“Gezi’nin ikinci dalgası gelebilir”

Sol Defter - 19 Aralık 2013 - Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu değerlendiren Yrd. Dç. Dr. Erdem Yörük, “Bu halk bunun hesabını sormalı” dedi ve ekledi: “Gezi isyanımız daha siyasi çerçevden gelen bir isyandı ama bu ikinci dalgası yolsuzluğa karşı olabilir.” Yörük’e göre, yolsuzluk dosyalarının ucu Başbakan Erdoğan’a uzanıyor.

Erdem Yörük-Yatay

Etkin Haber Ajansı

İSTANBUL- Koç Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erdem Yörük, yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu ETHA’ya değerlendirdi. 2000’lerden bu yana yolsuzluğun çok fazla gündeme gelmemesinin, yolsuzluk olmadığı anlamına gelmediğine dikkat çeken Yörük, “Bu konuda araştırma yapan insanlarla konuştuğunuz zaman, onların çok farklı şekilde kurumsallaştığı, doğrudan nakit üzerine olmadığı, farklı rüşvet mekanizmaları oluştuğu konusunda kulaktan da olsa bilgi edinebiliyordunuz” dedi. İnsanların hissettiği ve gerçek olan şeyin, AKP-cemaat savaşı nedeniyle ortaya çıktığını belirten Yörük, savaşın devam etmesi durumunda operasyonun Başbakan Erdoğan’a kadar uzanacağı görüşünde. Erdoğan’ın da çok büyük yolsuzluk ve rüşvet mekanizmalarının içerisinde olduğu iddialarını hatırlatan Yörük, bu iktidar savaşında fillerin ezilmesinin şart olmadığını vurguladı. Yörük, Gezi isyanının ikinci dalgasının yolsuzluğa karşı olabileceğini belirtti, devrimci demokrat çevrelerin sorumluluklarına dikkat çekti.

Barış İçin Akademisyenler’den olan Yrd. Doç. Dr. Erdem Yörük’ün değerledirmeleri şöyle:

 

‘BAŞBAKAN ERDOĞAN’A KADAR GİDEBİLİR’

 

Yolsuzluk operasyonu ne anlama geliyor?

Aslında dünya tarihine bakacak olursak burjuva partilerin yolsuzluk skandal dosyaları genelde bu tarz yoğun siyasi savaş durumlarında ortaya çıkıyor. Şu an olan durumu çok normal karşılamak lazım. Çünkü AKP Hükümeti’nin son 10 yıldır sergilediği, aslında insanların kulaktan kulağa dile getirdiği büyük bir yolsuzluğun format değiştirmesi durumu vardı. Yolsuzluk, rüşvet dediğimiz 90’larda çok tartışılan bir şeydi, 80’lerden sonra hayali ihracat meselesi vardı. 2000’lerden sonra yolsuzluk dikkatimizden silinmiş oldu. Ama yolsuzluğun, rüşvetin kalmadığı anlamına kesinlikle gelmiyordu. Bu konuda araştırma yapan insanlarla konuştuğunuz zaman, onların çok farklı şekilde kurumsallaştığı, doğrudan nakit üzerine olmadığı, farklı rüşvet mekanizmaları oluştuğu konusunda kulaktan da olsa bilgi edinebiliyordunuz. AKP iktidarının siyasetin çok çeşitli alanında sağladığı hegomanya birçok şeyi konuşulmaz kıldığı gibi bunu da konuşulmaz kılmıştır. Mesela Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP iktidarına gelmesinde en önemli şey ‘yolsuzluk dosyalarını çıkaracağım’ diyordu, hiçbir şey de çıkaramadı. Ama zaten insanların hissettiği ve gerçek olan şey, bu büyük savaş nedeniyle ortaya çıkmış oldu. Yani benim öngörüm operasyon sürdüğü sürece Başbakan Erdoğan’a kadar gideceği. Çünkü kulaktan duyduğumuz Başbakan Erdoğan’ın da çok büyük yolsuzluk ve rüşvet mekanizmalarının içerisinde olduğu.

 

İŞİN İÇİNDEN ÇIKMALARI ÇOK ZOR

 

Hükümet ne yapmalı ya da ne olmalı?

