“Cemaat AKP savaşı hazırlanılmış bir savaş”

Sol Defter - 9 Ocak 2014 - Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Vatan Gazetesi yazarı, İslami hareketler ve partiler üzerine birçok kitabı ve incelemesi bulunan gazeteci Ruşen Çakır, “ittifak yapmaları şaşırtıcıydı” dediği AKP – Cemaat savaşını Vagus Tv’ye değerlendirdi. “Bu hazırlanılmış bir savaş” diyen Çakır, 12 yıllık AKP iktidarından bugüne uzanan büyük çatışmanın kırılma noktalarını anlattı.

Özgün UÇAR/ @Ozgun_u

2014-01-09 11.08.52

Ruşen Çakır çektiği tespihin Irak Kürdistanı’nda Cemaat tarafından kendine hediye edildiğini söyledi.

“Makas ilk olarak Mavi Marmara’da açıldı”

Cemaat ile AKP’nin böylesine büyük bir çatışmaya girmesi şaşırtıcı oldu mu?

Bekliyorduk bu kopuşu. Çünkü iki hareket birbirine çok yakın değil. Aslında bir araya gelip ittifak yapmaları şaşırtıcıydı. Ayrılmalarından çok ittifak yapmaları şaşırtıcıydı. Hükümet 27 Nisan Muhtırası’nın ardından askeri vesayeti bitirmek için Gülen Cemaati’ne razı oldu. O arada 2002′den 2007′ye dek hükümet Cemaat ile ilişki kurmaktan kaçındı. Hükümet 27 nisan Muhtırası’yla askeri vesayeti sonlandırmak için Cemaat ile stratejik işbirliği yaptı. Hükümet tek başına Cemaat’i almadan Ergenekon sürecini beceremezdi. Cemaat de tek başına polisteki, yargıdaki kadrolarıyla bunu yapamazdı. İkisi biraraya gelip Ergenekon’u gerçekleştirdi. Bir yerden sonra ise aralarındaki makas açılmaya başladı.

Bu makas açılması hangi olayla başladı?

Bunun ilk göstergesi olarak Mavi Marmara gözüküyor. Ancak Ergenekon’da Hanefi Avcı olayı, Türkan Saylan, Ahmet Şık olayı da var. Bunlar doğrudan Cemaat’in özel meseleleriydi. Yani Cemaat Ergenekon konseptine sıkıştırmak istediği kendi hesabını Ergenekon ile görmek istedi. Türkan Saylan’ın okullarının Cemaat’e alternatif olması, Hanefi Avcı’nın Cemaat aleyhine kitap yazmış olması bir sebepti. Hükümet ittifak bozulmasın diye Cemaat’in bu özel meselelerinin faturasını ödedi. Bunun faturası çok ağır oldu. Özellikle Ahmet Şık, Nedim Şener olayı ile uluslararası arenada hükümetin kredisi düştü.

Peki MİT krizi?

Kendi aralarında en büyük kopuş MİT krizi. Hükümet ile Cemaat bu kopuşu gizlemeye çalıştı. MİT krizinden sonra ise bu nokta kaçınılmazdı. Hükümet belli bir aşamadan sonra normalleşmeye geçmek istedi. Cemaat ise Ergenekon’u sürekli gündemde tutarak hükümeti sıkıştırmaya çalıştı.

Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşandığını söylüyorsunuz.

Şu ana kadar Cumhuriyet tarihinde İslami yapılanmalara ve irticai faaliyetlere karşı mücadele vardı. Bunlar hep İslami olmayan camialar ve partiler tarafından yapıldı. İlk defa bir İslami Cemaat’e İslami hükümetin sıkıştırması yaşanıyor. Yıllar sonra İslami bir parti iktidar olmuş ve İslami bir Cemaat ise bunu devirmeye, yıpratmaya çalışıyor bu da ilk. İlk defa iki ayrı islami yapının birbirleriyle çetin çatışmasını yaşıyor.

Ne oluyorsa Gülen’in bilgisi, talimatı dahilinde oluyor

2014-01-09 11.07.51

Paralel Devlet tanımlaması ve Cemaat içindeki bu yapılanma hakkında ne düşünüyorsunuz?

