülke dışına çekmeye başlaması ve “KCK Operasyonları”nın durdurulması şeklinde sıralayabiliriz.

Ancak bu olgular, Kürtlerin “süreç” sözcüğüne atfettiği, “Çözüm için bir Müzakere Sürecinin” varlığını kanıtlamıyor. Ortada Kürt sorununa çözüm için yürüyen bir müzakere süreci yok. Hatta bizzat Öcalan’ın da ifade ettiği gibi, devlet ya da hükümet ile Öcalan arasında bir müzakere de yok. Sadece diyalog var. Yani Öcalan ile devlet yetkilileri zaman zaman bir araya geliyorlar; görüş alışverişinde bulunuyorlar. Burada ifade edilen görüşler kayıt altına alınıyor ve bir biçimde Ankara ve Kandil’e iletiliyor. Yapılan bir tür “fikir jimnastiği”! Hal böyle olunca, “çözüm” yolunda bir adım atılmıyor. Çünkü hükümetin bir çözüm planı yok. Daha da ötesinde, ona göre “çözülecek” bir sorun da yok. Daha doğrusu, sorun terör sorunu. Silahlar susunca, kan dökülmesi durunca, bir de üzerine PKK silahlı güçlerini ülke dışına çekince, bu sorun da büyük ölçüde “çözülmüş” oluyor!

“ÇÖZÜM SÜRECİ” DEĞİL YUMUŞAMA SÜRECİ

Hükümet meseleye böyle bakınca, ortada bir çözüm sürecinin varlığından bahsetmek abes oluyor. Dolayısıyla olmayan bir “sürecin” tıkanmasından söz etmek de temelsiz oluyor. Mesele “sürecin tıkanması” değil, Kürtlerin kafalarında canlandırdıkları gibi bir sürecin gerçekte olmadığının, Kürt siyasetçilerce bilince çıkarılmasıdır. Eğer mutlaka bir “sürecin” varlığından söz edilecekse, o zaman Kürt sorunu bağlamında bir “yumuşama sürecinin” gerçekliğini vurgulamak daha doğru olacaktır. Aslında bu da başlı başına olumlu bir gelişmedir. Artık silahlar konuşmuyor, insanlar ölmüyor, kitlesel tutuklamalar yaşanmıyor. Kürt ve Türk toplumu arasındaki olumsuz ön yargılar kırılıyor. Ayrıca böylesi bir çatışmasızlık ortamı, yasal, barışçı siyasetin önünü aşıyor. Gereğince değerlendirilebilirse, Kürt siyasetinin kitleselleşebilme ve kurumsallaşmasına hizmet ediyor.

ÇÖZÜM TOPYEKÛN DEMOKRATİKLEŞME 

Ortaya çıkan koşullardan yararlanmak bir şey, halkta çözüm doğrultusunda sahte bir beklenti ve umut yaratmak başka bir şeydir. Biri ilerletir, geliştirir, diğeri pasifleştirir, teslimiyetçiliğe sürükler. Son olarak büyük tantanalarla ilan edilen “Demokratikleşme Paketi”nin de Kürtlerin beklentilerini hiçbir şekilde karşılamaması, onların bu yöndeki umut kırıntılarının da yok olmasına ve bu hükümetten bir şey beklenemeyeceğini görmelerine yol açacaktır.

Başta Kürtler olmak üzere, tüm demokrasi güçleri, hükümetin bölgesel gelişmeler ve gelecek bir-iki yıldaki politik ajandasını dikkate alarak, Kürt sorununda yumuşama politikasını tercih ettiğini görmelidir. Siyasi iktidarın derdinin, bu süreci kitle tabanını genişletmek için kullanmak olduğunu anlamalıdır. Bu çerçevede, Kürtlere dönük olarak, “bu sorunu ben çözerim”, Türk halkına ise “terör sorununu çözdüm” mesajı vermeyi hedeflediği açıktır.

Kürtler ve tüm demokrasi güçleri, birleşik bir demokrasi ve talepler mücadelesi yürüterek hükümetin oyunu bozmalı, tüm ülkede demokratik gelişmenin, dolayısıyla Kürt sorununda halkçı çözümün yolunu açmalıdır.

İşçilerin Sesi Gazetesi (Yeni Seri) ayı 19, Ekim 2013’ten alınmıştır.    

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Çözüm Süreci /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.