Olması gereken hiçbir şey olmuyor. Artık olmalı diye bir nosyon çok kalmadı aslında. Ama normalde hegomanyasını devam ettirmek, kendisini aklamak için hükümetin, ‘Ben bu bakanları görevden alıyorum ve bu dosyaları sonuna kadar götüreceğim’ demesi gerekiyor. Ama böyle bir şey olmasının imkanı yok. Çünkü dosyaların ucu çok büyük ihtimalle Başbakan Erdoğan’a gidiyor. Kabinedeki 4 bakanın 80 milyar Euro’nun üzerinde bir yolsuzluk içerisine girdiği bir ortamda ve en güvendiği, en yakın bakanları bunları yaparken Başbakan Erdoğan’ın haberinin olmaması bana çok abes geliyor. Dolayısıyla oraya kadar götürmelerine imkan yok. Aynı Gezi’de verdikleri reaksiyonun benzerini verip tamamen olayın içeriğinden kopartıp ‘uluslararası bir komplo düzenlendi’ diyerek, ‘biz halkın iktidarıyız, bizi istemiyorlar, Amerika da istemiyor, Gülen de istemiyor, Geziciler de istemiyorlardı…’ Yine bir mağduriyet edebiyatı yaratıp olayı içeriğinden koparıp kendilerini aklamaya çalışacaklardır. Ama Gezi ile aynı şey olduğunu düşünmüyorum. Bu sefer çıkmaları gerçekten çok zor olacak. Çünkü o içerik ayrıştırılıp kenara atılamayacak kadar büyük bir içerik. 80 milyar Euro’da bahsediliyor, 130 milyon lira 4 bakanın aldığı rüşvetten bahsediliyor. Bunlar çok büyük meblağlar ve insanlar ‘savaş, komplo ne olursa olsun gerçekten siz bu paraları aldınız mı’ diye soracaklar.

 

CEMAAT YETERİ KADAR PAY ALAMADIĞINI DÜŞÜNDÜ

 

AKP ile cemaat arasındaki çatışmanın asıl nedeni ne?

Fethullah Gülen cemaati ile Milli Görüş’ün arası zaten çok iyi olan iki hareket değil. 90’lar boyunca da Gülen cemaati Milli Görüş’ten ziyade diğer partileri destekledi, işte Bülent Ecevit, Çiller vs. Sonra 28 Şubat’ı desteklemişlerdi. 2004 yılına kadar ikisi arasında büyük bir gerilim vardı. 2004’ten sonra ortak düşman şiarıyla orduya karşı bir stratejik ittifak tesis ettiler ve bu stratejik ittifak çok işe yaradı. Emniyetteki istihbarat üzerinden de çok büyük bir işbirliği ile orduyu bertaraf etmeyi başardılar. Ama ondan sonra yine benim yorumum ortada büyük bir siyasi ve ekonomik rant ortaya çıktıktan sonra cemaat yapılan bu stratejik ittifaktan yeteri kadar, kendi koyduğu emek oranında pay alamadığını düşünmeye ve ortaklığın sonuçlarını sorgulamaya başladı. Yani yeniden paylaşım talep etmeye başladı. Bu paylaşıma Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP’sinin verdiği yanıt ise ‘haddinizi bilin’ oldu. O da hem devlet hem parti reaksiyonu göstermeye başladı, iktidarını paylaşmak istemedi. Buna karşı MİT krizi ile beraber belki Tayyip Erdoğan’ın sorgulanmasına kadar gidecek o operasyonlar, krizin başlangıcı oldu. Çok enteresan bir ülkeyiz. 2002’den 2009’a kadar AKP ile ordu arasında gördüğümüz büyük iktidar mücadelesi ama Mart’tan sonra Gülen ile iktidar mücadelesi. Marks’ın dediği gibi tarih yine kendisini ilkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak tekrar ediyor. Bu sefer yine aynı şeyi görmekteyiz. İnanılmaz büyük bir bürokratik makine içerisinde, iki taraf da hem ordu hem polis hem yargıdaki bürokratik aygıtlarını kullanarak büyük bir savaş içerisinde. Daha önce ordu da bunu yapmıştı AKP’ye karşı, şimdi Fethullah Gülen cemaati yapıyor. Yarın muhtemelen AKP’nin reaksiyonunu göreceğiz cemaate karşı. Bülent Arınç ve diğerlerinin konuşmalarından çıkardığımıza göre herhalde cemaate karşı yasadışı örgüt operasyonu başlatılacak.

Bu çatışma devletin işleyişine dair neyi gösteriyor?

Bu çatışma, Türkiye devletinin inanılmaz bürokratik ancak bir o kadar da antidemoratik olduğunu gösteriyor. Bütün bu inanılmaz ölçüdeki büyük iktidar mücadelesi, bürokrasinin kuralları içerisinde yapılıyor. Dikkat ederseniz ‘operasyon’, 10 yıldır gündemimizde, en önemli kavramlarımızdan birisi oldu. Ergenekon, KCK, 17 Aralık operasyonları… Her şey aslında bürokrasinin gücü ile yapılıyor. Ama demokrasinin olmadığı yerden bahsediyoruz. Dolayısıyla biraz umutsuz, karamsar bir tablo önümüze koyuyor. Ancak dünden itibaren de yine insanların kafasında bir umut ışığı doğmuş oldu. Bu savaşın aynı nükleer savaş gibi dahil olan bütün taraflara zarar verecek bir savaş olduğu bence çok aşikar.