Paralel devlet lafı tuttu ama doğru değil. Paralel birbirine değmeyen anlamında, doğru değil ama kullanışlı bir laf.. Burada devlet içinde devlet bir şekilde derin devlet var. Hükümetin bundan haberi var. Hükümet bunu Ergenekon ve Balyoz sürecinde destekledi. Hükümetin aa ne oldu orada bir şey mi oluşmuş durumu söz konusu değil. Zekeriya Öz’e sahip çıktılar şimdi ipini çekiyorlar. Polislere sahip çıktılar şimdi tam tersi. Bu yapı paralel devlet ile ifade ediliyor. Bu Cemaat’in görünmeyen yüzü. Cemaat adına devlette örgütlenmiş sivil yapı.

Gülen’e rağmen mi?

Öyle bir şey yok. Böyle bir şey olamaz. Cemaat içinde kadrolar kafalarına göre hükümeti tehdit ediyorsa bu hükümete, devlete ve ülkeye rahatsızlık verir. Gülen’in bundan rahatsız olmaması düşünülemez. Gülen bundan memnuniyetsizliğini hükümete bildirip gelin bunu birlikte çözelim diyebilirdi. Ne oluyorsa Gülen’in bilgisi, talimatı dahilinde oluyor. Gülen Cemaat’ini birileri kullanıyor lafları inandırıcı gelmiyor.

Eğer Türkiye’de ciddi bir alternatif olsaydı o alternatif buradan topluma kendini gösterebilirdi

Bu iki tarafın dışında olan biteni bir film izler gibi izleyen ve izlemekten başka da bir gücü olmayan da bir büyük çoğunluk var.

Bazıları izlerken keyif aldığını söylüyor ama kendini kandırıyor. Bu savaşa müdahale etmek ve ayırmak mümkün değil. Burada yolsuzluk iddialarını ciddiye alacak kadar AKP’yi, paralel devlet iddialarını ciddiye alacak kadar Cemaat’i tanıyorum. Bu iki iddia da çok önemli. Paralel devletle mücadele ettiği ölçüde hükümete, yolsuzluklarla mücadele ettiği sürece Cemaat’e destek verebilirim. Devlet bunlara nasıl özerk bir yapı kurarsunuz derken haklı. İyi de bu adamlar sizin yolsuzluklarını çıkartıyor diyenler de haklı.

Eğer Türkiye’de ciddi bir alternatif olsaydı o alternatif buradan topluma kendini gösterebilirdi. Değil parti bir kişi bile, karizmatik bir kişi çıksa, yeni birşey söylese, bu kavganın ötesinde topluma bir vizyon, birşey söyleyebilse bu kavganın ötesinde çok etkili olabilirdi.

fetullah-gulen-erdogan (5)

Hükümetten Cemaat’e büyük bir müdahale bekliyor musunuz?

Çok sert şeyler olacak. Hükümet buna çok sert yanıt verecek. Polislerin yerini değiştirmesinden öte bir ceza soruşturması açacak diye tahmin ediyorum. Çünkü bir çeteden bahsediyor, casusluktan bahsediyor. Askerlerin neden içeride olduklarını gördükten sonra burada dile getirilen suçlamalar Ergenekon ayarında suçlamalar. Darbe girişimi olarak tanımlıyorlar 17 ve 25 Aralık’ı. Bu olayın kilit yerindeki kişilere bir operasyon yapılacağını bekliyorum. Ancak misillemeye misilleme de olur. Başbakan Dolmabahçe’de başka şeyler de yapabilirler demiş. Tır olayı başlıbaşına sert bir olay. Sadece Türkiye’de değil uluslararası arenada Türkiye’yi zor duruma düşüren bir olaydı. Türkiye’yi El Kaide ile birlikte olduğuna dair bir hava oluşturabildiler.

Cumhurbaşkanı’nın tarafı ne olacaktır?

