kazova-1

Kazova Tekstil olayı nedir, ne değildir?

Necdet Seçer - 10 Kasım 2013 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

İstanbul-Bomonti’de bulunan, doksanı aşkın işçinin çalıştığı, Kazova Tekstil işyerinde uzun zamandır ücretlerini alamayan işçiler, patronun işyerini terk etmesi üzerine, alacakları için direnişe geçtiler. İşçilerin ücret dışında birikmiş kıdem tazminatı ve diğer alacakları da vardı. Bir süre fabrika içinde ve önünde direnip haklarını isteyen işçilerden bir bölümü, daha sonra üretimi sürdürmeye karar verdi. Ürettikleri ürünleri satarak alacaklarını tahsil etme yoluna gittiler. Demokratik kamuoyunun da desteğiyle bunda bir ölçüde de başarılı oldular. Direnişçi 12 işçi, avukat desteğiyle, alacakları için patronu icraya vererek, makinelerden bir bölümüne, icra yoluyla el koydu. Şimdi kooperatif biçiminde örgütlenerek üretimi sürdürmeye karar verdiler ve makineleri, kiraladıkları bir başka işyerine taşıdılar.

Kazova işçilerinin bu pratiği, işçi sınıfı mücadelesinde bir ilk değil. Benzeri deneyimlerden en ünlüsü, 1969 yılında gerçekleşen, Çorum-Alpagut maden işçilerinin direnişidir. O zaman da, 73 gündür ücretlerini alamayan işçiler, madeni işgal ederek, işletmeye başladılar. Bir ay içinde üretimi, önceki döneme göre, yüzde elli oranında arttırdılar. Bu dönemde, bölge esnafı ve tüccarın da desteğiyle, peşin satışlar beş kat arttı. Bu duruma tahammül edemeyen ve yaşananların işçi sınıfının diğer kesimlerine “kötü örnek” olacağını düşünen patron ve politikacılar, Ankara’dan jandarma gönderilmesini sağlayarak, işçileri madenden çıkarttılar. Daha sonra bu deney, bir tiyatro oyunu yazılıp sergilenerek, kamuoyunun genişçe bir kesimine anlatılmıştı. Benzer işçi direnişleri içinde, “Alpagut Olayı”nın en fazla bilinmesini sağlayan gelişme buydu. Yoksa aynı dönemde, İstanbul’da Güntherm ve Kaya Cam işyerlerinde de benzer nitelikte işçi eylemleri gerçekleştirilmişti.

Kazova’dan “komünizm” çıkmaz!

Bütün bu işçi direnişlerinde temel motif, işçilerin patronlardan alacaklarını tahsil etme ve mevcut işlerinde çalışarak yaşamlarını sürdürme kaygısıdır. Yoksa işçilerin, ne patron olma arzuları ne de işyerini patrondan daha iyi yönetebileceklerini ispatlama gibi hedefleri vardır. Ancak bu deneylerin politik önemi, patronlar olmadan da üretimin sürdürülebildiğini göstermesi, üretim sürecinin devamı için patronların varlığının zorunlu olduğu yönündeki burjuva düşünürlerin yalanını deşifre etmesidir.

Yoksa bu deneylerden kalkarak, kapitalist toplum içinde sosyalist üretim ilişkilerinin temellerinin atılacağı ve gelişebileceği fikri, boş bir hayal, ciddi bir politik yanılgıdır. Çünkü kapitalist toplumda, üretim birimlerinin yaşamasının ön koşulu bunların kapitalist kurallara göre yönetilmesidir. On iki Kazova işçisi, bir kooperatif şeklinde örgütlenip üretimi sürdürmeyi planlamaktadır. Kooperatifler küçük üretici birlikleridir ve kapitalist niteliğe sahiplerdir. Böylece daha başından itibaren hem patron hem de işçi, yani bir esnaf ya da zanaatkâr konumuna sahiplerdir. Bu özellikleriyle, sınıfsal olarak, birer küçük burjuvalar. Şanslarının yaver gittiği ve işlerini genişletmeleri gerektiği düşünüldüğünde ise, ya işçi çalıştırmaya başlayarak, patron yanları öne çıkacak, ya da yeni ortak alarak, büyüyen bir kapitalist işletme hüviyeti kazanacaklardır.

Kaldı ki sistemin ekonomik ve siyasi işleyişi ortadadır. Her gün küçük üreticilerin ve üretim birimlerinin kapitalist tekeller tarafından ortadan kaldırıldığı ya da kendilerine bağımlı kılındığı bilinen bir gerçekliktir. Ayrıca bir bütün olarak ülke ekonomilerinin, siyasi nedenlerle, ambargoya tabi tutularak felç edildiği günümüz koşullarında, küçük işçi işletmelerinin yaşam şansı bulacağını düşünmek, siyasi açıdan da tam bir aymazlıktır.

İşçilerin Sesi Gazetesi (Yeni Seri) Sayı 20, Kasım 2013’ten alınmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Kazova Direnişi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.