 

ÇİMENLERİN EZİLMEMEK İÇİN AYAĞA KALKMASI LAZIM

 

Bu çatışmadan ittifak tamamen dağılır mı, yoksa uzlaşma çıkar mı? Ayrıca filler tepişirken çimenler ezilir tartışması yapılıyor. Siz ne diyorsunuz?

Bence artık geri dönülmez bir noktaya gelindi. Cemaat dershaneleri kapatmalar gündeme geldikten sonra açıkca gelin uzlaşalım çağrısı yaptı AKP’ye. Kabul etmediler çünkü devlet refleksiyle hareket ediyor Tayyip Erdoğan ve kendisine alternatif bir güç odağı istemiyor. Bir yerde mantıklı kendi açısından düşünecek olursak, cemaati bitirecek hamleyi yapmak üzereyken cemaat de can havliyle kendisini kurtaracak hamleyi yapmış oldu. Filler tepişirken çimenler ezilmesinin şart olmadığını düşünüyorum. ‘Bu cemaatle AKP’nin kavgasıdır benim burada işim olmaz’ diye düşünmemek lazım. Çimenlerin ayağa kalkması lazım. Tabi ki ne AKP ne cemaati destekleyeceğiz. Ama öte yandan hem AKP’yi hem cemaati desteklemeliyiz bu mücadelede. Cemaatin AKP’nin yolsuzluklarını ortaya çıkaran bu operasyonu sonuna kadar götürmesini dilemeliyiz, AKP’nin de cemaati bitirecek operasyonları sonuna kadar götürmesini dilemeliyiz ki bu onların deyimiyle vesayet rejiminden kurtulmamazın önünü açacak. Siyasi olarak ne yapılabilir sorusuna gelince, bu operasyon o kadar siyasetin dışında bir alana yürüyor ki Türkiye’deki devrimci demokrat çevrelerin işin akışına müdahale şansı çok az. Hangileri operasyon yapacak, nerden kimin dosyası gelecek vs. O seviyedeki operasyonlara müdahale edemiyoruz ancak iktidar bloğunda bölünme yaşanırken Gezi’den de gelen dalga ile beraber sokak sürecine evriltmemiz gerekiyor. En kritik olan mesele bu bence. Bulgaristan’da olsun, Brezilya’da olsun başka birkaç ülkede son bir yıldır olan ayaklanmalarda insanlar yolsuzluk sebebiyle sokaklara çıkıyorlar. Bizim Gezi isyanımız daha siyasi çerçeveden gelen bir isyandı ama bu ikinci dalgası diğer ülkelerde olduğu gibi yolsuzluğa karşı bir şey olabilir.

 

‘HALK YOLSUZLUĞUN HESABINI SORMALI’

 

AKP’nin verdiği reaksiyon son derece ürkütücü. Emniyet müdürlerini grövden aldı, üzerini kapatmaya yönelik bir hamle. Su yüzüne çıkmasını sağlayan hangi mücadele olursa olsun ortada 100 milyar Euro’ya varan, 3 bakanın rüşvet almasını içeren bir yolsuzluk krizi var ve bu halk bunun hesabını sormalı. Eğer bu tavırlar sürdürülürse insanlar bir süre sonra -benim inancıma göre- sokağa çıkacaktır. Yani Gezi ayaklanması sokağa çıkışın ilişkilerini, mekanlarını, dilini zaten hazırlamıştı. Artık insaların sokağa çıkması eskisine göre daha kolay. Kısa vadede işin önü kapatılmaya çalışılırken böyle şeylerin olacağını ve olması gerektiğini düşünüyorum. Bu da Türkiye’deki tüm devrimci sol demokrat çevrelerin, özellikle HDP’nin sorumluluğunda olan bir şeydir ve HDP de bunun için elinden geleni yapacaktır.

 

ANAHTAR KELİMELERE GÖRE OPERASYON YAPILMIŞ

 

Bu çatışma seçimlere nasıl yansır?

Benim öngörüm, AKP’nin oylarında ciddi bir düşüş olacağı yönünde. Operasyonun niteliği çok kritik. Bence AKP’nin ekonominin kaç tane sektörü varsa o kadar sektör kadar yolsuzluk dosyası var ama bu seçilen dosyalar doğrudan yerel seçimleri ilgilendiren dosyalar. Kentsel dönüşüm, Marmaray, imar affı… Sanki anahtar kelimeleri seçip o kelimelerle ilgili operasyon düzenlenmiş durumda. Gerçeten ciddi şekilde oyları düşüreceğini düşünüyorum. Bunun bir taraftan da CHP’nin, HDP’nin ve diğer partilerin oylarında da değişikliklere yol açacağını düşünüyorum.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: AKP / Cemaat /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.