Abdullah Gül ile Erdoğan birlikte hareket eder. Gül, Gülen ile birlikte hareket etmez. Paralel devlet denilen olaydan çok rahatsız ama yolsuzluklardan da rahatsız. Gül’ün yol ayrımında olduğunu sanmıyorum. Gül’ün Erdoğan’ı bırakıp Gülen’le işbirliği yapacağı fantezi bile değil, öyle birşey yok. Erdoğan’a yakın Nakşibendi Cemaati’ne 25 Aralık’ta bir operasyon çekildi. Hükümet Güleni İslami camiada yazlnızlaştırmaya çalışıyor. Cemaatin yanında duran pek cemaat yok. Ya tarafsız ya da hükümetin yanında.

ABD bu kavgayı nasıl okuyor?

Hükümetin ve Başbakan’ın Batı’daki kredisi azaldı. Çözüm süreci olmazsa hiçbirşeyi kalmayacak. ABD yolsuzluk konusunda bunlar yapmaz demez. ABD ‘nin şu aşamada Cemaat’e daha yakın olduğu bir gerçek. Cemaaat’in Washington’un hükümete kredisinin azaldığını hesaplamış olduğu da bir gerçek. Cemaat’in zamanlaması çok uygun yerel seçim öncesi, Ortadoğu’da yalnızlaştığı zaman yaptı.

Cemaat’in zamanını planladığını mı düşünüyorsunuz? 

Bu hazırlanılmış bir savaş. Hükümet dershaneyi öğrenip bunu bir ön adım olarak değerlendirdi. Kesinlikle hazırlanılmış bir savaş. Sanki hükümet Cemaat’in yapacaklarını öğrenip dershane ile ön almaya çalıştı. Belki Cemaat’in hazırlığını da hızlandırdı. Bir iddiaya göre Cemaat’in seçime 1 ay kala bir operasyon yapacağı ve hükümetin kendini toparlamasına izin vermeyeceği söyleniyordu. Biraz öne almışlar deniyor. Bana da olabilecek bir ihtimal olarak geliyor.

melih-gökçek

“Melih Gökçek kayıplarda”

Yerel seçimlere bu çatışmanın yansıması ne olacaktır? İstanbul ve Ankara’da AKP kaybedebilir mi?

İstanbul ve Ankara’dan herhangi biryeri kaybetmesi çok büyük bir sorun olur kendisine. Hele ikisini birden kaybederse feci olur. Cemaat hükümetin yerel seçimden ders almasını istiyor. AKP’nin rakiplerine destek verecekler mi bilmiyorum ama AKP’ye destek vermeyecekleri açık. Ankara’da CHP’nin çok güçlü bir adayı var. Ne kadar sol ile ilgisi olmasa da. Ankara’da Melih Gökçek’in sessiz kalması olayın ciddi olduğunu gösteriyor. Gökçek Gezi’de olduğu gibi şimdi de çıkar görünürdü. Gökçek kayıplarda, demek ki olay ciddi. Gökçek rahat değil bu çok net. Bunu her haliyle görebiliyoruz. Hükümet hem Ankara’yı, İstanbul’u kaybederse onun için felaket olur. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olup olmayacağını da gözden geçirmesi gerekir.

“Büyük bir altüst oluş yaşanacak”

Cemaat’in seçimlere tesir edebilecek oy potansiyeli var mı? 

Cemaat’in etki alanı önemli oy potansiyeli önemli değil. Cemaat iki operasyon yapıyor, hükümete oy veren insanların kafasını karıştırıyor. CHP istediği kadar propaganda yapsın işe yaramıyor. Cemaat’in polisleri, savcıları öyle bir operasyon yaptıki yerel seçim öncesinde hükümeti zor durumda bırktı. İsterse oyu yüzde 0 olsun. Bu operasyonlarla hükümetin oy kaybetme riskini kaybetti.

Bu savaşın ardından Türkiye’yi ne bekliyor?

Hiç alakası olmayan insanlar yanyana. Herşey altüst oldu. Eski dostlar düşman eski düşmanlar dost oldu. Türkiye’de şu anda her şey mümkün. Ummadığımız insanlar ummadığımız şeyler yapıyor. Başbakanla Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu birbirine övgüler yağdırıyor. Bunlar olacak şeyler değildi. Aynı şekilde parti içerisinde İdris Naim Şahin istifa ediyor. Çok karmaşık birşey yaşıyoruz bu daha da karışacak. Büyük bir altüst oluş yaşanacak.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: AKP / Cemaat /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.