Siyasette saflar netleşti, çatışma büyüyor!

Sol Defter - 25 Ocak 2014 - Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Yerel Yönetimler, Cumhurbaşkanlığı ve ardından Genel Seçim’in yapılacağı konjonktüre girerken, AKP ile FG Cemaati’nden ikincisi, 17 Aralık’ta esaslı bir darbe indirdi ortağına; yolsuzluk operasyonları!.. Bu darbe ile birlikte, tüm siyasi aktörler yeniden pozisyon belirlediler, iki ana cephede kümelendiler.

CEMAAT CEPHESİ
Varlığı şüphe götürmeyen ancak soruşturulmadığı için büyüdükçe büyüyen rüşvet cerahatine, ‘Cemaat yargısı’ neşteri attı ve hem rakibini fena yaraladı, hem de tüm siyasi aktörlere pozisyonlarını yeniden tanımlattı.
Üçlü seçimlere giderken, Cemaat’in 17 Aralık operasyonlarıyla başlattığı huruç hareketinde yalnız olmadığı bilinmeli. Belirtileri çok önceden ortaya çıkan ve bu sütunda birçok yazıya konu edildiği gibi; Cemaat, RTE’yi gözden çıkaran ABD ve ana muhalefet CHP ile örtülü bir ittifak halinde.

Cemaat cephesinin sermaye ayağında, organik ‘nurjuvazi’sinin örgütü TUSKON var, bu öteden beri biliniyor. RTE ve yakın çevresinin her fırsatta vergi cezaları ve başka sopalarla tehdit ettiği, büyük sermayenin örgütü TÜSİAD da sesini biraz daha yükselterek, bu cephede yerini almış durumda.

BAZI PARTİLER
CHP dışındaki muhalif partilerden MHP, AKP’nin karşısında durarak, Cemaat cephesinde pozisyon alırken, Büyük Birlik Partisi (BDP) de konjonktürde AKP karşısında durarak palazlanma fırsatını kaçırmak istemiyor. Son olarak; Erbakan mirası ‘Milli Görüş’çü Saadet Partisi, kavgadan bize ne düşer beklentisiyle AKP karşısında, dolayısıyla ‘de facto’ olarak Cemaat cephesinde.

Bu cephede bir de ‘sol liberaller’ var. AKP’de milletvekili ve bakan olarak yer alan müstafi Ertuğrul Günay, Haluk Özdalga gibi isimler Cemaat’le birlikte davranırken, ‘Yetmez ama Evetçi’ kullanılmış ahmaklardan bir kesim yaptıkları 100 imzalı bir açıklamayla, Cemaat’in Zaman’ının üst manşetinde baş göz üstünde tutuldular.

Cephe büyümüş gibi görünmekle beraber, çelişkili duruşlar da var. CHP, hem Cemaat kesimi ile birlikte davranıyor hem de Balyoz, Ergenekon mağdurlarının ‘yeniden yargılanmalarını’ istiyor görünüyor. Ama bu, Cemaat’in ve sol liboşların istemediği bir durum. CHP Yönetimi, bu noktanın fazla üstünde durmayarak, ertelemeyi tercih eder halde ama içinde kazan kaynatan bir duruş bu…

AKP CEPHESİ
Cemaat’in çok önceden hazırlığı yapılan ve ustaca sergilenen rüşvet operasyonuyla ağır bir yara alan RTE ve yakın çevresi, bir yandan bütün devlet aygıtını kullanarak saldırıları göğüslemeye çalıştı, bir yandan da yeni müttefikler bulma arayışına girişti. MİT’i daha etkin bir kullanıma alan RTE, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı TİB’e yine bir MİT’çi getirerek muhaberat devleti olmada yeni bir adım daha attı.

Cemaat’in Yargı ve Emniyet kadrosundan yumuşak karnına sert yumruklar yiyen RTE, ‘paralel devlet’ söylemini geliştirip, Cemaat’e ‘gizli örgüt’ yaftasıyla saldırıyı denedi ama şimdiye kadar yapabildiği; yoğun tayinler, sürgünlerden öteye gidemedi. Yine de ‘2. Dalga Operasyon’ olarak bilinen Bilal Erdoğan’ı da kapsayan operasyonun önünü kesmekle, HSYK’daki hamleleriyle, saldırıların temposunu düşürmekle teselli bulabiliyor. AKP’nin Yargı’yı iyice kontrolüne almak için başlattığı HSYK ile ilgili yasa değişikliği ise, AB’den ve Gül’den gelen negatif sinyallerin etkisiyle gerçekleşmeyecek gibi ama ona zaman kazandırıyor, bunu kendi kâr hanesine yazacak.

RTE’nin cephe oluşturmak için yanaştığı aktörler; TSK, Kürt siyaseti ve ‘Fenerbahçe Cumhuriyeti’… Balyoz, Ergenekon, KCK, şike  gibi operasyonların Cemaat’in yargıdaki kadrolarının ‘kumpası’ olduğunu öne sürerek, yeniden yargılamaya ışık yakan AKP’nin  bu hamlesi, söz konusu  aktörleri Cemaat’e karşı, kendisiyle birlikte pozisyon almaya bir davetti.

AKP’ye doğrudan karşı çıkmamakla beraber, RTE’siz bir AKP ihtimaline hazırlıklı duran bir kesimi ‘ortadakiler’ diye nitelemek yanlış olmaz. TOBB ve Türk-İş Çankaya ile  yaklaşık aynı çizgide durarak ‘ortadakiler’in pozisyonunu oluşturuyorlar. Zamanla bu küme güçlenebilir.

KÜRTLER VE SOKAK
‘AKP Rejimi’nin Cemaat cenahı ile öteden beri başı hoş olmayan Kürt siyaseti, tepedeki çatışmadan bir fayda çıkarmanın peşinde. AKP’ye gönderdiği mesaj; “Çözüme yaklaş, yoksa seni biz bile kurtaramayız”… Bu, bir tür mevcut sıkışmışlıktan faydalanma siyaseti ve özgürlükçü bir siyaset için oldukça sığ, hatta oportünist bir duruş olarak nitelenebilir. Yine de bu duruşun tüm Kürt siyasetine hakim olmadığını ve tıpkı Gezi’deki duruş gibi, hareketin kendi içinde ciddi tartışmalar yarattığını eklemek gerekir.

AKP-Cemaat çatışmasının yarattığı cephelerden uzak duran ve kendi doğrusunun peşindeki sosyalist partiler, gruplar, Gezi Ayaklanması’nın öteki bileşenleri, alternatif kümeyi oluşturuyor. Bu kesim içinde, yaklaşan seçimlere kayıtsız kalmama; seçimlerde hiç olmazsa bazı mevziler kazanma, seçim konjonktürünü bir kürsü olarak kullanma çabaları var.

Savrulmalara karşı durduğu sürece; gerçek demokrasi, adalet, eşitlik söylemi ve inandırıcı pratiğiyle, bu küme Türkiye’nin geleceğiyle ilgili söz söyleme şansını daha da artıracaktır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: AKP / Cemaat / CHP /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.