Taşeron işçilik hakkında yeni bir şey yok: 9 Mart balon çıktı!

Sol Defter - 10 Mart 2014 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Çalışma Bakanı Faruk Çelik, 9 Mart’ta taşeron sistemiyle ilgili açıklama yapacağını açıklamıştı. Bugün 10 mart hiçbir açıklama yok. Aslında bu yeni de değil. Çalışma Bakanlığı her yıl bu oyunu oynayarak, taşeron işçilerini oyalıyor.

Çok değil, geçtiğimiz Eylül ayında Çalışma Bakanı Faruk Çelik katıldığı bir televizyon programında “Taşeronluk kalkmaz. Hizmet alımı tabii ki devam edecek. Buradaki yanlışlıkların kalkması gerekiyor” demişti. “Özellikle uzun süredir on yıl, onbeş yıl boyunca kamuda aynı işyerinde çalışanlar var. İşverenler değiştiği halde çalışan işçiler var. Bunların yargıya gitmesiyle yargı kararları var. Şu anda işe iade tazminatın ödenmesi gibi sorunlarla  karşı karşıyız. Gerek enerjide gerek karayollarında gerek üniversiteler de birçok kurumda yaşanan hukuki sorunlar var” diye de devam etmişti.

Sizce Bakan Bey neden şikâyetçi?

On, onbeş yıldır taşeron sistemde çalışıp işten çıkartılan işçilerin işe iade davalarından ve kıdem tazminatı alacak davalarından değil mi?

Üstelik “üniversiteler” diyerek bizim işkolumuzun da ismi de veriyor, işçilerin kazandıkları davaları “hukuki sorun” olarak ifade ediyor. Bakan Beyi dinleyen biri, sanki sıkıntılı olanın işçi değil de devlet olduğu kanaatini edinecektir.

Bakan Bey sayısız defa “Bütün bunları çözecek bir paket içerisindeyiz” dedi. Taşeron işçilerin sorununu çözmek üzere hiçbir adım atmadı. Tek yaptığı şu: Her yıl Mart ayında taşeron çalışma sistemini bakanlığın ve yandaş medyanın gündemine getiriyor. Medyaya “MÜJDE! TAŞERON İŞÇİSİNE KADRO GELİYOR!” haberi yaptırılıyor. Taşeron işçisi de ha bugün ha yarın diyerek yapılacak müjdeli haberi beklemeye başlıyor!

Taşeron işçisi hep bekledi: Sömürü cehenneminin en dibinde çırpınıp durdu, kredi kartı borçlarının, çoluk çocuğun isteklerinin peşinde sürüklendi. Ek iş arayıp bulan işçi, kendini şanslı saydı!

Yıllar geçti. Cemmat-Hükümet kavgası ortaya çıktı. Hükümetin boyaları döküldü. Başbakanın bile artık kabul etmek zorunda kaldığı ses kayıtlarının itiraf ettiği gerçek şudur: Halk enayi yerine koyulmuş, iktidardakiler menfaatleri için çalışmışlar ve onlarca milyon Avro parayı ceplerine aktarmışlar. Bu paralar, taşeron işçisinin alınteridir. 2 milyon taşeron işçisinin, 5 milyon asgari ücretli işçinin reva görüldüğü taşeron sistemi olmasa, onlarca milyon Avro birikir mi? Bize kadro vermediler, taşerona mahkum ettiler, elde ettikleri paraları da yandaşlarına peşkeş çektiler. Yolsuzluk ve taşeron sistemi madalyonun iki yüzüdür.

İşte bu yüzden bu Bakanlıktan ve hükümetten, onun oyuncusu hastane yöneticilerinden bize fayda yok. Bizim kurtuluşumuz, sömürü cehennemini ve yolsuzluk düzenini kökünden değiştirecek mücadeleden geçiyor. Ya hesap sorup çocuklarımıza onurlu bir gelecek vereceğiz ya da bu sistemin bizi ezip sömürmesine, sefalete izin vereceğiz! Biz mücadeleden yanayız ve bunda kararlıyız.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Çalışma Bakanlığı / Taşeron sistemi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.